Kim Korkar Allah'tan!

 

"Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfi Yezdân’ın
Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın." demiş Mehmet Akif Ersoy.

Kur’an’da Türkçeye ‘Korkmak’ diye çevrilen yaklaşık 10 tane farklı fiil vardır. Kuşkusuz bu fiillerin hepsinin anlamı ‘Korkmak’ değildir. Ürkmek, tedirgin olmak, dehşete düşmek, ürpermek, tırsmak, çekinmek, sakınmak gibi anlamları vardır. Kur’an meali/ çevirisi yapanlardan Türkçeyi iyi kullanabilenleri bu farklı nüansların bazılarını anlayabilmişler ve meallerine yansıtabilmişlerdir. Diğerleri ise kolaycılığa kaçarak 10 kelimenin 10’una da ‘korkmak’ demiş geçmişlerdir. ‘Uyarmak’ anlamına geldiği apaçık olan ‘İnzar’ fiilini bile ‘Korkutmak’ olarak çeviren mealler vardır.

Kur’an’da Allah’tan korkmak / Allah korkusu olarak çevrilen ‘İttika’ ya da ‘Takva’ kavramına korku anlamı dışında anlamlar veren birçok müfessir/ mealci vardır. Bunlardan birisi Muhammed Esed’tir. O ‘takva’yı ‘Allah bilinci’ olarak çevirir. Buna göre Takva sahibi olan Müslüman Allah bilinci sürekli canlı/ dinamik olan insandır. Her daim Allah’ın bilincinde/ farkında olan insandır.

‘Takva’ kavramı ‘Korunmak’ (vqy) fiil kökünden gelen bir kavramdır. Şems süresinin 7. ayetinde ‘Takva’ insan kişiliğine (nefs) ilham edilen/ kodlanan iki zıt eğilimden birisidir. ‘Takva ve Fücur’ Bu ayette insana nefsini Fücurdan arındırarak kurtuluşa ulaşabileceği söylenmektedir. Takva ise insanın nefsine kodlanan/ yüklenen ve insanı ‘bizzat hayr’ olana yönlendirecek içsel dürtü anlamında kullanılmıştır. Buna ‘Koruyucu/ sakındırıcı dinamik/itki’ diyebiliriz. Bir çeşit kötülüğe karşı insanın içindeki sigorta denilebilir. İnsanın yaptığı tüm olumlu/ hayırlı seçimlerin/ eylemlerin dayandığı iç dinamiktir takva. Takvayı seçimlerinin/ eylemlerinin dinamiği kılan kişiye de ‘Muttakıy’ denir.

Takva sahibi olan kişiler seçimlerini ve eylemlerini bir takım korkulara veya beklentilere göre yapmak yerine içten gelen bir itki (dinamik) ile yapan kişilerdir. Kurbanlık hayvanların etleri ve kanları değil onlardaki ‘takva’nın Allah’a nail olmasının söylendiği ayette, insanların yaptıklarını ‘içten/ vicdan kaynaklı olarak yapması gerektiği söylenmektedir.
Yine İnsan süresinde Miskin, yetim ve esiri doyuran ve bunu ‘Allah’ın vechi’ sebebiyle yaptığını, teşekkür ya da karşılık beklemediğini söyleyen takva sahiplerinin örnek verilmesi Allah’ın ‘takvayı insan seçim ve eylemlerinde ne denli ayırıcı kriter gördüğünü göstermektedir.

Bu kriter sadece Allah açısından geçerli değildir. Bizler de günlük hayatımızda buna benzer durumlar yaşamaktayız. Bazı şeyleri çocuklarımıza / çalışanlarımıza ödül vaad ederek ya da ceza ile korkutarak yaptırmak yerine biz söylemeden onların içten gelerek yapmasını tercih eder ve bekleriz. Bu olmadığında da zaman zaman şu şekilde sitem ederiz: “Önemli olan bunu ben söylemeden ve içinizden gelerek/ kendiniz düşünerek yapmanızdır”

Dolayısıyla Allah korkusu, Allah rızası, Allah’ın vechi… gibi tabirler aslında Allah’ın insanın nefsine kodladığı fıtri iyilik duygusu (Vicdan) ile bir şeylerin yapılmasını ifade etmektedir. İnsanlardan bravo almak veya insanların kınamasına maruz kalmamak için yapmamak.

Mehmet Akif’in bahsettiği Allah korkusu olsa olsa yukarıda anlatmaya çalıştığımız insanın nefsine fıtraten kodlanan sakınma duygusu. Eminin Akif te fazilet hissinin salt sosyal baskı/ mahalle baskısı gibi bir Allah baskısı anlamında kullanmamıştır. Türkçe’de bu kavramların karşılıklarının yeterince ve titizlikle bulunup kullanıma sokulamamasından kaynaklanan bir eksik anlama söz konusudur.

Sonuç olarak Allah korkusu korkusuzluktur. Hiç kimseden korkmamaktır. Hiçbir baskı altında kalmadan salt içsel bir itki/ dinamik ile seçmek ve eylemektir. Kınayanın kınamasına aldırmadan seçmek ve eylemektir.

Allah’tan korkmak ve O’nun rızasını gözetmek, hiç kimseye göre davranmamaktır. Allah’tan korkmamak ise her şeyden ve herkesten korkmaktır.

Bunu Yunus Emre’nin
“Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver anları,
Bana seni gerek seni” dizeleri çok güzel anlatmaktadır.
Dost Yunus tam da; “seçimlerimi ve eylemlerimi beklentilerim ve korkularım yönlendirmemektedir” demek istemektedir.

Korkusuz vicdanlılara selam olsun.
YORUM EKLE

banner19

banner8