İsmet Karaca’nın ölüm istatistikleri!

İsmet Karaca, Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nün defin istatistiklerine oldukça meraklı. Bursa’da Covit 19’dan kaynaklı ölüm sayılarının gizlendiğini öne süren Karaca, geçen yıla göre bu yıl Bursa’da bin ölüm artışı olduğunu istatistiklerden çıkararak bunların covit 19 kaynaklı olduğunu ima ediyor. 

İsmet Karaca bu konuyla ilgili ilk açıklamayı 29 Nisan ikinci açıklamayı 22 Mayıs 2020 tarihinde yaptı. Sağlık Müdürlüğü neden rakamları açıklamıyor, neden ölüm sayılarını bilmiyoruz ve benzeri cümlelerle. Sağlık Bakanlığı il bazında rakam açıklamıyor. Zaten il bazında ölüm sayılarını açıklamasının da kimseye bir faydası yok. 

Önceki gün CHP Bursa’nın sosyal medya sayfalarından bir duyuru yapıldı. “İl Başkanımız gerçek ölüm rakamlarını açıklayacak” sunumuyla. 

Ve Karaca açıklaya açıklaya mezarlıklar müdürlüğünün resim sitesinde yer alan ölüm sayılarını ve son dört yıl karşılaştırmasını açıkladı. Herhangi bir bilimsel veri yok. Sadece defin rakamları üzerinden algı oluşturmaya yönelik bir çaba. 

Bursa Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün covit ölüm sayılarını açıklamasını talep ediyor. Covit ölümleriyle ilgili resmi istatistik açıklamasından ısrarla kaçınıldığını söylüyor. Evet resmi açıklama yapılmıyor ancak genel olarak Türkiye genelinde il bazında açıklanmıyor. Yani konu sadece Bursa ile ilgili değil. 

Hele ki okulların açılmasına bunu bağlıyor ki tam bir akıl tutulması. Covit 19’a bağlı ölüm sayıları açıklanınca okullarla ilgili nasıl bir gelişme bekliyor İsmet Karaca. Açılmasın mı okullar. 

Neyse gelelim verdiği rakamlara. 

“Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin e-devlet üzerinden görülebilen vefat sorgulama kayıtlarına göre bu yılın ocak-ağustos dönemi toplam vefat sayısı 11.615 olarak görülüyor. 2016-2019 arasında 4 yıllık ocak-ağustos dönemi ortalaması ise 10.602 kişi. Görüldüğü üzere 2020'nin ocak-ağustos dönemi Bursa'daki vefat sayısı, 4 yıllık aynı dönem vefat ortalamalarından 1.013 kişi daha fazla. Uzun sözün kısası 2020'de, her yıl gördüğümüz ortalama vefat sayılarının üzerine çıkılmış durumda. Bu rakamlara her türlü vefat nedeni dahil. Covid kaynaklı ölüm var mı, yok mu bilinmiyor. Bu konuda resmi açıklama da yapılmıyor."

Ortalama vefat değil zaten defin rakamları onlar. Bursa’da vefat edip kendi memleketlerinde gömülenler bu rakamlara dahil değil. İkincisi yıllara dair ortalama alıp bunu 2020 ile karşılaştırmak ise daha ilginç bir durum. Oysa 2019'da aynı dönemde 10.845 kişinin öldüğünü, bu rakamın ocak-ağustos2020'de 11.615 olduğunu kendisi açıklıyor. Aradaki fark 770. Ancak pandemi yasaklarının olduğu uzun bir süre boyunca Bursa’dan kimse memleketine cenaze götüremedi. 

Yani cenaze definleri Bursa’da yapılarak Bursa’daki istatistiklere işlendi. Bunların bir kısmının Covit ölümüdür mutlaka. Ancak rakamlar üzerinden hareketle nereye varmak istediklerini gerçekten merak ediyoruz. Örneğin salgın döneminde köy köy gezen CHP İl Başkanı ve ekipleri, maske mesafe kuralına uymayan organizasyonlarını zaman zaman sosyal medya hesabımızdan yayınlıyoruz. 

Burada ölüm sayısının ne olduğundan öte yaşama dair ne yapılıyor onu sorgulamak daha doğru değil mi? Öncelikle mesela CHP etkinliklerinde ve ziyaretlerinde ya da organizasyonlarında bu önlemlere tam uyum gösterilmesini sağlamak daha önemli bir adım değil mi? Sen kendin uymadıktan sonra kurallara ölen sayısının sana ne faydası olacak? 

Bursa’da tabip odası varmış!

Türkiye ve dünya aylardır salgınla kavruluyor adeta. Tüm dünya salgına çare bulmak için seferber olmuş durumda. Meslek liseleri, belediyeler hiç olmazsa bir yerinden tutalım diye maske üretiyor, dezenfektan üretiyor bir çaba gösteriyor. 

Aylardır devam eden bu sürecin en önemli muhataplarından biri hatta ilkidir tabipler. Var olsunlar bu süreçte emekleri, çabaları ve hakları ödenmez. Ve tabiplerin bağlı olduğu oda Tabip Odası diye bir kuruluş var süreç içinde ölü taklidi yapan. 

Bir çok organizasyonda yer alabilme fırsatı varken, bir çok projeyi üretip hem kamuya hem millete yardımcı olma imkanı varken sadece kenarda durup olumsuz bir gelişme olsun diye beklediler. Öyle bir niyetleri yoksa bile son adımlarıyla niyetlerinin o olmadığına kimseyi ikna edecek durumda değiller. 

Malum akademik odası olmasına rağmen bilimle değil siyasetle uğraşan Türk Tabipler Birliği’nin Bursa’daki yerel versiyonu Bursa Tabip Odası, Türk Tabipler birliği önderliğinde başlatılan #YönetemiyorsunuzTükeniyoruz başlıklı bir dizi etkinliğe hazırlanıyormuş. 

Bursa Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan, "Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanların tarihsel sorumluluğunu her gün ama her gün hatırlatmaya devam edeceğiz!" sözleri ile niyetin ne olduğunu saten ortaya koyuyor. Bir tek tane çözüm önerisi, çözüm yolu ya da fikrini ortaya koymadan sadece ideolojik olarak karşısında durduğun yönetimi hedef yap. Ne güzel Türkiye öyle değil mi?

Keşke Tabip Odası, Cuma günü 8 aydır Bursa özelinde ne tür çalışmalar yaptığını, hangi projeleri ürettiğini, hangi konularda yeni çözümler oluşturduğunu falan anlatsa diyeceğim ama, aylardır Tabip Odası’nın olduğunu bile yeni anlıyoruz. 

Bilenser’den Olay’a ağır sözler!

Cavit Çağlar malum son günlerde medyanın bir numaralı gündemi. Çağlar gündemi baş döndürüyor medyada adeta. Önce bir açıklama yapıyor sonra yalanlıyor yalanlamaya yalanlama geliyor. Uzayıp gidiyor iş. 

Ancak tartışmaya son iki gündür Bursa’dan da gazeteciler katılmaya başladı. Bu Bursa basını adına umut verici bir gelişme. Özellikle Cavit Çağlar’ın önce yorum yapanı kulağından tutar kapının önüne koyarın deyip sonradan çark ederek editoryal özgürlük benim garantimde sözleri ile başlayan tartışmalara önce yıllarca Olay’da köşe yazan Engin Aksöz sert bir yorumla karşılık verdi hemen ardından Olay Gazetesi’ni kuran ekibin başında olan ve yıllarca medyayı yöneten Erol Bilenser’den uzun bir açıklama geldi. 

Kendi döneminde Olay Gazetesi’nin editoryal olarak bağımsız olduğunu uzunca anlattıktan sonra asıl söyleyeceğine geçiş yapan Erol Bilenser, bugünkü Olay yönetimi ve kadrosuna çok ağır sitemde bulundu. 

Direkt yönetimini ve kadrosunu hedef alan Bilenser, "Olay'ıgörünce içim acıyor!" ifadelerini kullandı. Gazeteci Erol Bilenser'in bu sözleri ve paylaşımı gündeme adeta bomba gibi düştü. 

İşte Gazeteci Bilenser’in uzun açıklamasındaki o bölümler; “

Nereden nereye değil mi? Bugünkü OLAY'a gelince. Hala orada çalışan arkadaşlarım darılmasın ama, okumuyorum, okuyamıyorum. Çünkü görünce içim acıyor. Bütün bunları bana, Cavit Bey'in OLAY'la ilgili attığı tweetler yazdırdı. 

Ne diyordu Cavit Çağlar; Gazeteciler kendi işlerini yaparlar, asla benim müdahalem olamaz. Evet OLAY'ı kurarken de,OLAY'ı olay yapan süreçte de tanıdığım Cavit Çağlar buydu. Bugün neler oldu, neler değişti bilmiyorum. Yorumu sizlere bırakıyorum...”

Tüm bu tartışmalara ve yaşananlara rağmen Bursa basınında iki isim dışında tık yok. Bir itiraz yok. Bir yorum yok. İlginç değil mi? 

Yıllarca herkes ne yaşandığını, neler yapıldığını biliyor oysa. Bugün hala yıllarca zihinlerde büyütülen o korkular mı etkili oluyor acaba? Gazeteciliğin ve gazetecilerin itibarı için itiraz etmek o kadar mı zor?

YORUM EKLE

banner19