Neyin Tevbesi Bu?

 

‘Herkes bir ölçüde Fetö tarafından kandırılmıştır’ gibi yaygın bir kabul ve bazen de ‘aklama’ cümlesi dolaşıyor ortalıkta. Kısmen doğrudur da. 1980’lerden beri Bu cenabet örgüte ‘Nitelikli bir Nefret’ besleyen ben ve benim gibiler bile ‘Ergenekon operasyonları’ sürecinde Taraf gazetesi okuyup, ‘Fettonun dolmuşu’na binmiştik.

Alkım Yayınları diye bir kitapçının kıt kanaat çıkardığı bir gazete… Taa Özal’lı yıllardan beri II. Cumhuriteçilik, Başkanlık sistemi, Tam demokrasi vs edebiyatı ile arz- endam eden bir kadro… Yakın tarihimizde yaşadığımız fail-i meçhul cinayetlerin sorumlularının afişe edilmesi, 28 Şubat darbecilerinin yargılanacağı beklentisi,  yüzyıldır tepemize çökmüş resmi ideolojinin sorgulanması, 100 yıllık askeri vesayetin biteceği umudu… gibi kulağa hoş gelen, hayalini kurmaktan bile korktuğumuz bir yığın kazanım…

Kabul ediyorum, Fetto büyücüsü bize sağ gösterip sol vurdu. Ve bir çok kurunun yanında yaşın da yanmasına sesimizi çıkarmadık. Yayınladıkları belgelerin çoğunun uydurma ve kumpas olduğunu anlayacak durumda değildik. Ve günün sonunda ‘Allah’ın bazı insanları bazı insanlarla def etmesi’ durumu tecelli ediyor diye seviniyorduk.

Sonraki zamanlarda da aslında ordu ve yargı içinde örgüte ayak bağı olanların tasfiyesi için kamuoyunun duygularının istismar edildiğini anladık, ama olan olmuştu. Her işte bir hayır vardı ve bu işten de askeri vesayetin zayıflaması gibi bir kazanım ile çıkmış olduk.

Ama kendi adıma kurunun yanında yanan yaş insanlardan özür dilemeyi vicdani bir görev sayarım.

Ancak,

Cumhurbaşkanı’nın ‘Allah’tan ve halkımdan af diliyorum’ özründen önceki ‘ Erdoğan’ın, ta başından beri Fetö örgütüne karşı gizli ajandası olduğu’ değerlendirmemi sürdürüyorum. Nitekim, kendi ağzından da itiraf ettiği gibi Erdoğan ve kadrosu, partiyi kurdukları zamandan beri Fettonun kadrolarının devletten tasfiye etmek ve devleti ‘Fethullah’ın pavyonu/ kerhanesinden kurtarmak gibi temel bir misyonun bilincinde olduklarını düşünüyorum. 28 Şubatı yaşamış ve onun türlü ihanetlerine tanık olmuş bir kadronun başka türlü düşünmesini de olası görmüyorum. Ve hatta Erbakan’ın partisinden bu proje için danışıklı olarak istifa ettiklerini yemin ederek iddia etsem başım ağrımaz. Yani Rahmetli Erbakan’ın gizli ajandası hain Fettonun ajandasını yenmiştir.

Fettonun örgütü küresel şeytanların gizli servis taşeronu olarak çalışan ve ‘Yerli’ hükümetlere vesayet etmek üzere devlete 80’li yıllarda yerleştirilen bir örgüttür. Türkiye’de 2002 yılında kim hükümet olsaydı onlarla ister istemez bir koalisyon yapacak ve devletin bir çok kurumunu onlara bırakacak idi.
Erdoğan da bunu yaptı. Pavyondan birilerini kurtarmak/ çıkarmak kolay değildir. Türk filmlerini hatırlayın. Kılık değiştirerek müşteri gibi girersiniz. Bir adamınızı çalışan olarak yerleştirirsiniz. Çatışırsınız, Taviz verirsiniz, para harcarsınız… vs. Filmin sonunda da çok şeyinizi kaybedersiniz, hayatınızı tehlikeye atarsınız ve başarırsınız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değil 2012’ye kadar, taa çocukluğundan beri tek bir kere bile bahsettiği gibi Fetto ve cemaatine güvenmediğine, Bir kere bile iyi niyetli olduklarına inanmadığına yemin etsem başım ağrımaz. O bu ülkenin namusu gibi bellediği iradesini, devletini bu küreselcilerin pezevenginin elinden kurtarmaya azmetmiş bir cesur yürektir.
İyi de neden özür diledi öyleyse?

Türkiye’de Cumhurbaşkanının cümlelerinde de gördüğümüz, Fettönün gerçek niyetini bilmeyen, İslami bir cemaat ve bir eğitim/ irfan hareketi olduğunu zanneden, örgüt içinde de fiilen bulunmayan, samimi Müslüman insanlar ile empati yapıp, onları rahatlatmak ve ‘Ben dili’ kullanarak günah çıkarmaktır yaptığı şey.

Zımnen: “Üzmeyin kendinizi, siz iyi niyetinizin kurbanı oldunuz. Hepimiz zaman zaman iyi niyetimizin kurbanı olabiliriz.” Diyerek halkını teselli etmiştir.

Ne yani;
‘Ben taa 1996’dan beri pusudayım. Bu şerefsizin altını oyuyorum. Nasıl geçirdim, nasıl intikam aldım ama…’ diyerek kapak mı yapaydı?

Ancaak…

Pavyona ne için gittiğini unutup, ‘ne güzel, eğleniyoruz işte’ ‘ne diye maraza çıkarıyorsunuz’ diyerek görevini ihmal eden, savsaklayan, işin vehametinin bilincinde olmayan hiç kimsenin tevbesi makbul değildir.

Ali Bulaç ve Nazlı Ilıcak gibi kaşarlar boşuna yırtınmasın.

 

 
YORUM EKLE

banner19

banner8