Önce hizmet, sonra siyaset

Tüm ülke 23 Haziran İstanbul belediye başkanlığı seçimine odaklanmışken, ben de köşeme seçimleri konu edeyim istedim; ancak sınırların ötesine giderek Bulgaristan’a uzanmak, Kırcaali’nin Cebel ilçesindeki seçimlerden bahsetmek istiyorum.

Henüz günü kesin belli olmamakla birlikte Ekim ayında soydaş da sandığa gidecek ve yeni bir başkan seçecek. “Yeni başkan seçecek” sözünü bu kadar net kullanmamın nedeni mevcut belediye başkanı Bahri Ömer’in artık aday olmayacağının dile getiriliyor olması.

Seçim için aday olan isimlerden biriyle aramızda geçen sohbeti aktarmak isterim; Sabahattin Gökçe. Gökçe, Cebel Belediye Başkanlığına bağımsız olarak aday olan bir iş adamı. Bağımsızlığı seçmesinin nedeni ise daha birleştirici bir yol izlemek istemesi.

Sabahattin Gökçe Bulgaristan’da yatırımları olan bir iş adamı, STK’lar ve mesleki kuruluşlarda görev almakta. 59 yaşındaki iş adamının kendini tanıtırken sıraladığı özelliklerinin ilk sırasında ise şu cümle geliyor: “Evli, 2 çocuk babası, 4 torun dedesiyim.” Gökçe için aile birliğinin önemli olduğunu da buradan anlamak mümkün.


VAAD YERİNE, PEŞİN HİZMET


Adaylık yoluna dair sohbetimizde dikkatimi çeken nokta; Gökçe herhangi bir partiden aday olmadığı gibi partilere dair eleştirel, kötü bir yaklaşım da sergilemiyor. Onun bahsettiği konular Cebel’in hizmet alamaması ve kendi imkanlarını kullanarak yaptığı iyileştirmeleri başkan olduğunda resmi adımlar halinde yapmak istemesi.

Evet, tam da bunu söylüyor: Cebel’in yol ve su sorunu olan köylerine kendi imkanları ile destek sağlıyor ancak resmi bir yetkisi olmadığından bu çabalar bir noktadan sonra yetersiz kalabiliyor.

Sabahattin Gökçe'nin sahip olduğu imkanları anlamak için de onun iş adamı kimliğine biraz gözatmak gerek sanırım: “Yatırımlarımın yüzde 40’ı Cebel’de yüzde 60’ı Kırcaali’de. Daha büyük bir iş alanı olduğu için yatırımlarımızın çoğu Kırcaali’de. 2008 yılında krizde en büyük yatırımı yaptık, kısa zamanda geliştirip kültür merkezi ve toplantı salonu hazırladık. Tesis bünyesine otel dahil ettik. Kırcaali’de diğer yatırımlarımız olarak inşaat sektörü çok geliştiği için bu alanda kapı pencere işindeyim. 8 dönüm arsa üzerine merkez kurduk, Güneydoğu Bulgaristan’ın en büyük alüminyum ve pvc doğrama bayisi haline geldik. Ayrıca Avrupa’daki tekstil markalarına üretim yapıyoruz.”

Gökçe’nin bu kimliği 30 yılı aşkın bir süre evvel temelleniyor aslında. Cebel’de özel sektörün ilk iş adamlarından birisi. Türk iş adamlarının bölgeye yatırım yapmasını sağlıyor, daha sonra da kendisi yatırımcı olarak iş dünyasında varlık gösteriyor.  



 

KADIN İŞÇİLER ÇOCUKLARIYLA MEYDANA ÇIKTI


Sabahattin Gökçe’nin benim için önemli olan dik duruşu ise, 19 Mayıs 1989 sürecinde sergilediği tavrı: “19 Mayıs 1989 benim gurur duyduğum gündür, Mayıs ayı başlarında Cebel’de çoğu kadın 370 çalışanın müdürüydüm, 1984 yılında isimlerimizi değiştirdiler, yıllar içinde bu bizim içimize yatmadı, bunu hazmedemedik, sindirtemedik. 1988’de Rusya’da iktidara Gorbaçov geldi ve ‘ses verin, sesinizi yükseltin’ anlamında bir cümle kurdu, bir tür harekete geçişti bu. Biz Cebel’de bunu örnek aldık. Yürüyüşler, kalkışmalar başladı. Bir arkadaşımızın cenazesi oldu ve Müslüman mezarlığına defin izni verilmedi. Orada çıkan olaylar kırılma noktasıydı. Polis alıp işkenceler yapıyordu. Biz bu gerçeği ortaya çıkarmak için harekete geçtik, kadınların sesini yükseltmesi gerekiyordu. Yanımda çalışan kadın işçilerime ‘yürüyüşe izin veriyorum, özgürlüğümüzü ispatlamak, ismimizi almak için, Türkçe konuşmak için barışçıl bir şekilde kucağınızda çocuklarınızla yürüyeceksiniz’ dedim. Buna katılan bir sürü Cebelli kadınlarımız oldu, emniyet müdürlüğü önünde olaylar gerçekleşti. Dünya çapında ses verdik. Hızlı şekilde yayıldı tüm Bulgaristan’a. Çok başka yerlerden destekler gelmeye başladı.”

“BEN YÖREMİ SEVİYORUM”


O günden bugüne 30 yıl geçti, rejim değişti, seçimler yaşandı. Sabahattin Gökçe’nin bu seçimlerde aday olması ise yaklaşık 2 yıl evvel köylerde yaşanan sıkıntıları farketmesiyle gelişen bir dönem. Belediyenin yapamadığı, yetemediği noktalarda iş imkanlarının kullanarak sorunları çözmeyi amaçlıyor. “Ben Cebelliyim, yöremi halkımı seviyorum, Cebeli sevmesem zaten burada yatırım yapmam.” diyor.  

Belediyenin devletin yapmadığı işlerle karşılaşmaktan üzüntü duyduğunu söylüyor: “Halkımızı mağdur gördüğüm için bu yatırımlara başladım. Benim amacım halkımız mutlu olsun. Halkımız gerçekten bu katkılardan dolayı bu yatırımları hak ediyor, hizmet verilmesi gerekiyor.”

Bağımsız aday Gökçe, Cebel’de yıllardır siyaset konuşulmasının, partiler arası tartışmaların halka yansımasının barış ortamına yakışmadığını düşünen bir aday. Partiler seçim vaatlerinde bulunurken, siyasetçi bir iş adamının bir bina dibine yığdığı atıkların toplanmaması, yıkık bir duvar hafriyatının kaldırılmaması onu rahatsız eden bir durum.

5 YILDIR SUSUZ KÖY OLUR MU?


Gökçe’nin köylere ulaşması, kendisinin de yöresi olan Mişova’da 5 yıldır insanların susuzluk çektiğini öğrenmesi ile başlıyor. 900 nüfus yaşayan köyün 5 yıldır yaz- kış susuz olduğunu duyan gökçe önce inanmak istemeyerek köyün muhtarıyla görüşüyor: “Bunları öğrendikten sonra içim acıdı, çok duygulandım, huzursuz oldum. Muhtarı buldum, durum böyle midir diye sordum; yaz kış su yok denildi. 2 defa belediye başkanına ayrıca da DPS ve DOST parti temsilcilerine gitmişler. Sonuç yok. Bölgeye yatırım yapılmıyor, hizmet gitmiyor. Kırcaali Belediyesinden su işlerinden uzman istedim, beraber yöreye gittik, yeniden kazılması ve kaynakların bulunması gerektiğini, kaçak suların yeni su kanallarında toplanması gerektiğini anlattılar. Fon yok yapamayız dediler. Dedim ben kendi imkanlarımı kullanacağım, siz sadece uzmanlık desteği verir misiniz? Kendi kepçemle yöreye gidip, çizmeleri giyip suları bulduk, kaynaklara ulaştık, suları tuttuk. Eski hatları tamamen açtık ve yeniden hortumlar aldık, 3 ay içinde Himmet Hocalar- Küçükveren- Mişova köylerinin su sorunu çözüldü, depolara taşıdık. 15 günde de teknisyenlerin yol göstermesiyle evlere verdik.” Sirkvitsa ve Sofiyci köyleri de benzer durumda iken sorun yine bireysel olarak çözülmüş.  

“HİZMET OLURSA, GENÇLERİMİZİ KAZANIRIZ”


Sabahattin Gökçe’nin Cebel ve yöresine dair çözmek istediği sorunların başında aslında gençlerin Avrupa’ya göçü de geliyor; yatırımsızlık nedeniyle iş ve yaşam alanı sorunu yaşayan genç nüfus hızla kaçıyor. “Su-yol ve halka sevgi göstermek gerek. Bu 3 nokta eksik kaldı” diyen Gökçe, genç nüfusun bölgede kalması için, anlık sorunlara hızlı çözümler bulmak değil uzun vadeli planlar yapmaktan yana: “Canla başla ortaya çıktım ve bağımsız adayım, her parti yazılışta mükemmeldir ama icraatta sıkıntılar vardır. Amacım halkı toparlamak, birleştirmek. Partiler arası küskünlük halkı bölmemeli. Hedefimde yöreyi canlandırmak var. Tütün yok oldu artık, tarlalarımız bomboş. Hayvancılıkta ve tarımda Avrupa Birliği fonlarını almak istiyorum. Turizmi hızlıca canlandırmak gerek. Cebel’de 43 güzel noktamız var, oraya ekoyollar düzenlemek, oradaki halkın giysisini, yaşam tarzını, lezzetini gösterecek otantik turizm projeleri hazırlamak gerek. Cebel’de kaplıca sularımız var, yıllardır bu sular dereye baraja akıyor, amacım buraya sağlık turizmi hamlesi yapmak.”

Bir iş adamının topraklarına karşı sorumluluk hissederek imkanları yettiğince yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışması oldukça iyi niyetli bir adımdır. Çabasının resmi prosedürler nedeniyle yavaşladığını görerek aday olması, siyaseti vaadlerini gerçekleştirmek için bir mevki olarak değil de, icraatlerini destekleyecek bir aşama olarak geçmeye çalışması akıllıca bir tutumdur.

Seçimlere henüz uzun günler varken, bir yandan gözümüz kulağımız komşuda gelişmeleri de takip edelim tabii. Bakalım sandığa gidene kadar neler olacak ve sandıktan nasıl bir karar çıkacak.

Dostluk kazansın.

CEBEL’DE ESAS HEDEF BARIŞÇI YAŞAM


Cebel, çoğunluğu Türklerin oluşturduğu, Pomak ve Bulgarların da yer aldığı kültürel bir buluşma yeri aslında. Cebel’in güzellikleri de kültürlerin birbirini sarmasından geliyor. Seçim vaadlerinden çok seçim öncesi icraatlara eğilen Gökçe Pomakların düzenlediği kültürel etkinliklerde onlarla olmaktan keyif aldığını, Türk köylerine yol ve su yatırımı yaptığı gibi Bulgarların kilisesinin restorasyonunda da destek sağladığını anlattı. Gökçe, bireysel olarak yaşanan bu kültürel kucaklaşmanın belediye tarafından yapılacak merkezde kurumsal hale de gelmesinden yana.
YORUM EKLE

banner19