İzmarit Cumhuriyeti…

“İspanya’da, eski bir buzdolabını doğanın orta yerine bırakarak geri dönüşümle dalga geçen adam, durumun polisler tarafından fark edilmesiyle 45 bin euro para cezasına çarptırıldı. Bununla da yetinemeyen polisler, adamın buzdolabını oradan çıkarttırarak doğru bir şekilde dönüşüme sokmasını sağladı.” (Medya’dan)

Sabahları okula gitmek için otobüse/ metroya kadar yaklaşık 1200 metre kadar yürüyorum.. Her gün aynı sokaklardan caddelerden geçiyorum. Benden tahmini 5-10 dakika önce aynı sokaktan geçen bir hanım var. Birkaç defa kendisini görme şerefine nail oldum. Muhtemelen bir yerde memurdur, hemşiredir ya da öğretmendir. Her neyse…
30-35 yaşlarında, gayet temiz giyimli, makyajlı, bol parfümlü ve sigara içen bir hanım… Belli ki, evinden çıkarken sigarasını yakmakta ve hemen hemen aynı yerde sigarası bitmektedir. Sigara izmaritini de bittiği yere, söndürmeden atmaktadır. (Takıntı yaptığımı düşünmeyin. Tam orada 3 senedir yem verdiğim bir kedi var. Orada yavaşlıyorum. Yani ‘kedidir kedi’) Kendisi ile karşılaşmadığım zaman da sigara izmaritini görmekteyim. Her gidişimde gözüm sigara izmaritini arıyor ve adımlarımı ayarlayıp söndürüyorum. Tabii ki Allah ne verdiyse söyleniyorum.

Her gün kişisel özbakımını yapan, süslenen, giyimine özenen bir hanım sokağına izmaritini attıktan sonra nereye düştüğüne bakmayacak kadar duyarsız olabiliyor.
Yürüdüğüm sokaklar boyunca apartmanların önleri sigara izmariti ve paketleri ile doludur. İnsanlar evlerinin balkonlarında, pencere kenarlarında sigara içiyorlar ve izmaritlerini, biten paketlerini sokağa fırlatmakta beis görmüyorlar.

Geçmiş yıllarda, Namazgah’ta, otobüs beklerken, işçi servisi bekleyen bir genç vardı. Selamlaşırdık her sabah. Servisi 6:50’de gelirdi. Tam servis geleceği zaman sigara yakar, iki fırt çekip sigarasını söndürmeden yola atardı.
Bir sabah sordum: “Sigarayı bitiremeyeceğini bile bile neden yakıyorsun?” dedim. O da, “beni epey idare ediyor” gibi bir cevap verdi. “Ama izmaritini yere atıyorsun?” dediğimde, “Doğru ya, haklısın abi. Onu düşünemedim” dedi. Ve yerden aldı, yanan kısmı eli ile atıp servisine bindi. Sonraki sabahlarda yaktığını görmedim.

Nezir Asaroğlu sosyal medya hesaplarından Demirtaş’ta, Kestel’de.. vs sanayi tesislerinin çevreyi kirlettiğini, yetkililerin bu konuda görevlerini yapmaları gerektiğini günlerce paylaşıp durdu. Ne kadar etkili olduğunu bilmiyorum. Ama bu paylaşımları görünce benim aklıma rujlu sigara izmaritini söndürmeden sokağa atan o hanım ve durakta sigarasından iki fırt çekip bütün olarak sokağa atan fabrika işçisi geldi. Ve hatta okulların kapısındaki bir ağacın dibine sigara izmaritlerini atan öğretmen arkadaşlarım geldi. O fabrikaların sahipleri, o fabrikalarda çalışanlar, o fabrikaları denetleme makamındaki insanlar kendi hayatlarında, sokaklarına, duraklarına, mazgallarına, okul önlerine, ağaçlarına… vs aynı hoyratlıkla yaklaşmaktadırlar. Ve onları yetiştiren öğretmenler de…

Fabrika atıklarını, inşaat molozlarını doğaya döken insanları şikayet eden bir arkadaşım şunu söylemişti: “Geldiler, ceza yazdılar. Ceza yazmakla işlerini yaptıklarını sanıyorlar. Atıklar aynı yerde duruyor. Aslında o attıklarını toplatmaları gerekir.”
Tıpkı İspanya’da polisin yaptığı gibi…

Tövbede en önemli boyut işlediği günahı, verdiği zararı telafi etmek/ düzeltmek/ ıslah etmektir. Sokağa sigara izmariti atan, fabrika atıklarını doğaya salan, inşaat molozlarını devletin ormanına rastgele döken, piknik yerlerinde çöp bırakan insanlar için yasalar çıkarmak çok caydırıcı değildir. Bu yasaları uygulamak ve takip etmek önemlidir. Yasalara uymayanlara caydırıcı cezalar ve verdiği zararı telafi etmeyi sağlamak lazımdır.

Sokağa, Otobüs durağına, ağaç dibine… vs izmarit atmak yasal olarak suçsa, atan kişilere gerekli cezayı kestikten sonra o izmariti yerden almak zorunda bırakıldığının haberlerini duymak/ görmek istiyoruz.
Ve fabrika atıklarını ormana boşaltanlara…
Ve Piknik yerlerine çöplerini bırakanlara…
Ve…

Bir de elektrik direkleri reklam panosu değildir. Elektrik direklerine ilan, sohbet duyurusu, reklam asmak yasal olarak suç ise, bunu yapanlara ceza kesildiğini ve yapıştırdıkları ilan/ reklamları toplatma cezasına çarptırıldıklarını duymak/ görmek istiyoruz.
Bu yapıldığında ancak nispeten temiz bir çevrede yaşayabiliriz.

Değilse sapık peygamber bozuntusu İskender gibilerinin bize meydan okuyan ilanlarının asılı olduğu direkler, fabrika bacalarından çıkan gazların zehirlediği gökyüzü ve izmarit denizi olmuş sokaklarda yaşamak zorunda kalırız.
YORUM EKLE

banner19

banner8