Madımak ve Başbağlar…

2011’de Erdoğan Dersim Katliamı için devlet adına özür dilediği günlerde, Dersim’li ve Dersim katliamında doğrudan yakın akrabalarını kaybetmiş iki kişi ile konuşmuştum.
Çok tedirgindiler. Erdoğan’a zamanlaması için çok kızıyorlardı. ‘Ne gerek vardı konuyu deşmeye’ diyorlardı.
Dedesi katledilmiş arkadaşa, ‘Hade ne duruyorsun? Erdoğan’ın açtığı yoldan gir ve bildiklerini anlat/ yaz’ demiştim.
CHP yöneticisi olan diğerine ‘neden bu kadar tedirginsin’ dediğimde, “Biz bu trajedi ile unutmak ve konuşmamak yolu ile baş edebiliyoruz’ demişti.

O yıllarda Cem evinde bağlama dersi aldığım bir ‘Alevi dedesi’ ile aramda bir konuşma geçmişti.
Ben O’na, “Cem evinde her köşede, her duvarda, her basamakta Atatürk fotoğrafı var. Bu kadar fotoğraf Atatürkçü Düşünce Derneği’nde bile yok. Biraz abartmıyor musunuz?” diye sorduğumda,
“Hocam, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Atatürk’ün fotoğraflarını asmasına ihtiyacı yok ki. Bizim için Atatürk Fotoğrafları ‘Sigorta’ anlamı taşıyor. Biz Dersim katliamından sonra öyle bir ürkütülmüşüz ki, tekrar o günlerin gelmemesi için Atatürkçü bir maske takmak zorunda kalmışız. Zamanla O maskenin maske olduğunu unutmuşuz”

Madımak Oteli Sosyal Demokrat bir hükümet (SHP-DYP) zamanında, Sosyal Demokratların oyları ile Cumhurbaşkanı seçilen S. Demirel’in yönetimi altında, 8 saat boyunca alınmayan tedbirler sonucunda, Devletin derin güçleri tarafından gerçekleştirildiği apaçık olan bir katliamdır. Ancak, Alevi kanaat önderlerinin büyük bir kısmı yukarıda bahsettiğim halet-i ruhiye ile asla devleti suçlayamamışlardır.
Sivas gibi bir yerde, Hz. Muhammed’e hakaret eden pespaye bir kitabı Türkçeye çevireceğim diye bodoslama insanları tahrik eden Aziz Nesin’i Protesto etmek için toplanan göstericileri suçlamayı tercih etmişlerdir.
Bunu ben söylemiyorum. Bahsi geçen sol hükümetin içişleri bakanı söylüyor:
"Aziz Nesin'in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir."

O göstericiler, ‘hadi otel yakıyoruz. İnsanları cayır cayır yakacağız’ diyerek organize olmuş bir topluluk değillerdi. Otel’i tutuşturan kişinin kim olduğu hala ilan edilmiş (İlan edilmişi bilinçli tercih ettim. Zaten biliniyor olduğundan eminim. Bu konuda bazı itiraflar yayınlandı gazetelerde.) değildir.
Göstericilerin, ‘Sivas Laiklere mezar olacak’ ‘Allahü Ekber’ gibi sloganlarının yanında, ‘Lan yakın’ ‘cehennem ateşi işte’ gibi sloganlar o kalabalıkta seçilebilecek kadar tek kişilerin attığı sloganlardır.

Orada 8 saat gittikçe artan kalabalıklar halinde ve hiçbir önlem alınmadan (Bu konuda Can Dündar’ın hazırladığı 6 bölümlük belgesel mutlaka izlenmelidir. Misal: Askerlerin, göstericiler ile otel arasında durması gerekirken, göstericilerin arkasında durmuşlardır) toplanan kişiler arasından seçilen göstericiler, Alevilerin önüne ‘Aha Sivas Katliamını yapan bunlardır’ denilerek atılmıştır. Asıl katilleri ve sorumluları perdelemek için ve ‘sadece toplantı ve gösteri yürüyüşleri suçu işleyen’ insanlar kurban olarak sunulmuştur. Alevilerin büyük bir kısmı da buna razı olmak zorunda kalmışlardır.
Çünkü ‘Devlet’ ile ‘Şeriatçı Sünni yobazlar’ arasında seçim yapmak zorundaydılar. Güçlü olan devletti, zayıf olan şeriatçı yobazlardı. Ezberlerine kolay geleni ve daha az riskli olanı tercih etmişlerdi. Yani kör tuttuğunu…

Madımak’ta otel yakıp onlarca insanı yakan irade, katliamda adaleti/ eşitliği sağlamak için Erzincan’da bir Sünni köyü olan ‘Başbağlar’da 33 müslümanı namaz esnasında hunharca katletmiştir.
Müslümanlar bir taraftan sorumlusu olmadıkları bir katliamın haksız yere yükü altında ezilirlerken, 33 tane şehidlerinin yasını bile tutamamışlardır.
Müslümanlar, kardeşleri için yeterince ağlayamamışlardır bile.
Başbağlar’ın namaz kılmak için bir araya toplanan köylüleri, hiç kimsenin kutsalına laf etmemiş, hiç kimseyi tahrik etmemişlerdi. Sıradan insanlardı. Onları hangi iradenin katlettiğini biliyor gibiydiler. Misal: “Alevi yobazlar bizi katletti’ demiyorlardı.
Vakur bir şekilde şehid oldular.
Allah rahmet eylesin.
Zalimler, Katiller için yaşasın cehennem.
YORUM EKLE

banner19

banner8