Onlar eşyayı nefisleri için, nefisleri ile severler, Allah’tan başka ilahlar edindiler

Bu gün şu ünlü beyiti yeniden hatırlıyoruz değil mi? Şair Muhibbi yaklaşık 400 yıl önce söylemiş. Ömrüne 4000 beyit sığdırmış, Divan Edebiyatı tarzında en çok beyit yazan üç şairden birisidir. Dört yabancı dil bilen merhum; insanların yeryüzüne geldiği günden kıyamete kadar başucu dersi olarak yazıp okuyacağı bir nasihatte bulunmuş.                                             

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.”                        
Bundan yaklaşık 800 yıl önce “Şeyh’ül Ekber” Muhiddin İbn Arabi Şeyhimiz’de Ayetlerin ışığında bakın neler demiş;                                        
“İnsanlardan bazıları, Allah’tan başkasını Allah’a denk Tanrı’lar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.” (Bakara 165)                            
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk Tanrı’lar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler.”                                        
“Allah’ın dışında bazı şeylere tapanlar. Ya eşler, çocuklar, babalar, atalar, kardeşler, sevgililer, başkanlar ve krallar gibi kendi hemcinslerini, ya da hayvanlar, cansız varlıklar gibi mallarını Allah’ı sever gibi seveler. Onlara yönelirler, onlara taraf meylederler, onları gözetirler, korurlar, onlara ve hallerine önem gösterirler, onlar hakkında sürekli düşünürler, Allah’ı sever gibi severler. Yani Allah’ın sevilmesi gerektiği gibi onları severler. Bu durumda söz konusu varlıklar onlar açısından sevgi hususunda Allah’a eşit konuma gelirler. Böylece onlar açısından Allah’ın denkleri ve ortakları olurlar. Ya da sadece bu varlıkları severler, yalnızca bunları mabud edinirler.                                        
İşte Allah mahlûkatın ilahı olduğu gibi, bu varlıklar da bu bazı insanların ilahlarıdırlar. Bu kimseler sair mahlûkatın ilahı, tüm âlemlerin ilahı olan Allah’a denk olacak şekilde kendileri için o varlıkları kendileri için tanrı edinirler.”                                            
“İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise çok daha fazladır.” Başkalarına yönelik sevgiden çok daha fazla Allah’ı severler. Çünkü onlar Allah’tan başkasını sevmezler. Ona yönelik sevgilerine, başkasına yönelik sevgiyi karıştırmazlar ve bu sevgiyi değiştirmezler.                            
Eşyayı, Allah sevgisiyle severler. Eşyada ilahi ciheti buldukları oranda onları Allah için severler. Nitekim bazıları şöyle demişlerdir: “Hak bizim sevgilimizdir. Halk bizim sevgilimizdir. Bunlar ihtilaf ettiklerinde Hakk’ı daha çok severiz.” Yani halk’ta, Hakk’a muhalefetten dolayı ilahi cihet kalmayınca bizim de onlara yönelik sevgimiz kalmaz.                                        
Ya da ayette kastedilen anlam şudur: İman edenlerin Allah’a yönelik sevgisi, onların bu düzmece Tanrı’lara yönelik sevgisinden çok daha fazladır. Çünkü onlar eşyayı nefisleri için, nefisleri ile severler. Dolayısıyla helak olma korkusu ya da nefsin onlardan dolayı zarar görmesi ihtimali karşısında nefsin arzularının değişmesiyle sevgilerinin de değişmesi kaçınılmazdır.                    
Müminler ise Allah’ı ruhları ve kalpleriyle severler. Daha doğrusu, Allah ile Allah için severler. Bu sevgi herhangi bir amaca mebni olmadığı için de müminlerin sevgisinde değişme olmaz. Ruhlarını ve nefislerini O’nun için ve O’nun rızası için feda ederler. O’nun isteği uğruna bütün isteklerini terk ederler. O’nun fiillerini, kendi hevalarına uymasa da severler.”                                
İşte; her şeyin, mal, mülk, makam, şehvet, şöhret ve iktidar peşinde koşan insanlar haline geldiği, vahşi kapitalist, materyalist bir zihniyetin içine hapsedilen Dünya nasıl da çaresiz değil mi?        
İnsanlığın teknoloji ve bilimde geldiği noktada, insanlığın bir o kadar gerilediğini acı bir gerçek olarak görmeye başladık. Dünyanın her yerinden, kan, gözyaşı, zulüm, adaletsizlik diz boyu. Gücü elinde tutan zalimler bir gün aciz olduğunu anlayacaklar.                            
Allah’ın ayetlerini, sadece elçileri vasıtası ile gönderilen Kutsal Kitaplardan ibaret zannedenler, büyük yanılgı içerisindeler. Kâinat ve yaratılmış her ne varsa, gördüğümüz göremediğimiz her şey Allah’ın yazılı ayetleridir. Hani bazıları diyor ya Doğanın Kanunları işte onlar, siz onların tesadüfen kendiliğinden oluştuğunu düşünürseniz üzerinde hâkimiyet kurmak, değiştirmek, kendinize göre ayarlamak hayallerine kapılırsınız.
Düzeni bozar, sonra yeniden kurmaya çalışırsınız, ama aceminin saat tamiri yaptığı gibi bazı parçalar elinizde kalır, saat te çalışmaz.
 

YORUM EKLE

banner19