Müslümanlar İnsan Değil(mi)dir… (I)

80’li yıllarda, şarkıcı Cat Stevens (Yusuf İslam) Müslüman olduktan sonra bazı İslam ülkelerini gezmiş ve hayal kırıklığına uğramış gördükleri karşısında. İstanbul’a da gelmiş ve şunları söylediğini okumuştuk:

“Müslümanları görseydim Müslüman olmazdım, iyi ki İslam’ı Kur'an' dan öğrenmişim." Devamında da ‘Kur’an’da okuduğum İslam ile Müslümanların yaşadığı İslam aynı İslam değilmiş’ gibi şeyler de söylediği tevatüren yayılmıştı. Kim bilir, belki de yazmıştı. Hatırlamıyorum.

Bu sözleri çok sevmiştik. Müslümanların neredeyse her kesimi, ama özellikle de ‘Kur’an’a Dönüş’ çizgisinde olanları açısından bulunmaz bir tespitti. Neticede bizim içerden söylediklerimizi, dışarıdan bir göz yüzümüze ele dümdük haykırmıştı. İçerde kala kala kanıksadığımız ve hissedemediğimi kokuyu, dışarıdan içeri giren birisi ‘Burası pis kokuyor’ diye yüzümüze söylemişti.

Bu tespiti ilk yapan Yusuf İslam değildi kuşkusuz. Muhammed İkbal’in de,  “Eğer biz İslam’ın bir üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek borcundayız.” Dediğini okuyageldik.

‘Kaç Müslümanlardan, sığın İslam’a’ sözü de İkbal’e ait bir sözdür.

Mehmet Akif Ersoy ise bu durumu şiirsel olarak şöyle ifade etmiş ve Müslümanları insanlıktan bile çıkarmıştır: (1913)

“Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;

Ama ne olduysa aynı M. Akif, İnsanlıktan çıkarmış olduğu Müslümanları birkaç yıl sonra ‘Çanakkale Destanı’nda ‘Bedrin Aslanları’ kadar şanlı ilan edebiliyordu. Ve daha fazlası bile.

Gerek Mehmet Akif’in, gerek İkbal’in ve gerekse Yusuf İslam’ın eleştirilerinin haklı sebepleri olduğunu kabul etmemek ve onların büyük ölçüde iyi niyetli özeleştiriler olduklarını düşünebilir ve bu özeleştirilerden yararlanabiliriz de. Geçmişte de yararlandığımızı düşünüyorum. Ali Şeriati’nin ‘Anne Baba Biz suçluyuz’ özeleştirileri de bunların arasında sayılabilir.

Müslümanları yerin dibine batıranlar sadece yukarıdaki ‘İslami yenilikçiler’den ibaret değildir. Gelenekçi Müslüman alimler de onlardan aşağı kalmazlar bu konuda. Onların ‘Gerçek Müslüman’ profilini yakalayabilmek için devenin iğne deliğinden geçmesi bile yeterli değildir. Yaptığın yapmadığın her şey günah, eksik ve değersizdir. Ne yapsanız ‘İyi bir Müslüman’ çıtasına yetişemezsiniz. Asr-ı Saadet ve sahabe’nin hayatı ile ilgili anlatılan menkıbeleri ‘Gerçekleştiremeyecek olma’nın ve ‘Onların tırnağının tozu olamayacak olma’nın ezikliği altında ilgili yerlere kul köle olup servet bağışlamanız ‘Asi Mücrim Kul’ olmaklığa sizi terfi ettirecektir en fazla…

Bir de son dönemlerin bazı Kur’ancı ve Antikapitalist Müslüman söylemi var ki, onların Müslüman eleştirileri İslamofobiyi mumla aratacak niteliktedir. Vahşi kapitalizmden bile alt katını kiraya veren hacı amcayı anlayacak kadar Müslüman nefreti ile dolup taşan Kur’an müfessiri(!) çıkarmışlardır. İşi Müslümanlara sövme ayinlerine çevirmiş durumdalar. Batı kaynaklı İslamofobiklerden İslam’a ve Müslümanlara dair zaman zaman tek tük te olsa olumlu/ insaflı tespitler işitebilirsiniz, okuyabilirsiniz. Ama bunların olumlu tek bir tespitine rastlamanız mümkün değildir.

İyi ve mükemmel bir din olan İslam’ın mensupları Dinleri kadar Mükemmel değiller midir gerçekten?

Sorun Dinin kendisinde midir?

Yoksa Müslümanlarda mıdır?

Müslümanlar mensup oldukları dini hiç anlayamadılarsa bu din anlaşılma bir din midir? Bir muamma mıdır?

Yaygın bir söylemle ‘Bu Din başka (gelişmiş) ulusların elinde olsaydı daha mı randımanlı yaşanırdı? (Onların işleri mükemmel, dinleri kötü. Bizim dinimiz mükemmel, işlerimiz kötü… Kime ait olduğunu unuttum)

Mehmet Akif’in deyimiyle ‘Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir, Müslümanlık bilmem amma galiba göklerdedir’ dediği gibi İslam bir ‘Ütopya’ mıdır?

(Devamı bir sonraki yazıda)

 

 

 
YORUM EKLE

banner19

banner24