Kadını kıyafeti üzerinden sıfatlayan alçaklar!

Toplamda 2 bin 250 yılı bulan bir devlet geleneği ve milletin en son ismini Türkiye Cumhuriyeti koyduğu devletimizin kuruluş yıldönümü… 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı…

Hamasetten, uyduruk etkinlik ve sözüm ona resepsiyonlardan öteye geçemeyen, işin ruhumu asla yakalamayan bir dizi etkinlikle her yıl sözüm ona kutlayıp gidiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti için en önemli bayram. Devletimizin ad günü. Aslında çok daha etkili ve görkemli kutlamamız, kültürümüze, töremize göre meydan okumamız gereken bir gün.

“96 yılda ne kadar büyütmüşüz, ne kadar ileriye götürmüşüz, nasıl güçlendirmişiz ve bundan sonra çok daha fazlasını nasıl yaparız” bunu konuşmamız gereken yerde bir kitle, utanmadan arlanmadan alçakça işi kadınların kıyafetine getiriyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu hanımefendi üzerinden algı oluşturarak, sözüm ona başörtülü kadınları hedef alıyor, alçakça saldırıyor.

Hakaret başta kıyafeti üzerinden sıfatlanan Dilek İmamoğlu hanıma yapılıyor. Sadece kıyafeti ile Cumhuriyet kadınının simgesi olduğu algısı oluşturuluyor. Bireyliği, kadınlığı her şeyden önce insan olması hiçe sayılıyor.

Dilek hanım üzerinden öncelikle bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendiyi hedef alıyor bu alçak it sürüsü. Utanmazlıkta sınır tanımıyorlar. Kendilerini ülkenin ve cumhuriyetin sahibi kabul edip, millete ayar veriyorlar adeta. Kimsiniz ulan… Küstah alçaklar…

Ne Dilek İmamoğlu ne Emine Erdoğan, sadece giydikleri kıyafetler üzerinden sıfatlanamaz, sıfatlanmamalı. Bu bütün kadınlar için geçerli. Kadın onlar, anne onlar, evlat onlar, kardeş onlar en önemlisi insan onlar.

Size mi soracak insanlar giyinirken, sizin bitmeyen batının kemik yalayıcısı aşağılık kompleksleriniz mi şekil verecek topluma…

Kimsiniz ulan…



96 yıldır bu ülke bu millet sizin gibi itlerin kıyafet derdiyle uğraşıyor. Yok, efendim şunu giyersen çağdaş modern şunu giyersen yobaz gerici… Hadi ulan oradan…

Cumhuriyet üzerinden hamasetle geçti bunca yıl. Memleket bu karanlık zihniyet yüzünden alması gereken yolu, alması gereken ivmeyi bu alçaklar nedeniyle boş beleş tartışmalarla geçirdi, enerjisini harcadı. Kaç kuruşluk hizmetin var bu ülkeme bu millete. Çul çaput bekçisi utanmaz…

Ankara’ya köylüyü almayan faşist kafaları bir türlü yok edemedi bu memleket. Hamaset edebiyatından, ezberlenmiş kelimeleri papağan gibi tekrar edip millete zulmetmeye alışmış alçaklardan bir türlü silkinemedi.

Abiye de çağdaşlık arayan ahmak kafalar, başörtüsünde gericilik arayan gerzekler, koca dini getirip bir başörtüsüne indirgeyen dengesizler ve en önemlisi 100 yıldır Türk kadının üzerinde tepine tepine bir hal olan hastalıklı kafalardan kurtulmak zorunda bu millet.

Tarihinden, kültüründen medeniyetinden utanan, kahpe batının kemik yalayıcısı bir zihniyetten çok şey mi bekliyoruz?

Kadın bireydir, insandır. Kararını kendi verip kendi uygular. Ne giydiği ile ne inancıyla sorgulanamaz. Bir bez parçasının fazlalığı ya da eksikliği kimseyi ne yobaz yapar ne çağdaş yapar.

Yetti arkadaş…

Bu ülkede insanın insana zulmü yetti.

Kadınları kıyafetleri üzerinden sıfatlayanlara söylüyorum utanmaz, arlanmaz, alçak ve itsiniz…

Marmarabirlik neden hedefte?

Son yıllarda bana iki başarı hikayesi söyle deseler hiç şüphesiz biri Marmarabirlik diğeri Torku olur…

Dünyanın en büyük sofralık zeytin üreticisi olan Marmarabirlik, Hidamet Asa ve ekibi yönetiminde ülkenin yüzakı kuruluşlarından biri haline geldi. Yıllarca kavgaların, borç batağının içinde savrulup duran Marmarabirlik, bugün kredi kullanmadan, üreticinin hakkını hukukunu koruyarak zamanında parasını ödeyen, kar edip kar payı dağıtan bir kuruluş haline geldi.

Her geçen yıl attığı adımlarla daha güçlü geleceğe daha güvenli bir yürüyüşü var. Dünyanın bir çok ülkesinde raflarda milli bir kuruluş olarak ürünleri yer alıyor.

Her geçen gün daha fazla ülkede Marmarabirlik bayrağımızı dalgalandırıyor.



Marmarabirlik’in yıldızı parladıkça bir takım iştahları da kabartıyor tabi. Dün Marmarabirlik’e çöken birliğin üzerinden rant sağlayan kesimler bugün pırıl pırıl parlayan Marmarabirliek’i yeniden ele geçirmenin hesaplarını yapıyor.

Geçen yıl yüksek fiyat ve rekor kota ile üreticiye büyük destek veren Marmarabirlik bu yıl da aynı fiyatları açıkladı. Kotada bir kısım düşme olsa da yine de üreticiye desteğini gösteriyor birlik.

Geriye dönük 5 yıl boyunca bir gün bile üreticisini, ortağını mağdur etmeyen Marmarabirlik şimdilerde dedikodu ve iftiralarla yıpratılmaya çalışıyor.

Birliğin ve yönetimin zarar görmesi için elinden gelen çabayı gösteren bir lobiye karşı mücadele etmek zorunda bugünlerde Marmarabirlik.

Marmarabirlik bölgesinde gezerek gerçek dışı iddialarla Marmarabirlik yönetimini hedef alıyor. Devletten alınıp ödenmeyen borçları ödüyor hala Marmarabirlik bu lobicilerin. Üstelik zamanında borçları ödenmediği için devlet teşvikinden bile mahrum bırakılmış bir Marmarabirlik var ortada. Şimdi kar ediyor.

Dünya ve Türkiye’deki ekonomik durumun da etkisiyle pek tabi ki sıkıntılar var ama Marmarabirlik bunları aşıyor. Bir fiyat açıkladı birlik ve önümüzdeki günlerde bu fiyatı artırmanın çalışmalarını da yapıyor.

Bu noktada üreticinin de Marmarabirlik ve yönetimine sahip çıkması şart. Çok değil bundan 10 yıl önce yaşananları asla kimse unutmamalı.

Bir daha Marmarabirlik’i o günlere döndürmeye çalışanlara fırsat vermemeli.

Dedikodu ve iftiralara kulak asmamalı. Marmarabirlik’te üreticinin ortağının yanında onlar için çalışan bir yönetim var ve bunun kıymetini bilmeli ortaklar.

Marmarabirlik’in çökmesini bekleyen lobilerin yalan yanlış sözlerine değil, üyesi oldukları birlik yöneticilerine kulak vermelerinde fayda var.

 
YORUM EKLE

banner19

banner8