İdam cezası şart oldu

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun "Bu iktidar gidecek, ya bir erken seçimle ya da başka bir şekilde..." sözlerinin ne manaya geldiğini sormaya gerek yok. Oldukça açık bir biçimde darbeyi anlatıyor. Çünkü iktidarların demokratik biçimde yani seçimle gitmesi dışında tek bir şey akla gelir özellikle Türkiye’de. Üstelik bunu kimin ve ne şekilde söylediği de hesaba katılırsa bu yargımız neredeyse kesinleşir. Üstelik CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "Saray rejiminin, Saray düzeninin sonu geliyor. O son, Atatürk'ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaların, bütün bu liyakatsizliklerin sonunu getirecek..." diyor, diyebiliyor. 
Burada da çağrışım yapılması istenilen “Osmanlı’yı yıkmak”tan başka bir şey değildir elbet. Çünkü bunların kurduğu düzen yani vesayet dönemi kapanmış olsa da özlemleri aynıdır. Onlara dikte ettirilen da öyle. Güçlü Türkiye’yi Osmanlı olarak görmektedirler. Kurulmaya çalışılan ucube pagan dini yerine insanların İslam’ı benimsemesi onlar için korkunç bir durumdur. Öyle olmasa kalkıp “Ben inançlı değilim, neden vergilerim camilere gitsin?” tarzı bir yaklaşımda olurlar mıydı? 
Ayrıca, düşmanın Türkiye’ye hükmedebilmesi için bu sistemin zayıflaması, memleketin güçlü bir memleket olmaması elzemdir. Bu da ancak hükmedebilecekleri bir sistem ve politikacılarla mümkün olabilecektir. Çeşitli güçler ki, bunlara bilumum gizli servisler, dünyaya hükmetme durumunda olan lobiler ve maşa olarak kullandıkları başta Fetö olmak üzere çeşitli örgütler de dâhildir, böyle bir sistem arzusuyla yanıp tutuşmaktadır.
Bakın Ertuğrul Özkök de bu tezgâha dâhil oldu. 2 Mayıs 2020 tarihli “Bu krizden nasıl mı çıkarız? İşte size iki başarı örneği” başlıklı yazısında 2001 senesinde Türkiye’nin düştüğü ekonomik krize atıf yapıyor. Hani şu pek bir tarafsız ve demokratik reisi cumhurun Anayasa kitapçığı fırlatarak sebep olduğu kriz. Ondan sonra Ak Parti’nin iktidara gelip yarattığı başarı hikâyesinden dem vuruyor. “Kısaca ülkemiz, tarihinin bu en büyük ekonomik krizinden demokrasisini güçlendirerek çıkıyor...” diye yazıyor. Aklı sıra tarafsız görünecek ve Ak Partiye yağ çekecek. Sonra da 2008’de Yunanistan’da yapılan seçimin bir başarı hikâyesi olduğunu iddia ediyor. Gerçek niyeti de bundan sonra ortaya çıkıyor. Neymiş efendim, tüm dünya ile birlikte bizde de bir ekonomik kriz oluşmuş da bunu bir seçimle çözebilirmişiz. Niye seçim? Hükümet mi başarısız? Malum hainlerin dilinden düşürmediği iftirada olduğu gibi Türkiye mi batıyor? Neyin seçimi?
Niyet bariz biçimde belli.
Önce bir erken seçim pompalamaya çalışacaklar. Bunu diretecekler. 
Başarılı olunamadığı takdirde gelsin darbe…
Bunlar demokrasi için sandığın yeterli olmadığını iddia eden zavallılar. Yani cahil halk kendilerini seçmediği takdirde vur başlarına darbeyi, iktidara kendin gel. Böyle hastalıklı düşüncelere sahip tipler. 
Bakınız, darbe istemek, yapmak, kalkışmak vatana ihanettir. Vatan hainliğinin de çok şiddetli bir cezası olması gerekir. Aksi halde kalkışmalar durumunda halk bu defa da sokağa dökülecek ama hiç de yumuşak davranmayacaktır. Tankların önüne yatmayacaktır örneğin. Gördüğünü oracıkta devirecektir. Hıyanet içinde bulunanların da beklediği belki de budur. İç savaş yaratmak ve müstevlilere davet çıkartabilirler. İç karışıklığı bahane edenleri memleketimize çöreklenmeye davet de vatana ihanettir.
Bizi hiçbir zaman kabul etmeyecek olan ve son pandemi sırasında fiilen dağılan Avrupa’nın karşı çıkmasına bakılmaksızın hiç olmazsa vatana ihanet suçu için idam cezası getirilmelidir. Avrupa idama karşı çıkacaksa gitsin önce ABD’ye kafa tutsun. Tabii maçası yiyorsa…
İdam cezasını gündeme getirmenin ve buna darbeye çağrı kavramını da dâhil etmenin zamanı çoktan gelmiştir.

YORUM EKLE

banner19