Kamu kendine çeki düzen versin

09.12.2018

Son yıllarda kamu kurumları ve bu kurumları yöneten kişiler gerçekten kantarın topuzunu kaçırmış durumda. Kamu kurumları orada millete hizmet etmek üzere bulunanların saltanat süreceği,  tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla egolarını tatmin edecekleri yerler değildir ve olmamalıdır.

Geldiğimiz noktada süper lüks makam araçları, süper lüks makam odaları, ultra lüks kamu binaları, ziyafetler bilmem neler almış başını yürüyor. Kimsenin milletin parasıyla saltanat sürmeye hakkı yok olamaz da. Bugün Bursa’nın merkezinde kamu kurumları tarafından boşaltılan onlarca bina harabeye dönerken, birçok kamu kurumu ciddi paralarla kiraladıkları ultra lüks binalarda sözüm ona hizmet veriyorlar. Kamu kendisine ayrılan kaynağı makam odalarına, binalara harcıyor. Oysa o kaynaklar millete hizmet için ayrılıyor, müdüre, bürokrata ya da memura lüks yaşam sağlamak için değil.



Özellikle son 5-6 yılda kamu kurumlarının yöneticileri gözü dönmüş şekilde lükse ihtişama ve kendi keyiflerine milletin kaynaklarını harcamak için adeta birbirleriyle yarışıyor. Bu işten kurtulmanın tek yolu var makam araçları da makam odaları da tek tip olmalı. Gösterişten uzak, sadece hizmetin yürütülmesine imkan tanıyacak şekilde düzenlenmelidir. Hiçbir kamu kurumu lüzumsuz yere yeni bina yapmaya ya da yeni bina kiralamaya yönelmemeli, bu işin bir an önce önüne geçilmelidir. Bugün Vali’nin makam odasından daha lüks okul müdürü odası, bilmem ne bürokratı odasına rastlamak mümkün Bursa’da. Kamu kurumlarının varlığı vatandaşa fayda sağlamaktan çok adeta vatandaşın sırtına yük olmuş durumda. Kimsenin buna hakkı yok.

Ve tüm bürokratlara ve memurlara iki önemli hatırlatma da bulunmakta fayda var. “Kul hakkıyla gelme de neyle gelirsen gel”. “Rüşvet alan da veren de mel’undur”

Süreç uzadıkça gerilim artıyor

Yerel seçimler öncesi siyasi partilerin aday belirleme süreci uzadıkça parti teşkilatlarında gerilim de artıyor. Aylardır merakla beklenen belediye başkan adayları bir türlü açıklanmadığı için siyasi partilerin içindeki güç savaşları hızlı bir şekilde devam ederken, yarın seçime girecek partilerin örgüt ve teşkilatları daha o sürece geçmeden kavga dövüşten yıpranıyor ve enerjilerini tüketiyor. Gerek iktidar partisinde gerekse muhalefet partilerindeki belirsizlik toplumda da stresi artırıyor. Aday toto oynandığı şu günlerde, sürecin uzaması siyasi kapışmaların, ayak oyunlarının gün yüzüne çıkmasıyla siyasetin daha da itibar kaybetmesinden başka bir şeye yaramıyor.

Zaten aday belirleme süreçlerinde kriterlerin net olmaması, adayların neye göre belirlendiğinin anlaşılamaması, adamcılığın dava ve ideolojinin çok önünde kabul görmesi, bilgi birikim beceri ve liyakatten öte en çok takla atanın öne geçmesi, eş dost tanıdık kontenjanında etkili olması var olan siyaset itibarını da yok ederken, insanların umutlarını ve inançlarını da tüketiyor.

Şahin Sevinç alkolü kaldırdı!



Bir süre önce Nilüfer Belediyesi’nin Misi’deki karavan tesislerinin işletmesini alan işletmeci Şahin Sevinç, tesislerde alkol satışını geçen hafta kaldırdı. CHP’de belediye başkanlığı adaylığı dillendirilen Şahin Sevinç’in, bu süreçte gelip yiyip içip hesabı ödemeden gidenler yüzünden oluşan kabarık faturayı görünce hiç olmazsa seçim sürecinde alkol satışından vazgeçtiğini söylüyor arkadaşlar. Ne kadar doğru ne kadar yanlış ben söyleyenlerin yalancısıyım.

CHP’nin Atatürk ikilemi…



Bundan sadece 3 yıl önce CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, mecliste bir milletvekilinin Atatürk tablosunu yere indirdiğini söylediği için partiden ihraç edilmişti. Geçen hafta cuma günü Mudanya Belediye Meclisi’nde tam 9 CHP’li bir parka Atatürk ismi verilecek diye oylamaya katılmadı. Atatürk hassasiyeti ile siyaset yapan CHP’de ne bir milletvekili ne il başkanı ne de bir başkası tık bile demedi. Atatürk istismarı ile siyaset yapanlar, bu yaşananlara bir açıklama getirmedi. Nazlıaka’yı partiden atanlar, istismarcılara ise gık çıkarmıyor. CHP seçmeninin oturup şapkayı önüne koymasının zamanı çoktan geldi de geçiyor bile…
YORUM EKLE

banner19

banner8