İKİ HİKAYE ARASINDAKİ 7 FARKI BULUNUZ

            Yaşı yetenler muhakkak hatırlar eskiden gazetelerde birbirinin aynısı denecek iki fotoğraf yan yana konur ve okuyucuya iki fotoğraf arasındaki 7 fark sorulurdu. İlk bakışta aynı gözüken fotoğraflar arasında dikkatlice bakıldığında bu yedi fark ortaya çıkar ve bir kalemle işaretlenirdi.

Haydi bizde fotoğrafla olmasa da birbirinin aynısı iki hikayeyle oyunumuzu satırlarımıza taşıyalım, nostalji olsun, genç okurlar da yeni bir oyun öğrenmiş olsun.

9 Ocak 1935 de Konya’nın Ereğli ilçesinde yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi, yoksulluğa meydan okuyan bir soy isim taşıyordu “Elmas” yoksullukla baş edemeyeceğini anlayınca 12 yaşında evden kaçtı. Çeşitli işleri denemeye para kazanmaya çabaladı daha sonra İstanbul’a yani ileride çok ihtiyacı olacağını düşündüğü İstanbul Hukuk Fakültesine kaydoldu ama ikinci sınıftan terk etti.

İlk olarak Chevrolet marka bir araç çaldı ve kısa zamanda yakalandı. Bu suçtan 11 yıl ceza almışken cezaevinden kaçtı, polislerle girdiği çatışmada bu defa yakalandı. Sultanahmet cezaevinde kalp rahatsızlığı geçirdiğini söyleyerek hastaneye sevk aldı yolda askerleri ikna ederek durdukları restoranın tuvalet camından yine kaçtı.

Takvim yaprakları 7 Temmuz 1961’i gösterdiğinde Necdet Elmas İstanbul’da Buğday Bankasını soymak üzereydi ne var ki banka müdürünün “bankayı soyuyorlar” diye kapıdan bağırması üzerine soygunu yapamadan kaçtı.

İlk banka soygunu girişiminden 41 gün sonra 18 Ağustos 1961 tarihinde İş Bankası’nın Kazlı çeşme şubesine elinde Sten-Gun marka silahıyla geldi “kimse kıpırdamasın bu bir soygundur” (bu söz ilk defa o tarihte Necdet Elmas tarafından tescillendi) diyerek girdi. Bankada müşteri olarak bulunan bir kişinin yanına giderek ne iş yaptığını sordu “ben işçiyim 450 liram var, bunu yatırmaya geldim. Benim paramı alma” diyen müşteriye “Ben işçinin parasını almam” diyerek karşılık verdi ve bankadaki 165.850 lirayı yanındaki arkadaşıyla alarak kayıplara karıştı. 1961 tabi ki darbeleri bol memleketimin darbe mevsimiydi ve darbeciler için bu soygun, karizma çizdirecek bir soygundu. Darbeciler Necdet Elmas’ı yakalamak için özel birlikler kurdu, her darbenin sesi ve savunucusu Cumhuriyet gazetesi ise Necdet Elmas’ın yakalanabilmesi için ABD’den (Cumhuriyet hiçbir tarihte ABD karşıtı olmadı) özel dedektif getirterek darbecilere katkı sundu.

Siyah gözlükleri, iyi giyimi, düzgün konuşmasıyla ve işçi parasını çalmayan tavrıyla darbecilerle dalga geçer gibi gazetelere mektuplar göndererek soygun girişimlerini, soygunu ve planlarını paylaştı. Bu paylaşımlar da The Gang Buster of İstanbul” imzasını kullandı.

            Soygundan 12 gün sonra 30 Ağustos 1961 yılında Darıca’da yakın arkadaşı ve ev sahibi olan Muzaffer Balçık’ın ihbarıyla yakalandı. Yakalandığında soygun sırasında aldıkları paranın 30.000 lirasını yemiş geri kalanını polislere teslim etmişti, savunmasını kendisi yaptı, 20 yıl hapis cezası aldı, 13 yıl yattı cezaevine bir kütüphane yaptırdı, sonra Ecevit affıyla çıktı, Beşiktaş belediyesinin verdiği bir büfeyi işletti, ünü hiç azalmadı ve 15 Ocak 2017’de Antalya’da vefat etti.

            Yine Ocak ayıydı ve Necdet Elmasın doğumundan 9 yıl sonra 1 Ocak 1944 yılında Yunanistan’ın Gümülcine şehrinde doğdu. 1946 yılında ailesiyle birlikte kaçıp Akhisar’a yerleşti, sanırım ilerdi anlaşılacağı üzere servetindeki çağlamadan kaynaklı Çağlar soyadını aldı, dayısı Şükrü Şankaya’nın tavsiyesiyle 1963 yılında Mahmutpaşa da ki Yahudi esnaflardan ticareti ve tekstili öğrenmeye İstanbul’a geldi. Anlayışı çok güçlü olmalı ki 1982 yılına gelindiğinde yani İstanbul’a gelişinin 19. Yılında Nerpaş A.Ş adlı şirketi kurdu.

            Şirket yönetim kurulu çok ilginçti; yönetim kurulu başkanı Cavit Çağlar, başkan vekili Şükrü Şankaya, üyeler ise Hayim Erkohen (Erol Erkohen’in babası), Yasef Malki (Cavit Çağların ileride başını çok ağrıtacak hatta cinayetinde isminin çokça geçmesini sağlayacak Nesim Malki’nin babası) ve elbette Nesim Malki.

            Şirket merkezi 1 yıl sonra Bursa’ya naklediliyor, kısa süre sonra Malki ve Çağların yolları “resmi” olarak ayrılıyordu.

            İş hayatındaki ilginç yükseliş siyasi hayatına da yansıyor 1991 seçimleri ardından Demirel tarafından bakanlıkla ödüllendiriliyordu Cavit Çağlar. 1991-92 yıllarında Hazine’den ve Ziraat Bankasından sorumlu devlet bakanı oluyordu ( Çağlar soy ismi Çağlamaya başlamıştı.

            1993 yılında öldürülen dönemin çalışkan, ileri görüşlü ve dürüst siyasetçisi Adnan Kahveci bu bakanlık için “kamu bankalarının Cavit Çağlar’a teslim edilmesi, ciğerin kediye emanetinin belgesidir” demişti. Sonradan anlaşıldı ki Çağların şirketlerinin Ziraat bankasına olan borçları piyasanın çok çok altında faizle ve piyasanın hiç görmediği imtiyazlarla azaltılmıştı. “Eller havaya bu bir soygundur” demişti Necdet Elmas ama bu işlemde tüm eller yerli yerindeydi ve daha yeni başlamıştı işe Cavit Çağlar. Dönemin milletvekilleri Çağlar ve banka genel müdürü hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ama 13 Ocak 1994’te anlaşıldı ki dosya kayıptı.

            Daha sonraları anlaşıldı ki Çağların dosyalarının kaybolmak gibi ilginç bir huyu vardı.

            Necdet Elmas hikayesinde yıl 1961 ve darbe olurda Cavit Çağlar hikayesinde olmaz mı? diye soranlara gelsin Çağların kendi ağzından çıka şu itiraflar;

“28 Şubat…

“Balans ayarını aslında bizler yaptık…sorarım, benimle birlikte Emre hoca, Köstepen, Menzir, Gencay Gürün gibi isimler DYP’den istifa etmeselerdi, Refah-Yol devrilebilir miydi? (4 Kasım 2010, Hürriyet, Yalçın Bayer’e verdiği röportaj)

Necdet Elmas darbecilerle dalga geçerken Cavit Çağlar 28 Şubat darbesinin mimarı olmakla geriniyordu.

Darbeciliği geçip hortumculuk hikayemize devam edelim.

Zenginlikte Çağlamaya devam eden Cavit Çağlar, 1996 tarihinde Çukurova grubundan paravan şirketlerine çektiği kredilerle İnterbak’ı 250 milyon dolara satın alıyor, satın alma bedelini bu aldığı kredilerle ödüyordu.

Çağlamak için bunlar yeterli gelmiyor, yurtdışında açılan off-shore merkezlerde kurulu paravan şirketlere Cavit beyin bankası kredi musluklarını açıyor, Cavit beyin kendi şirketlerine inanılmaz krediler aktarılıyor, 7 Kasım 1997 tarihinde Cavit beyin sahibi olduğu Interbank Göztepe şubesinden, bank ekspres bankası sahibi Korkmaz Yiğit’e 10 milyon dolar “kredi” veriliyor aynı tarihte Bank Ekspres ten Cavit beyin Sifaş ve Nergis firmalarına 10 milyon dolar “kredi” çıkıyor, bizde bu tiyatroyu, elimiz boşalmış cebimizde ıslık çalarak, televizyonlarda “tarikat şeyhlerinin yatak odasına canlı yayın aracıyla girecek kadar tarikat ehli Uğur Dündar’dan haberler izliyorduk, meğer gerçek hikaye biz bunları izlerken yaşanıyormuş.

Aslında Cavit Çağlar hikayesi burada bitmemeli daha neler var neler ama hem Cavit Çağlar yaşadığı için bu hikaye bitmez hem de inanın bugünlük yer kalmadı.

Şimdi her iki hikaye’yi de okudunuz, lütfen aradaki 7 farkı bulun ve bizimle paylaşın.

Bir ipucu illaki verilirdi, bende vereyim Necdet Elmas, bankadaki işçinin parasını çalmamıştı.

Selam ve saygıyla.

           

             

             

YORUM EKLE

banner19

banner24