İngiliz bizi neden öptü?

TC hava kuvvetlerinin, hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürmesinin üzerinden iki hafta geçti. Olay gündemin birinci maddesi olmayı sürdürüyor. Rusya öfkesini soğutabileceği ve çilen karizmasını onarabileceği karşı hamleler yaparken, TC hükümeti bir taraftan haklı olduğunu anlatmaya, bir taraftan da Rusların öfkesini söndürmeye/ soğutmaya uğraşmaktadır. Bir yandan ‘Ülkemizi savunduk, bugün olsa yine yapardık, özür dilemeyiz’ derken bir yandan da uçağın hangi ülkeye ait olduğunu bilmeden vurduklarını, ‘Rusya’ya ait olduğunu bilseydik böyle olmazdı’ türünden açıklamalar yapmaktadırlar.

Rusya devlet başkanı Putin’in ‘sen de mi brütüs’ tavrı ve öfkesi, bu öfke ile yaptığı tehditler ve hatta saldırıları son sürat devam etmektedir. İHH’nın ekmek fabrikasına ve sivillere yönelik saldırılar, kendi ülkesine de ağır faturalar ödetebilecek ticari ambargo kararları… gibi.

Rusya bir yandan uçağının düşürülmesinden büyük bir hayal kırıklığı ve öfkeye kapılmış gibi davranırken, diğer yandan da bir süredir içerideki Erdoğanofobiklerin paket muhalefet söylemlerini aynen tekrarlamaktadır. Türkiye’nin Işid’i desteklediği, Işid’ten petrol aldığı, teröristlere yardım ettiği… gibi tanıdık yalanlar. İnsanın aklına ister istemez içerde gezi ile başlayan, paralel ve pkk terörü ile devam eden Erdoğanofobik muhalefetin, bayrağı Putin’e teslim ettiği geliyor.

Putin bunu neden yapsın? Daha iki ay önce Moskova’nın göbeğinde Erdoğan ile birlikte cami açılışı yapan, Putin’in kendi kalesine böyle bir gol atmak için çıldırmış olması gerekir. Avrupa ve Amerikalıların ambargo uyguladığı bir dönemde Türkiye’nin yanında durduğunu unutmuş olması ne ile açıklanabilir?.

Uçağın düşürülmesinden bu yana geçen zaman içinde bu olayı her yönü ile ele alan birçok yazı ve değerlendirme okudum. Bunlardan bir tanesi de Alev Alatlı ile yapılan röportajdır. Alev Alatlı, Putin’in ‘öbür tarafa geçmiş’ olabileceğini söylemiş röportajında. Bu geçişin sebebini de şöyle açıklamış:

“Bir ahlaki seçim yaptı diyorum. Özetle Tayyip Bey'in "Dünya 5'ten büyüktür" sözlerini sol gelenekten gelen, Asyalı bir Ortodoks liderin anlaması gerekirdi. Görünen o ki karşı tarafa "5'lere" satıldı. Benim hissettiğim bu. Neden korktu? Tabii bunu anlamak lazım. Belki ambargodan korktu. Türkiye-Rusya işbirliği müthiş bir şey olurdu. Putin "dünya beşten büyüktür" aklına yakındı ama dayanamadı. Ben olsam Erdoğan'ın yerine Rusya'yı, İslam Birliği'ne alırdım. Gözetmen olarak değil, direkt üye olarak. Rusya'nın yüzde 20'si Müslüman. Putin de Birleşmiş Milletler'e "Dünya 5'ten büyüktür" diyerek "ben oynamıyorum, Güvenlik Konseyi'nden çekiliyorum" deme noktasına gelebilirdi. Birisi sanki Putin'in kanına girdi. Şurası da bir gerçek; Rusya sanayisi toparlanamadı. Rusya için Sputnik üreten demirci dükkanı yani "kuznetsa" derler. "Kuznetsa" Demirci dükkanı demek. Bu ne demek biliyor musunuz? Ön tarafta birisi demir dövüyor, arka odada Sputnik'i yapan deha fizikçiler, bilim insanları var. İkisinin arası boş. Demokrasi, kalkınma bu aradaki boşluğu kaldırmıyor.” (Al Jazeera Türk, İrfan Bozan röportajı)

Alev Alatlı’nın bu değerlendirmesi mantıklı gelse de anlamadığım bir şey var. Erdoğan ve ‘Yeni Türkiye’ karşıtı her tıkırtıyı destekleyen ve büyüten Avrupa devletleri ve ABD bu olayda neden TC’nin/ Erdoğan’ın yanında/ arkasında durmuştur? Putin 5’lere geçmişse 5’lerin de Putin’in arkasında durması gerekmez miydi?

Son üç yılda Erdoğan’a karşı yapılan tüm kalkışmaların koordinasyon merkezi gibi çalışan bu batılı devletler ne oldu da Erdoğan’ın Rusya ile arasının açılmasına bu kadar çok sevindiler?

En çok ta İngilizler sevinmiş gibi görünüyor. İngiliz gazeteleri bundan birkaç ay önce olmadık hakaretleri yaptıkları Erdoğan için neredeyse ‘Büyüksün reis’ manşetleri atacak duruma gelmişlerdir.

İnsan sormadan edemiyor:

Bayram değil, seyran değil, İngiliz bizi neden öptü?
YORUM EKLE

banner19

banner8