Pir Sultan Abdal

Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te şehir merkezinde Aziz Nesin’in Hz. Muhammed’e ve ailesine yönelik çirkin aşağılayıcı yazıları nedeniyle başlayan protestolar, Madımak Oteli’nin yakılması ve içindeki 35 insanın boğularak katledilmesine yol açmıştı. Aziz Nesin gibi bir mahluğu, Alevilerin kendi aralarında barındırması ise apayrı bir konudur. Her yıl Sivas Yıldızeli ilçesi Banaz köyünde yapılan Pir Sultan’ı Anma törenlerini, o dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in, Sivas il merkezine alması ardından Aziz Nesin gibi birisini de davet etmesi olayların hazırlayıcı nedenlerindendir.

Öncelikle hatırlamak icap eder ki Pir Sultan Abdal için yapılan törenlere Sünni kesimin tepki göstermesinin makul bir tarafı yoktur. XVI. Yüz yılda Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki siyasi askeri rekabette, savaşta, Pir Sultan Şah İsmail’in tarafındadır. O dönemin Sünnilerinin Yavuz Sultan tarafında olmalarının kendilerine göre nedenleri olduğu gibi Şah İsmail’in tarafında olan Alevilerin de kendilerine göre nedenleri vardır. Beş yüz yıl önce olup biten bu olaylar için günümüzde Sünnilerin ve Alevilerin biri birlerine karşı cephe almalarının makul bir açıklaması da yoktur. Yavuz’un bağlıları, İsmail’in bağlıları, günahları, sevapları ile beş yüz yıl önce yaşayıp gitmişlerdir. O cepheleşmenin nasıl bir yıkıma, felakete yol açtığını Sünnilerin ve Alevilerin görüp ibret almaları gerekir iken, toplumu yeniden o cepheleşme mantığına göre saflara ayırıp vuruşturmak ya da vuruşturmaya hazır hale getirmek her iki tarafın da zararına değil midir? Günümüzde Sünnilerin de sabah akşam dinlediği halk müziğinin, türkülerinin neredeyse üçte biri tek başına Pir Sultan Abdal’a aittir. Onun türkülerini isteyerek dinleyenlerin, onun için yapılan anma törenlerine itiraz etmelerinin haklı bir nedeni olabilir mi?

Sivas’ta bu katliam yaşanırken şehrin solcu valisi Karabilgin, Madımak Otelini, oradaki Alevileri koruyamamıştır. Daha doğrusu korumamıştır. Dönemin hükümeti ise DYP-SHP(CHP) koalisyon hükümetidir. Cumadan sonra şehirde olaylar başladığı halde yöneticiler seyirci kalmış, otel ise akşam saatlerinde yakılmıştır. Sivas’a kara günler yaşatan vali Karabilgin isteseydi komşu illerden bile akşama kadar asker polis getirterek bu katliamı engelleyebilirdi.

Sonuçta çoğusu yangından boğularak bazıları da otel içinde Arif Sağ gibilerinin kurşunları ile 35 insan göz göre göre katledilmiştir. Ne suçları vardı? Kime ne zararları olmuştu? Olsa bile bunu takdir edecek olan mahkemelerdir. Sokaklarda gezenlerin racon kesmesi toplumun geleceği için en büyük tehdittir. Madımak yıllarca otel olarak, giriş kısmı ise lokanta olarak faaliyette kaldı. Ancak Ak Parti döneminde otel kamulaştırılıp Kültürevi adıyla müze haline getirildi. CHP’nin koalisyon ortağı olduğu yıllarda yapılamayanı, Ak Parti hükümeti yaptı.

Madımak’ta evet 35 can yanıp gitti. Ama bunun bir komplo olduğundan kuşku duyulamaz. CHP’de bu komplonun ortağıdır. Olmasaydı, otelin korunmasını temin ederdi. Teslim edilmelidir ki bu kanlı felaketi tertipleyenler, Türkiye’de Alevilerle Sünniler arasına kolayca kapanamayacak yeni bir sorun daha ilave ettiler. Bu olayın sorumlusu olarak Sünnileri gösterdiler. Aleviler adına konuşan, yazan bazı kimseler bu olay için hala “Sünnilerden bir yüzleşme” beklemektedirler. Bu beklenti her bakımdan bir çirkinlik içermektedir. Olayın tertiplenmesindeki gizli amacı devam ettirmek, toplumu mezhep temelli bitip tükenmeyen kavgalara mahkum etmeye çalışmaktadırlar.

Oysa Alevilerin Sünnilere karşı düşmanlık ederek elde edecekleri hiçbir şey olmayacağı gibi Sünnilerin de Alevilere karşı düşmanlık ederek elde edecekleri hiçbir şey yoktur. Ama biri birlerini kardeş bilmelerinde gelecek adına, toplumun barışı ve güvenliği adına sayısız faydalar vardır.

Alevi ve Sünni kesimin ileri gelenlerine bu konuda pek çok sorumluluk düştüğü gibi hükümete de büyük bir sorumluluk düşmektedir. Hükümet, Sünni kesimin görmekten hoşlandığı bazı isimleri önemli eserlere, yapılara verdiği gibi Alevilerin de görmekten, duymaktan hoşlanacağı bazı isimleri benzer önemli eserlere verebilir. Böyle bir iş Alevilerin (haklı haksız nedenlerle) kırılan gönüllerinin tamiri için başlangıç olabilir. Onların aidiyet duygularını kuvvetlendirir. Türkiye’de bir sürü dağın taşın adını taşıyan üniversiteler var, onların bir iki tanesinin Şah İsmail ya da Pir Sultan Abdal adını taşımasının Türkiye’ye hiçbir zararı olmaz. Aksine toplumsal barış ve güvenliğe büyük katkısı olur. Pir Sultan Abdal ya da Şah İsmail adının bir üniversiteye ya da benzeri bir kuruma verilmesi onların görüşlerini, yaptıklarını paylaşmak anlamına gelmez. Türkiye’de yerli yersiz pek çok ismin verildiği üniversite örnekleri var. O üniversiteler adları verilen şahısların görüşlerini ya da yaptıklarını herkesin paylaşması gerekmediği gibi.

Madımak benzeri felaketlerden gerekli dersler çıkarılıp ona göre davranılırsa toplum için güzel geleceklere de bir bahane olur. O felaketlerden gerekli derslerin çıkarılmayışı halinde ise yeni felaketlerin bir bahanesi olabilir. Madımak olayının üzerinden 26 yıl geçtiği halde Aziz Nesin’i protesto gösterilerine katıldıkları için sokaktan toplanan pek çok insan o günden beri Madımak katliamının suçlusu diye cezaevindedir. Bu ise en az Madımak felaketi kadar büyük bir zulümdür. Alevilerin intikamını almak bahanesiyle 5 Temmuz 1993’te PKK’nın Erzincan Başbağlar Köyünde yaptığı katliamdan bir tek kişi bile ceza almadı. Bu katliamdan günümüzde cezaevinde bir tek kişi bile yoktur. Adında adalet olan iktidarın bunu da ele alması icap etmez miydi? PKK bu katliamı ile Alevi ve Sünni kesim arasındaki sorunlara bir kanlı halka daha eklemiş oldu.

 
YORUM EKLE

banner19

banner8