NEŞE ÖĞRETMEN

Bayrak inmez, vatan bölünmez. Bölücü terör örgütü PKK bunu henüz kavrayamadı. Bundan 30 yıl önce ilk kez bir öğretmeni, Mustafa Çağlar’ı şehit ettiğinde, öğretmenler korkar bölgeye gelmez sandılar. Biz bu öğretmenlere birkaç saldırı düzenlersek bölge halkını eğitimsiz bırakır böylece kendi saçmalıklarımıza halkı daha kolay inandırabiliriz diye düşündüler. Okulları hedef aldılar, gencecik öğretmenleri acımadan vurdular. Ancak bir ölür, bin doğar askerimiz de öğretmenimiz de doktorumuz da. Ve biz onları unutmayız, onların kanlarıyla suladıkları bu topraklara sahip çıkabilmek için yad ederiz şehitlerimizi. Ne Aybüke Yalçın’ı ne de Necmettin Yılmaz’ı unuturuz. Hainlerin açtığı her bir yarayı kazırız akıllarımıza ki bu toprakların kıymetini bilelim, hainlere fırsat vermeyelim.

İşte bugün de bir şehit öğretmenimizi yad edeceğiz, henüz 22 yaşındayken şehit edilen Neşe öğretmeni…

Atamasının çıktığı Çavuşlu köyüne (Diyarbakır-Bismil) ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti. Okulun durumu içler acısıydı.

Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup eksikleri gidermek için yardım istedi. Köylüler isteksizdi, ancak “Parasını ben vereyim.” deyince onarımı başlatabildi. İlk aylığının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı.

1993 yılının 26 Ekim’i… Neşe yorgun argın okuldan eve geldi. Biraz dinlendikten sonra babasına: "Onarım işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım, ekmek ve yoğurtla yeriz.” dedi.

Henüz bir ocakları yoktu. Biberleri hazırladı, tavayı piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı.

Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor, onun ötesinde uluyordu.

Köpek ve rüzgar sesinden, önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası: “Kim o?” diye seslendi.

“Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz.” dedi kapıyı çalanlar.

Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın!” diye bağırdılar.

Türkçeyi düzgün konuşanı: “Biz 'Faşist T.C.nin hiçbir öğretmenini K*rdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler.' demedik mi?" diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı.

Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı. Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı.

Doğrulan babası “Yapmayın!” diyordu.

Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı.

Neşe donup kaldı. Yeniden bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Kendini olduğu gibi yere bıraktı.

Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler.

Genç kızın üstündeki giysi paramparça oldu. Bu arada kalleşlerin sayısı beşe çıktı.

Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bakıyordu.

Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti. Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti.

Diğer göğsüne de mermi yağdırdılar.

Neşe daha 22 yaşındaydı. Çıtı pıtı, çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim.” diyor, başka bir şey demiyordu.

Öğretmenliğe yeni başlamış, yirmi beş günlük öğretmen iken 26 Ekim 1993'te şehit edildi.

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah.
YORUM EKLE

banner19

banner8