Önkuzu, Börü ve terörist seviciler!

Ertuğrul Dursun Önkuzu….
Tam 50 yıl önce takvim yaprakları 23 Kasım 1970’i gösterirken gözü dönmüş terörist katiller tarafından akıl almaz işkenceler edilerek şehit edildi. 
Vatanını ve milletini sevmekten, ilahi kelimetullah sevdasından başka suçu yoktu yiğit Ertuğrul Dursun Önkuzu’nun…
Ertuğrul Dursun Önkuzu, vatan millet Allah yolunda binlerce şehit veren Ülkücü Hareketin verdiği 4. şehitti. Tokat’ın Zile ilçesinde doğmuş, Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nda eğitimini sürdürüyordu.
Türkiye’nin karanlığa büründüğü, sol terörün sokakta kol gezdiği, iç savaş için şartların hazırlandığı bir dönemdi. Komünist teröristler o kadar azmışlardı ki işgal ettikleri Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nu işgal etmişlerdi. 
Teröristlerin işgal ettikleri okula yüreğiyle mertçe gelmişti Önkuzu. Kahpelik kitabında yazmıyordu çünkü. Ne töremizde ne dinimizde kahpelik öğretilmemişti çünkü. 
Gözü dönmüş katiller ordusu Önkuzu’yu yakalayıp tam 3 gün boyunca alçakça işkence ettiler. O kadar insanlıktan çıkmış alçalmışlardı ki komünist teröristler, Önkuzu’nun ciğerlerine bisiklet pompasıyla hava bastılar.
Önkuzu, ağır işkencelere uğradıktan sonra, 23 Kasım 1970 günü, bu gözü dönmüş katiller tarafından yaptıkları yetmezmiş gibi okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehit edildi.
Cuntacı katillerin gerçekleştirdiği 1980 darbesinin ardından yıllarca ne kadar terörist anarşist varsa bu ülkede anıldı, kahraman diye yutturulmaya çalışıldı. Ülkücülere katil yaftası vurulurken, katillere kahraman apoleti takılmaya kalkıldı. 
Banka soyguncuları, savcı katilleri kahraman ilan edildi iri cüsseli basın ve yazarlar tarafından. Basın yayın ve sinema-film sektörü ellerindeydi ve istedikleri gibi algı oluşturuyorlardı. Üstelik cuntacılar da yol veriyordu bunlara. 
Yıllarca kimse bilmedi…
Önkuzu’nun yürek burkan hikâyesini ve  geniş kitleler öğrenemedi. Ancak devran değişti ve gerçekler birer birer ortaya çıktı. Kimlerin katil kimlerin masum olduğu da artık net bir şekilde biliniyor. 
Çok türküler yazıldı arkasından çok ağıtlar söylendi… Yine de katiller kadar ismi anılmadı, anılamadı. Katiller kutsanırken lanetlenenler arasında yer aldı. 
Ve 2010’lu yıllara gelindiğinde çok önemli bir iddia ortaya atıldı. 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yiğit bir vatan evladı olan Drusun Önkuzu’nun şehit edildiği dönemde Ankara İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi öğrencisiydi.
İddiaya göre, 68 kuşağı diye bilinen solculardan oluşan grubun içerisindeydi. Sosyal Demokrasi Dernekleri Federasyonu Bilim Kurulu’nda yer alıyordu. Solcu bir öğrenci olarak Kılıçdaroğlu, Ülkücülere karşı yapılan eylemlerde de yer alıyordu.
İddiaya göre Önkuzu’nun şehit edildiği olaylara da katılmıştı. Yani Önkuzu’yu şehit eden grupta yer alan biriydi Kılıçdaroğlu…
İddiayı 2010 yılında ilk kez ortaya Yeni Akit Gazetesi’nden Gazeteci Fatih Akkaya attı. Defalarca da yazıldı. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu bu iddiaya hep sessiz kaldı.
Oysa çok ciddi bir iddia ortadaydı ve CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan bir isim merkezindeydi. 
İstediği kadar sussun Kılıçdaroğlu o iddiaları yanıtlayana kadar sormaya devam edeceğiz. 
Acaba Kılıçdaroğlu işkencelerin vahşetin yaşandığı işgal girişimi sırasında gerçekten orada mıydı?
Aradan 40 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra benzer bir vahşeti Türkiye bir kez daha yaşadı. 
Yasin Börü…
Tek günahı vardı Allah rızası için fakir fukaraya kurban eti dağıtmak. Tıpkı Önkuzu gibi onunda başka bir amacı yoktu Allah’ın rızasını kazanmaktan başka. 
Yasin Börü, 14 Nisan 1998 yılında Diyarbakır'da doğmuştu. 16 yaşındaydı ve liseye devam ediyordu. 
2014 yılında Diyarbakır'da gerçekleşen Kobani Olayları sırasında PKK'lı teröristler tarafından şehit edildi. 
Olay ve vahşet şöyle yaşandı:
Kurban Bayramı'nın dördüncü günü olan 7 Ekim'de Diyarbakır'ın İskanevleri semtinde Hür Dava Partisi’ne (HÜDA-PAR) yakın bir dernek bünyesinde Börü ve arkadaşları kurban eti dağıtıyordu.
Gün boyu gayretle etleri dağıttılar ve artık son üç ev kalmıştı kurban eti verilecek. O evlere gitmek için bir sokağa girdiler. Gözü dönmüş katil sürüleri de o an Kobani bahanesiyle ayaklanmış terör estiriyorlardı. Aynı sokakta karşılaştılar.
O katil sürülerinden bir grup Börü ve arkadaşlarının önünü kesti ve ne yaptıklarını sordu. Onlar da kurban eti dağıttıklarını söyledi. 
Katillerden biri “Bunlar İŞİD’çidir öldürün hepsini” diye haykırdı. O an Börü ve arkadaşları kaçmaya başladı. Ancak arkalarından taş sopa silahla saldırdılar. 
Bir binaya girip saklandılar ancak bu kez onları gören terörist bir kadın IŞID’çiler buraya saklandı diyerek onların yerini gösterdi.
4 kattaki daireye sığındılar ancak bu kurtulmalarına yetmedi. Evi basan gözü dönmüş katiller bıçakla satırla saldırdılar. 
Gözleri öyle dönmüştü ki silahla, satırla sopayla saldırdıkları çocuklardan Yasin Börü ile birlikte Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve Hasan Gökgüz’ü 4.kattan aşağı attılar. Yetmedi inip yaktılar. 
Çok yıllar geçmedi üzerinden. 
Börü’nün katillerini kutsayamasalar da o olayların çıkmasının birinci sorumlusu olan HDP’nin cezaevindeki terörist genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı kutsamaya kalkıyorlar. 
Oysa Demirtaş’ın elinde sadece Kobani olaylarından kaynaklanan 60’a yakın insanın kanı var. Yasin Börü ve arkadaşlarının kanı var. 40 yıldır bu millete kan kusturan terör örgütü PKK’nın cinayetlerine desteği var. Terörist başının heykelini dikeceğini söyleyecek kadar terörist bir isim Selahattin Demirtaş. 
Bugün belli kesimler Selahattin Demirtaş’a özgürlük istiyor, algı oluşturuyor, karısının üzerinden istismar etmeye kalkıyor ve bir teröristi topluma barış elçisi olarak yutturmaya çalışıyorlar. 
Sözün özü;  iki yaşanmış olayda birbirine ne kadar benziyor değil mi? Yıllar geçse de bu millet teröristlerden ve terörist sevicilerden kaynaklanan büyük acıları yaşamaya devam ediyor. 
Selahattin Demirtaş bir teröristtir ve onu sevimli göstermeye, onun için özgürlük istemeye kalkan herkes de terör destekçisidir. Bu kanunlarımıza göre de suçtur. Devlet ve hukuk gereğini yerine getirmeli ve artık bir kez daha toplumun vicdanını sızlatmamalı. Toplumun inançlarını kaybetmesine neden olmamalı. Birlik ve beraberliği zayıflatılmasına müsaade etmemeli. 
Kim olursa olsun yargı önünde gereken karşılığı almalı.

YORUM EKLE

banner19

banner24