Hayal kırıklığısın Kamil hoca...

ÇAKMA YURTKURAN Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in dönemi, Ergenekon davasından hüküm giyen eski Rektör Mustaf

Hayal kırıklığısın Kamil hoca...
ÇAKMA YURTKURAN

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in dönemi, Ergenekon davasından hüküm giyen eski Rektör Mustafa Yurtkuran’a yakın isimleri önemli görevlere getirdiği iddia edilerek “II.Yurtkuran Dönemi” olarak adlandırılıyor. Ayrıca Rektör Dilek, yine Yurtkuran’ın müfredata dahil ettiği “Nutuk” dersinin tüm bölümler için zorunlu olarak okutulmasında ısrar ediyor.

 

ÇAPULCUYA TESLİM OLDU 

Rektör Dilek, Hukuk Fakültesi mezuniyet törenine ‘#diren’ yazan tişörtle katılan Yrd. Doç. Dr. Timuçin Köprülü ve sınav kağıdına barkod uygulaması ile “heryertaksimheryerdireniş” sloganını iliştiren Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurcan Abacı’ya destek olarak da tavrını ortaya koydu. Dilek, başlattığı disiplin soruşturması ile Köprülü ve Abacı hakkında yasal işlem yapılmasının önünü kapatmış oldu.

 

BOŞA GEÇEN YATIRIMSIZ YILLAR

Rektör Kamil Dilek dönemindeki ilgisizlik ve yetersizlikten Üniversite Hastanesi de nasibini aldı. Özellikle yoğun bakım ünitesi ve poliklinikler başta olmak üzere ilave yatırımlar yapılmadığından hastanede hiçbir iyileştirme gerçekleştirilemedi. Hastanenin fiziki donanımı hasta sayısına oranla yetersiz kalırken hijyenik koşulların da sağlık kurumuna yakışmayacak vaziyette olduğu görülüyor.

 

Türkiye’de sadece Uludağ Üniversitesi’nde okutulan ve başka bir örneği daha bulunmayan Nutuk dersiyle ilgili haberleri daha önce sütunlarımıza taşımış ve bu dersi vermekte zorluk çeken yabancı öğrencilerin durumunu haberleştirmiştik. Ergenekon davasında müebbet istemiyle yargılanan ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Mustafa Yurtkuran’ın rektörlüğü döneminde müfredata dahil edilen ve Atatürk İlke ve İnkılapları dersinin yanı sıra zorunlu olarak okutulan Nutuk dersi özellikle Uludağ Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencilerin çilesi olamaya devam ediyor. Yabancı uyruklu öğrenciler daha önce bu ders ile alakalı Rektörlükte yetkiliklerle toplantı yaptıklarını, toplantıda yetkililerin kendilerine çözüm sözü vermelerine rağmen hiçbir değişikliğin olmadığını gazetemize açıklamışlardı. Nutuk dersinin yabancı öğrencilerin yanı sıra Tıp Fakültesi gibi meslekleriyle yakından uzaktan hiçbir alakası olmayan bölümlere zorunlu olarak okutuluyor olması ise meselenin diğer boyutu. Bu dersin tüm bölüm ve öğrencilere zorunlu olarak okutulması bazı çevreler tarafından tüm insanlığın ortak değeri olarak görülen bilimin üretildiği bir kurumda öğrencilerin belli bir ideolojiyi kabule zorlanması olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz eğitim yılında hiçbir değişikliğin söz konusu olmaması bir yana 2000-2001 eğitim öğretim yılında Mustafa Yurtkuran tarafından başlatılan uygulama Rektör Kamil Dilek tarafından aynı şekilde devam ettiriliyor.

REKTÖR DİLEK AÇTIĞI SORUŞTURMALARLA OLAYLARIN ÜSTÜNÜ KAPATIYOR MU?

Hatırlanacağı üzere, haziran ayında başlayan ve meşru hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma olan Taksim Gezi Parkı olaylarında bazı Öğretim üyeleri akademiye ve akademisyenliğe yakışmayacak eylemlere imza atmışlardı. Bu ilginç eylemlerin ikisi Uludağ Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Gezi olayları sırasında 28 Haziran günü üniversitenin Hukuk Fakültesinde yapılan mezuniyet töreninde fakültenin öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Timuçin Köprülü, sahneye ‘#diren’ yazan tişörtle çıkmış ve Gezi parkı eylemlerini destekleyen konuşma yapmıştı. Medyada da geniş yankı bulan bu olay üzerine Üniversite rektörlüğü tarafından Yrd. Doç. Dr. Köprülü hakkında soruşturma başlatılmıştı. Kısa bir süre sonra ise soruşturma, Köprülü’nün disiplin cezası almasına gerek görülmediği şeklinde karara bağlandı.

Tartışmalara neden olan ve kamuoyuna gazetemiz tarafından duyurulan bir diğer ilginç eylem ise Uludağ Üni            versitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Nurcan                              Abacı tarafından ortaya kondu. Prof. Abacı, yine haziran ayı içinde 'Toplumsal Tarih İncelemeleri' dersi dördüncü sınıf öğrencilerine final sınavı yapmış ve sınav kağıdının altına akıllı telefonlarla okunabilen bir barkot yerleştirmişti. Abacı, sınav kâğıdına da "Aşağıdaki görseli çözen ve sonucu e-posta adresime gönderen ilk üç kişiye 10'ar puan ekleyeceğim." şeklinde not düşmüştü. Barkod, akıllı telefonlarla çözüldüğünde ise “heryertaksimheryerdireniş” ifadesi görülüyordu. Prof. Dr. Abacı’nın bu uygulaması üzerine Üniversite yönetimi konuyla alakalı soruşturma başlattı. Fakat başlatılan bu soruşturmayla birlikte Rektör Kamil Dilek’in söz konusu soruşturmayı Prof. Dr. Abacı’yı korumak amacıyla açtığı dolayısıyla açılan soruşturmanın Prof. Dr. Abacı lehine sonuçlanarak olayın üzerinin kapatılacağı söylentileri de kamuoyunda konuşulmaya başlandı. Şimdi soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı merak ediliyor.

YÖK’ÜN DEKAN OLARAK ONAYLAMADIĞI İSMİ VEKİL OLARAK ATADI

Ayrıca Rektör Kamil Dilek’in Mustafa Yurtkuran dönemindeki Yurtkuran’a yakınlığıyla bilinen bazı isimleri üniversitede önemli görevlere getirdiği de iddia ediliyor. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Dekan vekili olarak görev yapan Prof. Dr. Nuran Bayram, bu isimlerden biri olarak gösteriliyor. Söylenenlere göre Prof. Dr. Bayram’ın İktisat fakültesinde dekan olarak görev alması YÖK engeline takıldı fakat Rektör Dilek, bu konuda YÖK’e rağmen ısrarcı tavrını sürdürerek Prof. Bayram’ı bu fakültede dekan vekili olarak görevlendirdi. Prof. Dr. Bayram’ın dekan vekili olarak görevlendirilmesine yine İktisat Fakültesi’nde Öğretim üyesi ve aynı zamanda Rektör Dilek’in danışmanlarından olan Prof. Dr. Fikri Pala itiraz etti. Prof. Dr. Pala bu itirazı üzerine danışmanlık görevinden alındı.

MUHAFAZAKÂRLARA SUS PAYI

Rektör Dilek hakkında öne sürülen iddialar bununla sınırlı değil. Bu iddialardan bir diğeri ise Rektör Dilek’in üniversite içinde yapılan haksız görevlendirmelere itiraz eden muhafazakâr gruba sus payı olarak küçük görevler verdiği şeklinde dile getiriliyor. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mefail Hızlı’nın bu sebeple Kent Tarihi ve Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KETAM) Müdürlüğü’ne ve İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Asım Yediyıldız’ın da Türk Devletleri ve Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürülüğü’ne (TÜDAM) bu sebeple getirildiği ileri sürülüyor. Üstelik denilenlere göre üniversite bünyesindeki bu birimlerin kendilerine ait bir bütçeleri dahi bulunmamakta.

ÜNİVERSİTE HASTANESİ’NİN DURUMU İÇLER ACISI

Üniversitenin Tıp Fakültesi Hastanesi’yle alakalı oldukça çarpıcı iddialar dillendiriliyor. İddialar Tıp Fakültesi Hastanesi’ne Rektör Kamil Dilek’in döneminde de yeterli yatırımların yapılmadığı yönünde. Özellikle yoğun bakım ünitesi, acil birimi, poliklinikler ve kliniklerin durumunun içler acısı bir halde olduğu ve Üniversite hastanesinin  hijyen koşullarına uygun olmadığı, fiziki şartlarının iyileştirilmediği ileri sürülüyor. Dikkat çekici iddialardan bir diğeri de Tıp Fakültesi hocaları hakkında. Tıp Fakültesindeki hocaların kişisel olarak tahakkümünün devam ettiği ve hocaların muayenehanesine uğramayan hastaların Üniversite hastanesinde tedavi imkanı bulamadıkları öne sürülüyor.
Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2013, 16:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24