İstemek başarmanın tamamıdır: Tanto

İnsanların azminin desteklemek için söylediğimiz çok klasik bir öğüttür; İstemek başarmanın yarısıdır. Kalan yarısında da konunun uzmanı olmak, çok çalışmak, destek bulmak, kendini yenilemek, projene insanları ikna etmek, kaybettiğinde küsmemek, her defasında tekrar başlamak gibi uzun bir liste vardır ve bu liste o kadar uzar gider ki; kişi istemekten de vazgeçer.

Ya da elindeki hayale o kadar sıkı sarılır ki, başkalarıyla çözemediği her aşamada bakış açısını değiştirip çözüm yolları bulur, çoğu zaman da kendisi yapar; Onur Çetincengiz gibi…

Şu sıra herkesin adını “Tanto” adlı çizgi romanı ile duyduğu Onur Çetincengiz ile yollarımız yıllar sonra tesadüfen kesişti; ilkokul öğretmenime ulaşmak için sosyal medyada tüm arama çabalarım boşa çıkınca ben de oğlu üzerinden ulaşmayı denedim ve böylece 4 yıl evvel çocukluğumda okulda rastladığım Onur Çetincengiz ile görüşmüş olduk.

Sosyal medya hesabından çizgi roman, figür koleksiyonu, film fragmanları paylaştığında birkaç soru ile Tanto’yu öğrenmiştim ve bu konu üzerine sohbet ettikçe onun inancının, bu kahramanı anlatma isteğinin ne kadar güçlü olduğunu gördükçe çizgi roman sevmeyen biri olarak ben bile merakla bekler oldum Tanto’yu…

Ve nihayet tanışma sayısı ile Tanto raflarda, fuarlarda, imza gününde.

Onur Çetincengiz’e kim olduğunu sorduğunuzda vereceği yanıt çok yalın, “1981 Bursa doğumluyum, annem öğretmen, babam emekli. Fabrikada çalışıyorum. Figür topluyorum ama esas ilgim sinema ve çizgi roman, bu alanda koleksiyon yapıyorum. Özellikle de Türk fantastik filmlerine ilgiliyim. Yıllardır poster, kart ve çizgi roman biriktiriyorum.”

Fabrikada çalışmak onun için kazandığı paranın adresi, esas işi fikri üretim alanı çizgi roman ve sinema.

“Çocukluktan gelen tutku” diye anlatınca çizgi roman merakını, okul yıllarında hatırladığım çocuk geliyor gözümün önüne; Elinde He-Man kılıcı ile… Hepimiz o çizgi filmi izlerdik, ama bazıları hissediyordu demek ki.

Onur Çetincengiz’in çocukluktan başlayan merakında babası ile geçirdiği okuma zamanlarının da etkisi büyük: “Okuma yazmayı Karaoğlan’la öğrendim, bir gazetenin içinde vardı, babam da oradan okurdu. Belki de babama hayranlıktan dolayı çizgi romana böyle bir geçiş oldu. Onunla filmler izlerdik, o hayranlık tutkuya dönüştü.”



TANTO NEDEN TÜRK DEĞİL?

Tanto’ya dair herkesin sorduğu soruyu ben de sordum elbette; Tanto neden Türk değil?

“Tanto, bizden biri, sadece vahşi batıya uyarlanmış hali. Türkiye’de yaşatmak ve tarihi bir karakter yapmak istemedim.  Çünkü Tanto bir antikahraman. Aşık oluyor acı çekiyor hata yapıyor, bazen bile bile yanlış yapıyor. Biraz da duygularına hakim olamayan bir karakter. Böyle bir karakteri Osmanlı’da ya da günümüz Türkiye’sinde yaşatmak çok kolay değil. Çünkü Karaoğlan Kara Murat, Tarkan aşık olmaz, acı çekmez, hata yapmazdı. Tanto’yu biraz daha vahşi batıya çektim ve içinde günümüzdeki bazı olaylara mesela kadın cinayetlerine tepki olarak yazdığım bir hikaye var. Çocuk istismarına karşı bir hikaye var. Yer ve mekan açık edilmiyor sadece.”

SAMURAY KILICININ KULAKTAKİ İZİ

“Tanto isim olarak tınısı akılda kalıcı, eski filmlerde Cango vardır mesela, Ringo vardır, isim akılda kalsın istedim” diyen Çetincengiz’in anlattığı bir hikayesi daha var isme dair; Tanto küçük samuray kılıcı demekmiş aynı zamanda. Akılda kalıcı, pratik ve keskin yani.

“BU ALANDA ÜLKEMİZDE DE SEKTÖR OLMASINI İSTERİM”

Çetincengiz’le sohbetimiz sırasında anlattıkları bana ülkemizde ve dünyada çizgiroman dünyasına dair farklı bilgiler de kazandırdı: “Kitap basılınca tepkiler olumlu, ülkemizde yayınevleri çizgi romana değer vermiyor ama ben kötü tarafını değil iyi tarafını göstermek istiyorum. Biz bu alanda yazanlar, kitap bastıranlar Türkiye’de bu işi sekötöre dönüştürebilirsek çok güzel bir adım olur. Sektöre dönecek kadar çabalayan üreten var. Amerika’da Batman ve diğer çizgi romanlar sektör olarak büyüyerek devam ediyor, Japonya’da tuvalet kağıdından çok çizgi roman kağıdı üretilecek kadar büyük ilgi var, animeler çok gözde, İtalya’da Teksas Tommiks devam ediyor, ülkemizde de en azından bir yükseliş başladı. Eskiden pek yayın basılmazdı. Yeni yeni Batman basılmaya başladı. Bilmeyen biri Batman basılıyordu diye düşünebilir ama 2015 ten beri basılıyor. Daha önce tek tük basılırdı. Filmlerle birlikte ülkemizde sektör büyüyor.”

KISA FİLM SEKTÖRÜNE UZUNCA EMEK VERDİ

Sinemaya da tutkusu olan Çetincengiz, oyunculuk eğitimi ile temel atarak kısa filmler de ortaya çıkarmıştı: “2002 yılın da tiyatro eğitimlerine başlamıştım, Ekim Tiyatrosu, Bursa Sanat Tiyatrosu, Tayyare Kültür Merkezi, Devlet Tiyatrosunda eğitimler aldım ve sonra da kısa filmler yapmaya başladım. 2006 Star Wars, 2008 Canavar, 2009 Ölüm Dosyası, 2010 Altın Çocuk Klinge Karşı, kardeşim Emir Çetincengiz de bir film çekti; Junior Kimin?”

Çetinkardeşin hazırladığı filmler festivallerde gösterilmesi yanında ulusal ve yerel kanallarda da seyirci ile buluşmuştu ancak sektörde bazı değişimler nedeniyle artık bu alanda (şimdilik) üretim yapmayacak: “Artık kısa film yapanlar çıtayı o kadar yükseğe çıkardı ki, seyirci amatör ruhla ve kendi bütçenle yaptığını bilmiyor, yüklediğinde internete eleştiriyi bırakın küfür eden oluyor. Yazarak devam etmeye karar verdim. Tamamladığım 2 de roman denemem var. Önceliği Tanto’ya verdim çünkü 4 senedir bekliyor. Bastıracak yayınevi bulamayınca kendi imkanlarımla Tanto’yla tanışma olsun diye böyle bir başlangıç yaptık.”

 

İMZA GÜNÜNDE OKURLA BULUŞMA  

Okurla buluşan Tanto’da hikayeler Onur Çetincengize ait ama kahramanların çiziminde her öyküde ayrı bir yolculuk saklı. Çizgileriyle karakterleri canlandıranlar; Yarkın Sakarya, Yasin Yıldıran, Alper Geçgel, Ümit Türek, Yusuf Turgut, M. Emin Sincar, Fıratcan Yakut. Daha önce Yenişehir’de imza gününde okurla buluşan Tanto ve Çetincengiz dün de Pirinçhan’da Çizman’da imza günündeydiler.

 
YORUM EKLE

banner19

banner8