Karantina günlerinde beslenme

Koronavirüse karşı alabileceğimiz ilk korunma tedbiri evde kalmak, bunu da ilk önce çocuklarımıza uyguladık. Biz yetişkinler için bile alıştığımız günlük işleyişin dışına çıkmak oldukça zorken, çocuklarımızın da okullarından, arkadaşlarından ayrı kalacacakları günlere uyum sağlamaları oldukça zor. Can sıkıntısı, onlar için düzensiz beslenme alışkanlıklarının da başlangıcı olabilir. Özellikle de online ders işleme günlerinde, sınıf ortamındaki disiplini sağlamalarına yardımcı olamazsak, ekran başında sağlıksız beslenmenin kurbanı olabilirler. Burada hemen şu soruyu sormak gerek: “Siz de; çocuğum ders çalışırken meyve, kek, börek atıştırsın diye çalışma masasını yiyeceklerle dolduran ebeveynlerden misiniz?” çocuğun can sıkıntısını gidermesi için yaptığımız bu yanlış, çocuğun ders çalışma ile yemek yeme arasında bağlantı kurmasına neden oluyor. Ders çalışırken yemek yeme davranışını öğrenen çocuk sonrasında bu davranışı sürdürüyor. Uzun süren eğitim hayatı boyunca ders çalışırken yemek yeme davranışını devam ediyor. 

Uzm. Klinik Psikolog Uzm. Diyetisyen Merve Öz, çocuklardaki bu ders ve yiyecek arasındaki bağ kurma davranışının obezitenin temelini attığını söylüyor. Uzm. Diyetisyen Öz’ün dikkat çeken açıklamaları şöyle: “Duygusal yeme; kişinin açlıktan ziyade olaylara yemek yiyerek tepki vermesidir. Kişi, üzgün ya da stresli olduğu için yani olumlu duyguyu ortaya çıkarmak için yemek yer. Çocuklar da aç oldukları için değil, sadece ders çalışmayı zevkli hale getirmek için yemek yiyor. Çoğu zaman derse odaklandığı için önündeki yiyeceklere odaklanamıyor ve neyi, ne kadar yediğini bilmiyor. Meyve tabağının ya da kuruyemiş kâsesinin bittiğini, tekrar almak için uzandığında fark edebiliyor. Ya da yiyeceğe odaklandığı için verimli ders çalışamıyor. Önündeki yiyecekler çocuğun çalışma verimini düşürüyor.”

Çocuklarımızın alışık olduğu sosyal yaşamdan uzak kaldıkları süreçte oturarak çalışmanın getirdiği hareketsizlikle, ders çalışırken yenilen atıştırmalıklardan gelen fazla kalori sonucunda obezite riskini de arttırıyor. Duygusal açlığa da dikkat çeken Öz, şu bilgileri paylaştı: “Ayrıca duygusal açlık nedeniyle çocuk çözemediği bir problemin yarattığı stresi, bir parça meyve alarak ya da birkaç ceviz yiyerek bastırıyor. Duygusal yemeyi bu sayede öğrenerek ders çalışma haricindeki diğer stres yaratan alanlara da bu alışkanlığı ekliyor. Çocukların metabolizması fazla çalıştığı için bu dönemde obezite ile yüz yüze kalmasa bile hayatının diğer noktalarında, yaşın artışı ile birlikte yavaşlayan metabolizma obeziteyi su üstüne çıkabiliyor.”

Karantina günlerinde çocuklarımızın beslenmesine özellikle dikkat etmeliyiz çünkü yemek yeme davranışları küçük yaştan itibaren oluşuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Öz, bu noktada ailelere büyük sorumluluk düştüğünü şu bilgilerie aktardı: “Büyüğünce, küçükken öğrenilen davranışlar sürdürülür. Bu nedenle sebze yemek, sadece yemek masasında yemek yemek, kahvaltı etmek gibi davranışlar çocuk yaşta öğretilmelidir. Çocuklara öğretilmesi istenilen davranışlar, öncelikle ebeveynler tarafından uygulanmalıdır. Sebze yemeyen bir ebeveynin çocuğuna sebze yemelisin gibi bir nasihatte bulunması çocukların davranışı benimsemesinde çok da faydalı olmayacaktır. Çünkü çocuklar davranışları gözlemleyerek öğrenirler.”

Ders çalışırken yemek yeme alışkanlığı oluşmuş çocuk için doğru yaklaşımla ilgili Yeditepe Üniversitesi Hastanesinden Uzm. Klinik Psikolog Uzm. Diyetisyen Merve Öz şu bilgileri verdi: “Eğer çocuğunuz ders çalışırken masasında yiyecek olmadan çalışamıyorsa bu davranıştan vazgeçene kadar salatalık, marul, havuç gibi su oranı yüksek yiyecekleri verebilirsiniz. Çocuğunuzun 40-45 dakika çalıştıktan sonra ara vermesini isteyebilirsiniz. Ve ara verdiğinde istediği yiyeceği yemesine izin verebilirsiniz. Su içme alışkanlığı çok zor oluşuyor. Su içme alışkanlığını kazabilmesi adına çocuğunuzun çalışma masasında mutlaka su şişesi olmalıdır.”

YORUM EKLE

banner19

banner8