Sabuncuoğlu: Restorasyon bir kültürü ayakta tutmaktır

Sabuncuoğlu: Restorasyon bir kültürü ayakta tutmaktır
SAMA İNŞAAT, inşaat sektöründe 30 yıldan bu yana hizmet veriyor. Firma, inşaatta geleneksel yöntemlere malik olduğu kadar modern metotları da başarılı bir şekilde tatbik ediyor. Bugüne kadar önemli restorasyon projelerine imza atmış olan Sama İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sabuncuoğlu ile genel olarak restorasyon ve Muradiye Külliyesi’nde devam etmekte olan restore çalışmaları üzerine konuştuk.

Ecdadımız bir yapıyı hemen yıkılsın diye yapmamıştır, yüzlerce yıl ayakta kalsın, nesiller boyu kullansın düşüncesiyle yapısını yapmıştır. Ecdadımız, yaptığı bir cami, bir çeşme, bir köprü, bir hamam yapısı ne kadar çok kullanılırsa, yaptıranın hanesine o kadar çok sevap yazılacaktır inancıyla hareket etmiştir. Biz de bu inancın bireyleri olarak, bu eserlerin daha uzun süre kullanımını mümkün kılacak çalışmaların içinde yer almanın, bize de manevi anlamda değer katacağına inanıyoruz.

Restorasyon çalışmasına başlamadan önce, tarihi yapıya ait, malzeme analizleri yapılmaktadır. Bu şekilde hangi tür harç kullanılmış, hangi tür taş kullanılmış vs. bunlar belirlendikten sonra, aynı özellikte malzemeler üretilerek ve temin edilerek, döneminde uygulanan imalat teknikleriyle inşa edilmektedir.

Tarihe saygı ve sorumluluk duyguları altında, bilimseli geçerli kuram ve restorasyon ilkelerine uygun ve doğru restorasyon çalışmalarının gerçekleştirilmesi temel hedefinde olan ve bu konuda oldukça duyarlı bir yapımcı olarak, hiçbir zaman buradan para kazanmak birinci gayemiz olmamıştır, olmayacaktır da.

Restorasyon çalışmalarımızda restorasyon konusunda yüksek lisans ve doktora yapmış mimarlar,  sanat tarihçileri ve inşaat mühendisleri, restoratör uzman olarak çalışmaktadır. Bünyemizde doktora derecesine sahip mimar ve sanat tarihçisi uzmanının yanında restorasyon alanında yüksek lisans yapmış mimar, yine restorasyon konusunda uzman mimar, inşaat mühendisleri, kalem işi uzmanı çalışanlar bulunmaktadır.

Restorasyon gerçekleştirildikten sonra yapının karşısına geçtiğimde yapıyla adeta konuşurum, yapının bana adeta teşekkür ettiğini hissederim ki bu bana muhteşem bir keyif verir. Bir de yapı kullanılmaya başlandığında, buna vesile olmaktan dolayı da büyük mutluluk duyarım.

Şu ana kadar birçok tarihi eserin restorasyonunun gerçekleştirdiniz; ben bu bağlamda tarihle olan ilişkinizi merak ediyorum. Tarihe özel bir ilginiz var mı; bu restorasyon işleriniz tesadüfi değil herhalde?

Zaten, birçok tarihi ve anıtsal yapı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirmemde bu ilgi ve heyecan önemli rol oynamıştır. Restorasyon bir koruma kültürüdür, tarihe karşı sorumluluk, sahip çıkma ve saygı bilincidir. Böylesi koruma temelli evrensel kültürü özümsemiş, tarihe ve tarihi yapılara meraklı bir inşaat mühendisi olmamın da bunda etkisi büyüktür. Biliyorsunuz yüzlerce yıl önce de bugünkü kadar gelişkin yapım kültürü bulunmakta idi. Eki dönemlerde yapılan, ciddi anlamda oluşturan şantiye organizasyonlarıyla, yüzlerce yıl dayanan malzemeler ve dönemin gelişkin teknikleri kullanılarak ve çok sıkı kontrol edilmek suretiyle inşa edilmekteydi. Aksi takdirde, binlerce ve yüzlerce yıl önce yapılmış, Bizans’ın görkemini ifade eden Ayasofya’nın, Osmanlı’nın şaheseri Süleymaniye’nin günümüze ulaşması mümkün değil idi. Buradan da anlaşılıyor ki günümüze ulaşmış her tarihi ve anıtsal yapı, kendi döneminin mimari, teknik, sanatsal, ekonomik ve sosyal durumunu ifade etmektedir. Ben özellikle Osmanlı dönemi yapılarının gerek yapım organizasyonlarını, gerek yukarıda saydığım tüm özelliklerini merak ettiğim, araştırma ve öğrenme isteği duyduğumdan ayrıca, tarihi yapının özgün tüm özelliklerine uygun restorasyon çalışmalarının yapılması gerektiğine inandığımdan ve bu önemli kültüre sahip bir insan olarak bu işlerin içinde bulunmaktayım.  Bu bağlamda, tabii ki bu çalışmaların içerisinde olmam tesadüfi değildir.

Ecdadımız bir yapıyı hemen yıkılsın diye yapmamıştır, yüzlerce yıl ayakta kalsın, nesiller boyu kullansın düşüncesiyle yapısını yapmıştır. Ecdadımız, yaptığı bir cami, bir çeşme, bir köprü , bir hamam yapısı ne kadar çok kullanılırsa, yaptıranın hanesine o kadar çok sevap yazılacaktır inancıyla hareket etmiştir. Biz de bu inancın bireyleri olarak, bu eserlerin daha uzun süre kullanımını mümkün kılacak çalışmaların içinde yer almanın, bize de manevi anlamda değer katacağına inanıyoruz. Şunu da özellikle belirtmek istiyorum ki, tarihini bilmeyen ve ona sahip çıkmayan geleceğe doğru yol alamaz.

Restore ettiğiniz eserlerde hassasiyet ölçüleriniz nelerdir; hangi kriterlere göre yapıyorsunuz bir eserin restorasyonun, hangi uzmanlarla çalışıyorsunuz?

Bir mimari (tarihi ) eserin zamanla veya başka bir nedenle zarar görmüş ve bozulmuş kısımlarını o eserin sanat değerini ve eski şekline zarar vermeden onarmak işidir. Normal bir onarımdan çok daha farklı olan restorasyon işi, büyük bir bilgi ve uzmanlık gerektirmekte olup, kendine özgü kuralları ve incelikleri vardır. Tarihi eserlerde yapılacak onarım aşamaları, onarımın ana temasını oluşturan ve 1964 yılı mayıs ayında kabul edilen Uluslararası Tüzük ve Anlaşmalara uygun olarak yani VENEDİK TÜZÜĞÜ İLKELERİ ile 1994 yıllarında Japonya’nın Nara kentinde imzalanan Nara Bildirgesi’nin ışığı altında ve geleneksel metotları uygulamamızda kullanmaktayız. Onarım sırasındaki eserin korunması için mimari mirasın incelenmesine ve korunmasına yardımcı olabilecek bütün bilim ve tekniklerinden yararlanmak onları bir sanat eseri olduğu kadar bir tarihi belge olarak korumaktır. Eserin tanıklık ettiği tarihin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamaktır. Yani, sanatsal ve tarihi tanıklığı yanlış bir biçimde yansıtmamak en büyük prensiplerimiz ve hassasiyetimizdir. Restorasyon çalışmalarımızda restorasyon konusunda yüksek lisans ve doktora yapmış Mimarlar,  sanat tarihçileri ve inşaat mühendisleri, restoratör uzman olarak çalışmaktadır. Bünyemizde doktora derecesine sahip Mimar ve Sanat Tarihçisi Uzmanının yanında restorasyon alanında Yüksek Lisans yapmış Mimar, yine restorasyon konusunda Uzman Mimar, İnşaat Mühendisleri, Kalem işi Uzmanı çalışanlar bulunmaktadır. Uzman arkadaşlarla birlikte bilimsel bir restorasyon enstitüsü düzeyinde, restorasyon bilimine katkı sağlayacak düzeyde çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmalarımızı yurt dışına geziler düzenleyerek diğer ülkelerde yapılan restorasyon çalışmalarını inceleyerek geliştiriyoruz. Aynı zamanda kendi çalışmalarımızı kıyaslama imkanı buluyoruz.

Yaptığınız restorasyonlar hakkında hiç eleştiri aldınız mı, zira hassas bir konudur restorasyon; ne tür eleştiriler aldınız?

Onlarca tarihi eserlerin restorasyonunu gerçekleştirmenin öncesi ve sonrası mutlaka eleştiri aldığımız olmuştur. Takdir edildiğimiz olmuştur.  Tarihe not düşecek işler yapıyorsanız takdir de olur, eleştiri de olur. Bir veciz ile bu sorunuzu yanıtlamak isterim;

Bir işi bilen yapar,

Az bilen akıl verir,

Bilmeyen eleştirir,

Yapamayan çamur atar.

“Geleneksel metotlar kullanarak kültürel mirasımızı özgün yapısına kavuşturmak için çok önemli restorasyon projelerine imza atmaktayız” diyorsunuz, geleneksel metotlar, ifadesini biraz açabilir misiniz; bir tarihi eserin restorasyonunda gözettiğiniz söz konusu geleneksel metotlar nelerdir?

Restorasyon çalışması gerçekleştirdiğimiz her yapının kendisine özgü yapı malzemesi, yapım tekniği, yapımsal ve sanatsal özellikleri bulunmaktadır. Restorasyonda temel amaç; tarihi yapının belirlenen tüm özgün özelliklerine uygun, özgün malzeme ve özgün teknikler kullanılarak onarılmasıdır. Aksi takdirde yapılan bir restorasyon çalışması değil de, bir tamir etkinliği olmaktadır. Bu şekilde de tarihsel ve anıtsal özelliği olmayan yeni bir yapı yapmış olursunuz. Ayrıca restorasyon çalışmalarında, özgün malzeme ve özgün tekniklerin kullanılmasının, bir geleneği devam ettirme anlamında da korumaya yönelik olduğunu düşünüyorum. Restorasyon çalışmasına başlamadan önce, tarihi yapıya ait, malzeme analizleri yapılmaktadır. Bu şekilde hangi tür harç kullanılmış, hangi tür taş kullanılmış vs. bunlar belirlendikten sonra, aynı özellikte malzemeler üretilerek ve temin edilerek, döneminde uygulanan imalat teknikleriyle inşa edilmektedir. Aksi takdirde, özgün horasan harç ile dönemin özgün derz sistemi yerine günümüz çimento harcıyla gelişigüzel duvar derzi yapılırsa, özgün bir malzeme özgün bir yöntem kullanılmamış demektir. Bu da yapıda kimlik bunalımına neden olmaktadır. Özgününden uzaklaştırılarak restorasyonu gerçekleştirilmiş yapı gelecek kuşaklara kendi özgün durumunu ifade etmekte güçlük çekeceği muhakkaktır.

Size göre restorasyon nedir; restorasyon bir ihya mıdır yoksa hasta olan birini ayağa kaldırmak gibi bir sağaltma işi mi ya da bir mirasa sahip çıkma sorumluluğu mu; geçmişe olan minnet borcunu mu ödemek yahut para kazanmanın iyi bir yolu mu? Elbet hepsi olabilir ama ben ağırlıklı kanaatinizi merak ediyorum.

Bence genel tanımıyla restorasyonu, günümüze ulaşmış tarihi yapıların bir tarih ve kültür belgesi olarak tüm özgün özellikleri ile ömrünü uzatmak için yapılan mimari ve inşai müdahalelerin tümüdür diye açıklamak mümkündür. Eski bir yapıyı ayakta tutmak için yapılan müdahale, içerdiği bütün düşünsel, estetik, teknik, kültürel, ekonomik ve örgütsel etkinliklerle birlikte kullanıldığında restorasyon eylemini oluşturmaktadır. Restorasyon; temelde bugün kazandığı bilimsel ve kavramsal içerikten soyutlanırsa, insanların bütün tarihleri boyunca bildikleri tamir etkinliğidir. Geçmiş dönemlerde restorasyon çalışmasının amacı yapıyı ayakta tutmak, yıkılan kısımları yeniden  yaparak biçimsel bütünlüğünü sağlamak iken, bugün ise; aynı zamanda belirli dönemin kentsel ve mimari düzenini, yapım tekniklerini, sosyal ve kültürel yaşamını da açıklayıcı belgeler olmuştur. Bundan dolayı restorasyonu sadece bir ihya olarak ya da hasta olan birini ayağa kaldırmak olarak düşünmek doğru değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi bizim gerçekleştirdiğimiz restorasyon çalışmalarında, bir sorumluluk duygusuyla kültürel mirasımıza sahip çıkmak ve bu mirası tüm özgün özellikleriyle gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğu temel hedefimiz olmuştur. Bu bağlamda tarihi ve anıtsal yapılarda, kabul edilmiş uluslararası restorasyon kuram ve ilkelerine uygun olarak doğru ve yüzlerce yıl daha ayakta kalacak düzeyde sağlam konstrüksiyonlar kullanılarak aslına uygun restorasyon çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Koruma kültürünün artması ile birlikte çoğalan günümüz restorasyon çalışmalarından dolayı büyük memnuniyet duymaktayız. Tarihe saygı ve sorumluluk duyguları altında, bilimseli geçerli kuram ve restorasyon ilkelerine uygun ve doğru restorasyon çalışmalarının gerçekleştirilmesi temel hedefinde olan ve bu konuda oldukça duyarlı bir yapımcı olarak, hiçbir zaman buradan para kazanmak birinci gayemiz olmamıştır, olmayacaktır da.

Restore edilecek bir yapıyla karşılaştığınızda ilk hissettiniz şey ne oluyor; yani o yapıya nasıl bir nazarla bakıyorsunuz; hangi duygularla yaklaşıyorsunuz ve söz konusu yapının restorasyonu tamamlandıktan sonra karşısına geçip baktığınızda ne hissedersiniz?

Restorasyonu yapılacak bir yapı ile karşılaştığımda büyük heyecan duyuyorum. Bu yapının hangi döneme ait olduğunu, kimin yaptırdığı, hangi mimari, teknik ve sanatsal özelliğe sahip olduğunu hep merak ederek, hayranlık duygularıyla o yapıya bakarım. Bir an önce restorasyon çalışmasının gerçekleştirilerek yapının eski görkemli günlerine geri dönmesine yardımcı olacağım duygusu bana gerçekten çok büyük haz vermektedir. Restorasyon gerçekleştirildikten sonra yapının karşısına geçtiğimde yapıyla adeta konuşurum, yapının bana adeta teşekkür ettiğini hissederim ki bu bana muhteşem bir keyif verir. Bir de yapı kullanılmaya başlandığında, buna vesile olmaktan dolayı da büyük mutluluk duyarım.

Son olarak Muradiye Külliyesi restorasyonu ne aşamada; söylendiği gibi 2013 yılı sonuna yetişebilecek mi?

Muradiye Külliyesi restorasyonu planlandığı gibi sürdürülmektedir. Burada gerçekten teknik düzeyi oldukça yüksek, bilimsel restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Şu anda bazı türbelerin drenaj, kubbe, güçlendirme, duvar çürütme ve derz işlemleri tamamlanmıştır. Bu işler kalan türbelerde de devam etmektedir. Yine çok dikkatli yapılması gerekli ve çok zaman alan özel uzmanlık isteyen, kalem işi, raspa, rölöve ve uygulama çalışmaları devam etmektedir. Planlanan sürede bitirilmesine çalışılmaktadır.

MURADİYE KÜLLİYESİ GENEL BİLGİLER

Bursa Kalesi’nin kuzey batı eteklerinde, Sultan II. Murad tarafından inşa ettirilen ve bulunduğu semte de adını veren cami, medrese, hamam, imaret, çeşme ve türbeden oluşan yapılar topluluğudur. Kendisinden önce bina olunan Orhan, I. Murad, Yıldırım ve Yeşil külliyeleri gibi, açılımı sağlamak amacıyla şehrin kuzeybatısına inşa edilmişse de, külliye binaları onlar gibi dağınık değil, bir hat üzerinde planlanmıştır. 1425 Mayıs ayında başlanıp 1426 Kasım ayında bitirilen caminin önüne 1451 yılında vefat eden II. Murat’ın türbesi inşa edilmiş bu türbenin civarına daha sonra birçok şehzade ve saray mensubunun da gömülmesiyle caminin haziresi hanedan kabristanı haline gelmiştir.

Bursa ili, Osmangazi ilçesi, Muradiye Mahallesi’nde bulunan Murad-ı Sânî Vakfı’na ait olan ve içinde on iki adet türbe, bir cami, bir medrese, bir mektep ve bir çeşme bulunan arazinin toplam yüz ölçümü 7049,85 m² dir. Sultan II.Murat, eşi Hüma Hatun, oğlu Cem Sultan, Fatih Sultan Mehmet’in eşi Gülşah Hatun, ebesi Gülbahar Hatun, Sultan II.Beyazıt’ın eşleri Şirin Hatun, Gülruh Hatun, gelini Mükrime Hatun, oğulları Şehzade Ahmet ve Şehzade Mahmut ve Saraylılar’a ait toplam 12 adet türbe bulunmaktadır.

KLASİK DEVİR OSMANLI HANEDAN TÜRBELERİ PLAN ÖZELLİKLERİ

Osmanlı Mimarisi’nde Klasik Devir olarak adlandırılan 15. Yüzyılın ortalarından itibaren yaklaşık iki yüz elli yıllık devre, mimarlık sanatımızın en gelişmiş eserlerinin verilmeye başlanacağı bir zaman dilimini ifade etmektedir. Sadece mimari değil güzel sanatların diğer kollarında da klasik boyutlara ulaşılan bu devrede, hanedan mensupları için yapılan türbelerin sayısı, kendinden önceki ve sonraki devirlerde yapılanların toplamından daha fazladır. Bu devrede Osmanlı hanedan türbelerini dış gövdeleri itibariyle kare planlılar, çokgen planlılar ve açık türbeler gibi, belli başlı birkaç tipe ayırabilmekteyiz.
Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2013, 01:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8