İnsana dair

İnsan ne Darvin’in anladığı gibi salt biyolojik ihtiyaçları olan bir varlıktır. Ne Marks’ın anladığı gibi salt üreten bir makinadır. Ne de Freud’un anladığı gibi libidodan ibarettir. İnsan en güzel kıvamda / en güzel potansiyelde yaratılan bir varlıktır. (ahseni takvim)

Kıvam olarak / potansiyel olarak iyidir, iyi meziyetlere / iyi hasletlere sahiptir insan. Bu durum onun eksiksiz / kusursuz olduğu anlamına gelmez. İnsandan istenen / insandan beklenen, doğuştan / yaratılıştan sahip olduğu bu üstün nitelikleri / yetenekleri / becerileri doğru yerde yönetmesi / yönlendirmesidir.

Zira doğru bir biçimde ve yerinde yönetilemeyen / yönlendirilemeyen meziyetler / hasletler insan için bir kusura / bir tutkuya / bir zaafa / bir düşkünlüğe dönüşür. Aynen bunu gibi iyi yönetilen, doğru yönlendirilen zaaflar / eksiklikler / kusurlar da insan için birer erdeme / haslete dönüşür.

İnsan, erdemleri / hasletleri / yetenekleri / becerileri olan bir varlık olduğu kadar, zaafları / kusurları / tutkuları da olan bir varlıktır. Unutulmasın ki, zaaf / kusur son derece insanidir ve insana dair bir şeydir.

Zaafsızlık / kusursuzluk hali insana ait bir hal değildir. Daha ziyade meleklere has bir haldir. İnsanı yaratan da insanın melek olmasını istemiyor. Aksine insan olmasını / insan kalmasını istiyor. İnsan olabilmek ve insan kalabilmek için de zaafların / kusurların / tutkuların iyi / doğru / yerinde yönetilmesi / yönlendirilmesi gerekir. Zaaflarını / kususrlarını / tutkularını, erdeme / haslete dönüştürmesi gerekir.

İnsanın kemale ermesi / kâmil insan olması ancak ve sadece zaaflarını meziyete dönüştürmesi ile mümkün olur. Ne ki insan için mükemmeliyet / mükemmel insan olmak düşünülemez. Zira mükemmeliyet ilahi bir sıfattır. Tam ve mükemmel olan (samed) ancak ve sadece Allah’tır.

Kamil olma / kemalata ulaşma hali ayrı bir şeydir. Mükemmel olma / mükemmeliyete erişme hali başka bir şeydir. Kemalat devam eden bir süreçtir. Mükemmeliyet ise sonuçlanmış / tamama ermiş bir süreçtir.

Allah insanı eksiği ile, kusuru ile, zaafı ile yarattı. İnsanı yerküre ölçeğinde bir şah eser olarak yaratan Allah, insana zaaflar vererek onu imtihan sahasına çıkardı. Zaafı olmayan insan nasıl imtihan edilecekti ki…

İnsan için en büyük zaaf, zaafsızlık düşüncesidir. En büyük kusur da kusursuzluk düşüncesidir. Zaafsızlık / kusursuzluk düşüncesi insanı şeytanın ayartmalarına açık hale getirir. Bir başka ifade ile insanı şeytanlaştırır. Zaten şeytanı da şeytan yapan zaafsızlık / kusursuzluk düşüncesi değil midir?

Esasen insanın doğrudan bir zaafı / zaafları yoktur. Zaaf olarak karşısına çıkan sahip olduğu meziyetleri iyi / doğru yönetememesinden doğan durumlardır.
YORUM EKLE

banner19

banner8