Sarayda iftar olmadan 10 dakika önce...

Osmanlı sarayında “harem” denildiğinde çoğunlukla aklımıza Batılı seyyahların afakî anlatıları ve ressamların hayalî tabloları geliyor.

Sarayda iftar olmadan 10 dakika önce...

Osmanlı sarayında “harem” denildiğinde çoğunlukla aklımıza Batılı seyyahların afakî anlatıları ve ressamların hayalî tabloları geliyor. Oysa harem, Padişah'ın eviydi. Peki haremde Ramazan nasıl yaşanıyordu? İşte 5 sene haremde yaşayan bir saraylının kaleminden Ramazan günleri…


 

 

 

 

 

Osmanlı'da harem konusu Batılıların en çok ilgi duyduğu konuların başında geliyor. Oryantalizmin doğuşu ile birlikte seyyahların, elçilerin, ressamların… Türklere/Osmanlılara dair eserlerinde en görkemli yer bu gizemli mekâna ayrılıyor, hareme.
Peki Osmanlı sarayı gibi çok ciddi teşrifat kurallarının olduğu bir yapı sözkonusuyken, dahası sarayda yaşayıp da hareme bir kez olsun adımını atmayan yüzlerce insan varken Batılılar bu metinleri nasıl üretiyor, bu resimleri nasıl çiziyorlardı?
Cevabı 20. yüzyıl başlarında İstanbul'a gelen Grace Ellison'un “An Englishwoman in a Turkish Harem” adlı kitabında buluyoruz:
“Türk, evine âşıktır ve karısına da. Hoşgörülü bir koca ve nâzik bir babadır. Batı, Doğuluların evleri hakkında bir şeyler okuduğunda sakat hikâyeler işitmeyi beklemektedir. Bu yanlışlar, nadiren içeri girebilme ayrıcalığına sahip oldukları kapalı kapıların ardında olup bitenlere çirkin bir biçim ve ruh veren, işten kovulmuş mürebbiyelerle, Peralı hanımefendiler tarafından dolaşıma sokulur.”

Haremi, padişahın ailesiyle birlikte yaşadığı ev olarak tanımlayabiliriz. Peki “padişahın evi”nde Ramazan nasıl yaşanıyordu?
1919-1924 yılları arasında 5 sene Sultan Vahdeddin'in ilk eşi Emine Nazikeda Kadınefendi'nin nedimesi olan Leyla Açba, hatıralarında Ramazanlara da yer vermiştir.
Şöyle anlatıyor “Çerkes prenses” hatıralarında saray Ramazanlarını:

Nasıl iftar edilirdi?
“İftar olmadan on dakika evvel, altın yaldızlı tepsiler üzerinde nefis yemekler hadımlar tarafından getirilir ve arka işini gören kızlara bırakılırdı. Onlar da sofrayı kurar, efendilerini çağırır, sonra vazifeden çekilirlerdi.
Kadınefendi Hazretleri, orucunu Rümeysa, Şahinde, Bayla, Şaheser Hanımlar ve benimle birlikte açardı, diğer hanımlar kendi dairelerinde maiyetleriyle beraber iftar ederlerdi.”

 

resized_16cf9-7299e62cfoto2

İmsaka kadar ibadet
“Ramazan'ın ilk gecesi bütün dairelere seccadeler serilir, imsaka kadar herkes ibadetle meşgul olurdu. Bazen efendimizin müsaadesi üzerine, hadımlar tarafından kadınefendi hazretlerinin köşkünün alt katında bulunan büyük salona üç tane güzel sesli müezzin getirtilir, onların okudukları ilahileri bizler üst kattan dinlerdik.
Gece kapılar açılır, yine hadımlar tarafından altın tepsiler üzerinde yemekler getirilir, sofralar kurulurdu. Toplar atılıncaya kadar herkes ayakta beklerdi. Yemek yendikten sonra imsak topuyla beraber bütün saray istirahate çekilirdi.”

 

Mukaddes emaneti ziyaret
“Ramazan'ın on beşinci günü Hırka-i Saadet dairesi ziyaret edilirdi. Hırka-i Saadet dairesi Topkapı Sarayı'nda bulunduğundan, erkenden kalkılır, resmî tuvaletler giyilir, nişan ve mücevherat takılır, sonra hep birlikte gidilirdi. Kadınefendi Hazretleri kupalı arabasıyla başta gider, ondan sonra diğer kadınefendiler ve maiyet sırasıyla Yıldız Sarayı'ndan çıkıp Topkapı'ya vasıl olurduk.
Topkapı Sarayı'nın harem dairesinde bizleri orada bulunan eski kalfa ve ustalar karşılayıp evvelden hazırlanmış odalara götürürlerdi. Biz nedimeler daima kadınefendimizin yanında bulunduğumuzdan ilk tebrik edenler nedimeler olurdu. Sonra büyük sultanlar, geri kalan harem halkı ve vükela, vüzera haremleri tebrike gelirlerdi.
Bunu müteakip Hırka-i Şerif'in açılması beklenirdi. Hırka-i Şerif'in açıldığını baş musahip Anber Ağa gelip bizlere haber verir, Kadınefendi ayağa kalkar, hep beraber oraya giderdik. Bu daireye Zat-ı şahane önceden gelmiş bulunurdu. Kendisi güzel bir tahtın üzerinde oturur, bizler de sırayla yerden bir temenna eder, Padişah'ın elimize verdiği destmal-i şerifi öpüp başımıza koyar, sonra arka arka geri çekilirdik. Tabii daima Kadınefendi Hazretleri başta bulunurdu. Biz nedimeler, kadınefendi, sultan, şehzade haremlerinden sonra gelirdik. Bizden sonra şeyhülislam ve diğer vükela vüzera haremleri girip destmal-i şerifi öperlerdi. Merasim bitince yine geldiğimiz gibi Yıldız'a geri dönerdik.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(yenişafak)
Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2016, 11:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24