Kandil Kutlamak da mı şirktir?

Sosyal medyanın da yaygınlık kazanmasıyla Kandil kutlamak başka bir boyut kazanmış durumdadır. Kandil geceleri ya ‘Kandiller gerçek midir, yalan mıdır, İslam’da kandil var mıdır?’ Paylaşımları altında kavga devam ederken, bir yandan da ‘Pakistan Otobüsü’ dekorlu, janjanlı mesajları cevaplama veya silme ibadetleri ile meşgul olunmaktadır.

Kandil gecelerine inanıp kutlayanların batıl/ bid’at bir şey yaptıklarını söyleyip laf sokanların yanında, ‘Kandil gecelerine inanmayıp, kandil gecesini kutlayanlara saldıranlara saldıranlar da eksik değildir.
1987 yılıydı. Bursa’nın Beşyol mahallesindeki Fatih camiinde müezzin olarak görev yapmaktaydım. Bir yandan da İlahiyat fakültesinde öğrenciydim. Mahallemizde ‘Kudüs Bakkaliyesi’ adında bir bakkal vardı. Bakkal demeye bin şahit vardı. Tüm rafları kitaplarla doluydu. Bursa’da yaşayan okur- yazar ve gezerlerin çoğunun tanıdığı ‘Devrim İsmail’i o bakkalda tanımıştım. Devrim İsmail benim hayatımda da devrim etkisi yapmıştı. İmam Hatip’te ve ilahiyatta öğrendiğim birçok bilginin dayanaksız, batıl ve yanlış olduğunu keşfettim.

O günlerde, sanırım ‘Berat Gecesi’ idi. Ve caminin merhum imamı bir sebeple yoktu. İzinli ya da raporluydu. O dönemde naklen merkezi vaaz uygulaması henüz yoktu.
Tabii iş başa düştü. O zamana kadar hiç kandil gecesi vaazı yapmamıştım. ‘Kur’an okurum ve mealini veririm’ diye düşündüm.
Yatsı namazına 1 saat kalmıştı. Camiye gittiğimde caminin içi dolmuştu. Safları yara yara öne/ yerime geçtim. Mihraptan cemaate döndüm. ‘Maşaallah, camimiz hınca hınç dolmuş’ dedim. Ve doğaçlama konuşmaya başladım. “Dün gece sadece bir buçuk saf vardı’ demek aklıma geldi. Ve dedim. ‘Muhtemelen yarın gece de dün gece ki gibi olacak’ dedim ve konuşmaya/ laf sokmaya ‘Beraat’ın kelime anlamından başladım. (Yaklaşık)

“Beraat, kurtuluş demektir. Günahlardan kurtuluş…
Günahlardan kurtulmanın tek ve mümkün yolu tevbe etmektir. Tevbe etmek, günahlara son vermek ve geriye doğru telafi/ ıslah etmek (düzeltmek) demektir. Allah, samimi olarak tevbe edip kendini ve hayatını ıslah eden kişinin kötülüklerini iyiliklere tebdil edeceğini müjdeler. Beraat gecesi böyle bir tevbeye vesile olursa gerçekten afv ve mağfiret gecesidir. Değilse sadece kendini kandırmaktır. Size, bu gece şu duaları okursanız, şu kadar namaz kılarsanız tüm günahlarınızdan kurtulacaksanız desem siz de inanmazsınız. Buraya böyle şeyler duymak için de gelmediniz. Böyle şeyleri size söyleyerek sizi kandırmayı düşünmüyorum.
her ne zaman tevbe edip hayatınıza yeni bir istikamet verirseniz , sizin için beraat gecesi odur. Bu gecenin sizin günahlarınızı temizlemek gibi sihirli bir etkisi yoktur.”

Cemaatten bazıları ‘Camiye gittiğimize, gideceğimize pişman olduk’ dediler. Bazıları da ‘kesinlikle haklısın’ demişlerdi.
Geriye dönüp baktığımda, bugün olsaydı, böyle bir vaaz yapmazdım. Cemaatin hangi kaygı/ beklenti ve amaçlarla camiye geldiği ile hiç ilgilenmezdim. Ama beraat gecesinin de tüm günahları silip süpürebilen bir aspirin gecesi olduğunu da söylemezdim. Olmadığını da söylemezdim. Hazır cemaat gelmiş, temel ahlaki ilkeler ve günahlardan uzaklaşma ile ilgili konuşurdum.

Müslüman dövmek genelde hocalarımızın milli sporudur. Camide dövmekle hovumuzu alamıyor, sosyal medyada dövmeye devam ediyoruz. Bu spor hocalarımızdan sosyal medya vaiz ve engizisyoncularımıza da geçmiştir. Kurancısından, antikapitalistine, 19’cusundan, cübbelisine kadar herkes Müslüman ahaliyi kum torbası olarak kullanıyor.

Din’in, sadece Allah ile ilişkilerdeki ibadet, tesbihat ve O’nun gönlünün hoş tutulması ile sınırlı olarak algılandığı memleketimizde, erdemli yaşamanın, sosyal sorumlulukları yerine getirmenin de Allah’ın gönlünü hoş tutabileceği anlayışı yaygın olmadığından, dindarlarımız, belirli zamanlara sıkıştırılmış yoğun bir ‘Konsantre dindarlık’ yaşamaya çalışıyorlar. Onda da hem biz hocalardan, hem de sosyal medya ‘Molla Kasım’larından fırçayı yiyorlar.

Bir türlü ‘Kandilin içinde kandil’ olamıyoruz.
YORUM EKLE

banner19

banner8