Ne yapıyor bu Neuralink

Hayal ettiğimiz her şeyin, uygun zaman-mekan ve koşullarda gerçekleşebileceğine inanıyorum ben. Zamanın çok ötesinde gerçekleşen çoğu teknoloji hak ettiği değeri görememiştir. Tıpkı Tesla’nın da zamanının çok ötesinde bir deha olup kabul ve değer görememesi gibi. Her gelişme bir diğerini takip etmeli ve belli bir nizam içinde kademe kademe gerçekleşmelidir diye düşünüyorum. Aksi takdirde bu gelişme, insanlar tarafından kabul görme konusunda büyük sıkıntılar yaşayacaktır.

Teknoloji her geçen gün gelişme hızını neredeyse ikiye katlayarak ilerliyor. Bundan 10 yıl önce cebimizde olmasına alıştığımız telefonların yüz tanıma ve parmak izi okuma gibi özelliklerinin olabileceğini kaç kişi aklından geçirdi? Oysa bugün yeni nesil telefonlarda sıradan bir özellik. 60’lı yıllara ait bir gazete kupüründe tasvir edilen yakın gelecekte araçların artık kara yolunda değil hava yolunda gideceği öngörülmüş. Bugün baktığımız zaman evet araçların uçabildiğini söylemek mümkün değil fakat insansız gidiyorlar? 21. Yüzyılın dâhisi olarak nitelendirilen Elon Musk’ın Tesla’sı öyle bir dönemde geliştirildi ki sanki tüm insanlık insansız araçlara susamış gibi kabul gördü.

Tabi dört tekerlekli araçları uçurmak hayalinin gerçekleşmemiş olmasının sebebi, bu teknolojinin mantık ve yarar çerçevesinden taşıyor olması da olabilir. Zira düşünsenize tüm araçların uçtuğunu, e bu seferde havada trafik olur yani sonuçta uçakların çok az kazaya karışmasının sebebi yolun boş olmasıyla ilişkili değil mi? Bu durumda tüm araçları uçurursak bunun insanlığa ne gibi bir faydası olacaktı ki. Ancak geçen günlerde Hoverboard’yla Manş Denizi’ni 20 dakikada geçen Fransız arkadaş, bireysel uçan araçların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında öncü bir adım atmış olabilir.



Yakın gelecek tahminleri arasında bir de öğünlerimizin hap şeklinde olacağı ve bir hapı yutmak suretiyle tokluk hissine kavuşacağımız öngörülmüş. Bunun üzerine bir takım çalışmalar olduğunu okumuştum ama bu, şuan ki yakın gelecek için bile kabul görmez diye düşünüyorum çünkü hala tarım ve hayvancılık var. İlaçlarla zehirlemiş, koruyucu ve çeşitli kimyasallarla yapısını bozmuş olsak da hala domates ve et yiyebiliyoruz ve yemek yemek çoğu zaman keyifli bir eylem. Bu kapsül yiyecekler olur da tercihe sunulursa doğru zamanda geliştirilmiş olmaz ve fiyaskoyla sonuçlanır. Kapsül yiyeceklerin kabul göreceği dönem, tarım ve hayvancılığın tamamıyla bittiği, yeni neslin domatesin şeklini ve rengini bilmediği dönemde doymak ve yaşamak için bir mecburiyet hali alırsa ancak kabul görebilir.

Gelelim asıl konumuza. Bugün insanlığın tam anlamıyla susadığı, fakat yine de zamanının biraz ötesinde olan bir teknolojiyle karşımıza çıkan Elon Musk, bu projesini hayata geçirebilirse gerçek anlamda bir teknoloji devrimine de imza atmış olacak. Bahsettiğim proje elbette Neuralink şirketinin geliştirdiği çip. Elon Musk ve ekibi tarafından 2016 yılında ‘gizlice’ kurulan, 2017 yılının Mart ayında kamuoyuna duyurulan ve 16 Temmuz 2019’da Musk’ın yaptığı bir sunumla tüm dünyaya çalışma detayları anlatılan bu Neuralink şirketi, Barış Özcan’ın tabiriyle ‘dikiş makinesi’ mantığında bir çip geliştiriyor.

Bu çip, dikiş dikiyormuşçasına insan beyniyle bilgisayar ortamı arasında kablo yolu örüyor. İşte bu yüzden teknolojik devrim diye nitelendirdim çünkü ilk kez bir beyin-bilgisayar-bağlantısı yapılacak. Yani aslında robotları insanlaştırmaya çalıştığımız gibi insanları da robotlaştırma üzerinde çalışıyoruz denilebilir mi? Bence denilebilir.



Peki, pratikte bu çip ne işe yarayacak bir bakalım; NEURALİNK DİJİTAL SİNİR AĞLARI

  • Neuralink’in geliştirdiği ve kafatasını delip beyne enjekte ederek çalışacak olan dijital sinir ağları (neural lace veya sinir danteli) biyonik kontrol çipleriyle çalışacak.

  • İnsan beynine takılan bu çipler körlüğü gidererek görme engellilere görüş kabiliyeti kazandıracak. Aynı zamanda işitme kaybını gidererek sağır olanların dünyayı yeniden duymasını sağlayacak.

  • Neuralink çipleri 10 yıl içinde beyindeki hasarlı dokuların yerini almaya başlayacak. Böylece kasların kontrolsüz bir şekilde titremesine yol açan Parkinson hastalığı ve benzerlerini sibernetik çiplerle iyileştirmek mümkün olacak.

  • Biyonik çipler beyindeki hipokampus bölgesine de takılacak. Yaşlanmaya bağlı hafıza kaybını önlemek için, kısa süreli belleğin uzun süreli belleğe aktarılmasını sağlayan hipokampusun hasarlı nöronları Neuralink dijital sinir ağlarıyla değiştirilecek. Bu da yaşlıların hafızasını güçlendirerek unutkanlığı önleyecek.

  • Neuralink çipleri aynı zamanda kronik depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıkların beyne düşük voltajlı akım vererek iyileştirilmesini sağlayacak. Bu da yurt dışındaki hastanelerde hali hazırda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Ancak, hastaneler bunun için kişinin kafasına EEG şapkaları takıyor ve bu da hastanın düzenli olarak hastaneye gitmesini gerektiriyor.

  • Neuralink dijital sinir danteli; travma sonrası stres bozukluğu yaşayan askerler, kazazedeler ve şiddet kurbanlarının kötü anılarını silip onlara yeni güzel hatıralar ekmeyi sağlayacak ki en riskli yanı bu; çünkü insanı insan yapan yaşadıklarıdır. Hafızayı silerek kişiye yeni anılar eklemek ise onun beynini yıkamak ve eskisini öldürüp yeni bir insan yaratmak anlamına gelebilir.


Ayrıca beynimize yerleştirilen çip ile bağlantı sağladığımız bilgisayar, telefon, TV gibi teknolojik aletlere çeşitli komutlar vermek için yalnızca düşünmemiz yeterli olacak. Örneğin bu çip beynime yerleştirilmiş olsaydı, şuan bu yazıyı parmaklarım ve klavye aracılığıyla değil yalnızca düşünerek oluşturabilirdim.

Tabi, bu süreç kolay değil ve Musk da bu projenin zaman alacağını söyledi sunumunda. Bu arada beyne çipin yerleştirilmesi işlemi de hiç kolay olmayacak. Bu sistemin dört temel parçası var: dikici bir robot, kablolar, elektronik çipler ve algoritmalar. Beyne sokulan kablolar çok ince. Saç telinin onda biri kadar. Ucu neredeyse beyin hücrelerimiz kadar küçük. Robotlar üzerindeki özel mikroskoplar yardımıyla bu kabloları 24 mikron genişlikteki bir iğneyle beyne dikiyor. Bu iş çok hassas. Çünkü damarlara denk gelirse travmaya yol açabilir. Herkesin beyni birbirinden farklı. Üstelik beynimiz yerinde sabit değil. Nefes alışımız ve kalp atışlarımız bile hedeflenen hücrelerin pozisyonunu değiştirebiliyor. O yüzden kablo dikimi sırasındaki aralıklarda bilgisayar en doğru noktayı hesaplıyor. Bu hızla bile 1 saatin altında binlerce kabloyu beyne yerleştirebiliyor. Kabloların diğer ucunda küçük bir çip var. Beyinden kablolarla toplanan bilgi bu çiplerle kablosuz olarak aktarılabiliyor. Çiplerdeki bilgiler bluetooth bağlantısıyla cep telefonunuzdaki bir uygulamaya gönderilecek. Neuralink henüz fareler üzerinde denediği bu sistemi 2020 yılında insanlar üzerinde de denemeye başlamak istiyor.

Bu teknoloji beni bir miktar korkutuyor zira beyni bilgisayara bağladığımızda bilgisayar yeteneklerine sahip üstün insan modelini elde edeceğiz. Ancak bu teknoloji elbette bugün temiz suya dahi ulaşamayan yoksul ülkelere uğramayacak. Dolayısıyla yeni ve derin bir sınıfsal farkı da beraberinde getirecek bu teknoloji.
YORUM EKLE

banner19

banner8