Erol Günaydın'ı yitirdik

Tiyatro ve sinemanın büyük ustası Erol Günaydın, yaşama veda etti.

Erol Günaydın'ı yitirdik
Tiyatro ve sinemanın büyük ustası Erol Günaydın, yaşama veda etti.

Tiyatro ve sinema sanatçısı Erol Günaydın, tedavi gördüğü hastanede 79 yaşında hayatını kaybetti.Türk sinema ve tiyatrosunun usta ismi Erol Günaydın, Bodrum'da rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Sağlık Bakanlığı'nın da katkısıyla Günaydın, Kadıköy Acıbadem Hastanesi'ne sevk edilmişti. Uzun süredir burada tedavi altında kalan ünlü sanatçı, bugün hayata gözlerini yumdu.



BÜYÜK USTA'NIN SİYAH BEYAZ TARİHİ

Erol Günaydın (79), derslerden kaçmak için Galatasaray Lisesi'nde tiyatroya başladı, ilk filminde başına gelmeyen kalmadı. Oyunlar yazdı-yönetti, meddah oldu, onlarca, oyunda filmde başrollere soyundu. Günaydın, oyunculuğunun siyah-beyaz tarihini, yayınlanmayan fotoğraflarıyla Zaman'la paylaşmıştı.

Trabzon'un Akçaabat ilçesinde dünyaya geldi Erol Günaydın. Babaannesinin ecinni hikâyeleriyle büyüdü, mezarlıklara gitmedi hiçbir vakit. Şehrin iki-üç otomobilinden birine sahip nakliyeci babasıyla şehirler arası turlara çıktı, Atatürk'ü gördü 4-5 yaşında. Yaşıtları okul çağına geldiğinde babası karşısına aldı Erol'u: Oku, dedi oğlum oku! Aile toplandı, çocukların geleceğini konuştu, uzun istişarelerden sonunda İstanbul'a yerleşme kararı aldı.

Birkaç gün sonra kamyon hazırlandı. Arka kapağına kilit vuruldu, yataklar serildi içine. Bayram sabahına uyanır gibi uyanan Erol, annesi ve iki kardeşiyle kasaya bindi, içinde İstanbul geçen şarkılarla uzun ince bir yolculuğa çıktı. Tamı tamına bir hafta sürdü gemi yolculuğu, gözünü açtığında Galata Köprüsü'nün üzerindeydi. Beşiktaş'ı, Dolmabahçe Sarayı'nı, önünden geçen tramvayları ağzı açık bir şekilde izledi. Fatih'te bir akrabalarının yanına yerleştikten sonra ağzından çıkan kelimelerle uğraşmaya başladı. İstanbul Türkçesi'yle konuşamadığı için arkadaşları dalga geçti, bu yüzden konuşmak istemedi kimseyle. İlkokulda bozmadı sessizliğini, derslere yöneldi, Galatasaray Lisesi'ni kazandı. Yatakhanelerdeki taklitleri okulun dilinde dolaştığı sıralarda buldu kendini. Sessizliğini Moliere'nin tiradıyla bozdu, zirve yolu açıldı.

***

ÇOCUKLUĞU - Tavuklarla konuşan çocuk

Erol Günaydın 2 yaşında... - Nakliyeci olan babam sürekli Erzurum'a giderdi. Yazları bizi yükün üzerine oturtur götürürdü. Treninin oraya ilk geldiği günü hatırlıyorum. Üç kardeşim vardı, yatılı okuduğum için paylaşımlarımız çok azdı. Halamlar çok komikti. Bana hep cin, peri hikayeleri anlatırlardı, bu yüzden mezarlıklara gidemezdim. Akçaabat'ta bir adet edinmiştim, kümese gider tavuklara nutuk atardım. Babam bir bayram günü ava çıkarken komşumuzu vurmuş, öldürmüş. Kaçmış, saklanmış, yaşı küçük olduğundan bir şey yapmamışlar. Bizi okutmak için İstanbul'a getirdi. Mahalleden bir çocukla el ele tutuşup okula korka korka giderdim. Derslerim çok iyiydi, şivem belli olmasın diye sabah akşam çalışırdım. Bu yüzden birincilikle bitirdim. Arkadaşlarımla bayramlarda daima Beyoğlu'na gider, Alkazar Sineması'nda filmler izlerdim. Tramvay maceralarının ardı arkası kesilmezdi.

***

 

İLK OYUN - Papaz yola koyuldu

Papaz Kaçtı (1955) oyununda Haldun Dormen'le aynı sahnede - İlk oynadığım profesyonel oyunu Papaz Kaçtı'yı Haldun Dormen sahneye koydu. Üçüncü perdede küçük bir papaz rolü vermişlerdi bana. Sadettin Erbil, Zerrin Arpad, Ergün Erenel, Metin Serezli, Mihri Erton, İlhan İskender'le Haldun'ların Çiftehavuzlar'daki köşklerinin bahçesinde prova aldık. Karşımda Ayfer Feray adında bir sinema oyuncusu oynuyordu. İlk gösteriyi Kadıköy Süreyya Sineması'nda yaptık, Ayfer son dakikada gelmiş, Haldun çıldırmıştı. Oyunumu o kadar güzel süsledim ki sonraları sırf beni izlemek için gelenler oldu sonra. Eylül ayında Atatürk'ün evine bomba kondu haberi üzerine halk galeyana geldi, Rumların evlerini bastı, kiliseleri yaktı. Sıkıyönetim yüzünden oyunlar iptal edildi. Paşaların bildirilerinden anlaşılıyordu ki tiyatrolar uzun zaman açılmayacak. Neyse ki bir ay sonra izin aldık, Papaz Kaçtı adını kullanmamız yasaklandı. İsmi Kaçan Kaçana diye çevirdik ama ilgi görmedi.

***

 

GALATASARAY LİSESİ - Doktorluk hayali çöpe gitti

Hayatımın güneşi dediği Güneş Polat'la 1965'te evlendi. - Galatasaray Lisesi bana çok şey öğretti, o olmazsa ben olmazdım. Arkadaşlarım bahçede top oynarken omuzlarına alıp zorla seçmelere götürdüler. Elime de Moliere'in Cimri'sinden bir pasaj sıkıştırdılar. Jüride Haldun Taner, Ahmet Kutsi Tecer, Reşit Baran vardı. Akşamına seçildin dediler. İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun Andaval Palas oyununda Suna Pekusal'ın kocası Ergun Köknar'la iki hırsızı oynadık. İlk oyunum budur işte. Bir tek edebiyatım iyiydi, taklitlerle sınıf geçtim. Postacıyla anlaşmıştım, eve gelen devamsızlık kâğıtlarını bana getirirdi. Sonra yakalandım, dayak yedim. Doktor olmak istiyordum, vazgeçtim. Yatakhanemiz çok matraktı. Tarihteki palavraları canlandırırdım, Hamlet'i Hamdi yaptım. Nur adında bir kıza aşık oldum, Bursa'ya gittim ardından. O lüks otelde kalıyordu, ben çadırda. Tanıştık, evlendik. Melih Cevdet, Necati Cumalı nikâh şahidimizdi. 6 ay sonra boşandık. Tasımı tarağımı toplayıp askere (Ağrı) gittim.

 

 


Güncelleme Tarihi: 15 Ekim 2012, 15:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8