Ulusolcu gazeteciye cevap

‘’Bursa ‘da solcu gazeteci ‘’ dünyanın en kısa fıkralarından biri diye yazmıştım bir zamanlar tam da bu sözümü ispatlarcasına gelişmeler

Ulusolcu gazeteciye cevap

‘’Bursa ‘da solcu gazeteci ‘’ dünyanın en kısa fıkralarından biri diye yazmıştım bir zamanlar tam da bu sözümü ispatlarcasına gelişmeler oldu geçtiğimiz hafta.

Gazetemizin 125.sayısının kapak konusunu Çalışma ve  Sosyal Güvenlik Bakanı Urfa Milletvekili Faruk Çelik’in  Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atila Sertel’i makamında _alayı vala_ ile kabul edişine ayırmıştık. Attığı her siyasi adımın getirisini götürüsünü kırk defa ölçüp biçen sayın Bakan’ın, İzmir’de sahibi olduğu 9 Eylül Gazetesi eliyle‘’Gezi kalkışmasını’’yönlendiren ve yüreklendiren yayınlar yapan ,( Sosyal medyadaki hesabından da hem Başbakana hem de Başbakan Yardımcısı Arınç’a hakaretler  yağdıran, bununla da yetinmeyip girdiği federasyon seçimlerinde  Arınç’tan istediği desteği alamamanın hıncı ile gazetedeki köşesinden Arınç’a kurnaz vs. gibi hukuken sıkıntı doğurmayacağını bildiği ama bal gibi de alçaltıcı ifadeler kullanan) bu solumsu zatı Sayın Bakan’ın  kabulünü  doğru bulmadığımızı sayfalarımızdan ilan ettik.  Edebilir miyiz  ve bunun hesabını da  sorabilir miyiz? Bal gibi de sorarız! Yok soramıyormuşuz. Bu dünyanın en kısa fıkrası olduğunu düşündüğümüz Bursalı Solcu (Ulusolcu daha doğru bir ifade ) gazetecilerden biri bizim Bakandan hesap sormamızı belaltı vurmak olarak damgalamış ve köşesinden “Vay efendim siz nasıl Faruk Çelik’e çakarsınız.” diye kendini ortaya atmış. Önce bir şaşkınlık yaşadık çünkü olay tam da Nasrettin Hoca’nın fıkrasında olduğu gibi ‘’Biz neresine vurduk ses neresinden geldi’ durumu;  gazetedeki köşesinden bizi kastederek  belatından vurmamızdan bahisle, bize de gün olur vururlarmıştan tutun da gazeteciliğe tepeden inmişiz de geçmişe dayalı husumetimiz varmış da… Sıralamış da sıralamış… Tam yarım sayfa.

Faruk Çelik’in resmi danışmanı kardeşimiz Yüksel Yeni bile bu ayrıntı ve detayda bir cevap yazmamış  ilgili facebook paylaşımımıza…

Okuyucularımızın da bizim yaşadığımız  şaşkınlığa denk bir şaşkınlık yaşadığını görür gibiyim… Ulusolcu bir gazeteci  Ak Partili bir Bakanı neden  bu denli canhıraş savunur, üstelik yazdığı köşesinden bu partiyi ve felsefesini  her gün yerden yere vururken ( gerçi hakkını yemeyelim kimi nazik dönemlerde AKP yazmayı bırakıp Ak Parti yazdığına bizzat şahit olduk) hatta bu muhalifliği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a küstah diyecek tonlara bile taşımışken.

Efendim konuyu biraz açalım…Yukarıda meziyetlerini (?) sayıp döktüğümüz  A.Sertel’i  elinden tutup Sayın Bakan’a meğerse Ulusolcu  gazetecimiz götürmüş. Bayram değil seyran değil bu ziyaret nereden çıkmış diyeceksiniz . Aslında Sertel ve  solcu gazeteci grubunu Ankara’ya askerlerle yaptığı darbe yazışmalarını bilgisayarında unutan ve Yüce Türk adaletinden gereken cevabı alan Mustafa Balbay rüzgarı atmış. Cezaevinde onu ziyaret etmişler ve o saate kadar boş kalan zaman dilimlerini de görünen o ki Bakan Bey’in makamında değerlendirmek istemişler ve böylece bir taşla birkaç kuş da  vurmuşlar.

Nedir bu kuşlar derseniz …  Anlaşılan Ulusolcu yazarımız  kongrelerine bile müdahil olmaya çalıştığı  Bursa Ak Parti çevrelerinde yaşadığı yalnızlığı Faruk Bey’in ilgisi ile biraz olsun hafifletmek istemiş ardından da TGF Başkanı ve beraberinde ki solcu (?) gazetecilerle SGK’nın  gazete patronlarına  kestiği cezaları şikayet etmişler. Evet yanlış yazmadım… SGKnın  patronlara kestiği cezaları şikayet etmek için gitmişler … Eee dünyanın kısa en kısa fıkrası olmak kolay iş değil!

Neyse lafı fazla uzatmayalım gazetemiz haber yaparken bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kimseden akıl alacak değil hele de siyasi çizgisinin nereye tekabül ettiğini tam kestiremediği Ulusolcu gazetecilerin aklına hiç muhtaç değil… Çok değil birkaç yıl önce Altepe ‘yi yerden yere vururken birden bire sıkı bir Altepe hayranı oluvermek, Faruk Çelik ‘in en sıkı muhalifi olmakla övünürken birden bire onun kanatları altından başka koyak ve konak bulamaz hale gelmek…  Evet, bu kıvraklıktaki bir gazetecinin aklına ihtiyacımız yok!

Yukarıda açıklama ihtiyacı duyduğumuz gerekçelerden de anlaşılacağı üzere ne Sayın Faruk Çelik’e ne bir başkasına Ulusolcu gazetecinin bahsettiği türden bir siyasi hamle peşinde değiliz… Peki birileri bize tuzak kurup çelme takar mı? Valla keyfi bilir… Amiyane tabiri ile demirden  korkan trene binmez…

Hodri meydan !!!

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2013, 12:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24