Rumeli'de Evlad-ı Fatihan İzleri (3)

Makedonya’da Türkiye’de olduğu gibi şehirlerarası yollarda gidilecek şehrin mesafesini sıkça gösteren tabelalar pek yoktur. İki şehir arasındaki mesafeyi gösteren bir tabelaya ya rastlanır ya da rastlanmaz. Oysa Türkiye’de bu tabelalar sıkça görüldüğü gibi şehrin girişinde, rakımını, nüfusunu gösteren yazılar da bulunur. Bu uygulamalar henüz Makedonya’ya ulaşmamış.
Ohri Üsküp yolunda ise Türklerin Kalkandelen, Makedonların ise Tetova dediği şehir, Şar ve Suha Gora dağları arasındaki Polog vadisinde kurulmuştur. Şehir Yıldırım Bayezit döneminde Timurtaş Paşa tarafından tahmini olarak 1392’lerde fethedilmiştir. Şemseddin Sami’nin Kamusu’l Alem’inde, Kalkandelen’in köyleriyle 40.000 nüfuslu olduğu ve çoğunluğun Türk ve Arnavut Müslümanlardan oluştuğu belirtilmiştir. Birinci Balkan Savaşı sonunda (Kasım 1912) Kalkandelen’de Sırplar tarafından işgal edilmiştir. Kalkandelen’de Cami-i Atik (Eski Cami), Saat Camii, Gamgam Camii, Alacalı Cami (Paşa Camisi veya Hurşide ile Mensure Kardeşler Camisi), Yukarı Çarşı Camisi, yine Kalkandelen köylerinden, Recia’da Harabat Baba Tekkesi, Poroj’da Yarar Baba Tekkesi, Sipkovica’da Koyun Baba Tekkesi, Vrutok’ta ise Cafer Baba Tekkesi günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Camiler içinde mimarlık özelliklerinin yanında iç ve dış süslemeleri bakımından benzeri nerede ise bulunmaz bir örnek olan Alacalı Camisi ise bir sanat şaheseri durumundadır. Bir zarar uğramadan günümüze kadar ulaşmıştır. Akşam namazında rastladığım cemaatin içinde, Arnavut, Boşnak, Türk hatta Sırp olanlar da vardı. Buradaki Arnavut olanların da önemli bir kısmı (ya da benim rastladıklarım) Türkçe biliyordu. Buna karşılık cemaatin içindeki Sırp Müslümanları Türkçe bilmiyordu. Sırp Müslümanlarla ilk defa burada muhatap oldum. Şehrin sokaklarında, dükkanlarında, satılan malzemede gözle görünür ölçüde Müslüman kimliğini gösteren manzaralar vardı. Balkan Savaşı’ndan sonra özellikle Türk Müslümanların Türkiye’ye göçleri teşvik edilmiş ya da zorlanmış ise de yine de şehrin Müslüman kimliği baskın bir durumdadır.
Nihayet 30 Ocak 2020 Perşembe günü Üsküp’e ulaştık. Makedonlar Skopje demektedir. Üsküp, Kosova-Priştine, Selanik-Ege Denizi’ne, Niş-Belgrat’a, Sofya-İstanbul’a ulaşan yolların güzergahında ya da kesişme noktasındadır. Rakımı 240 m’dir. Nüfusu 670.000’dir. Vardar Nehri kıyısına kurulmuştur.
Makedonya’nın yüz ölçümü büyük ölçüde dağlarla kaplıdır. Rodop, Şar Dağı silsilesi bunların ilk akla gelenidir. Şar Dağı, Vodna Dağı Üsküp’ü çevrelemektedir.
Üsküp 1392’de Paşa Yiğit tarafından fethedildi. Paşa Yiğit Saruhan (Manisa) bölgesinden getirdiği Türk aileleri buraya yerleştirdi. Osmanlıların Balkanlardaki fetihleri için Üsküp zamanla bir merkez oldu. Türklerin iskanından sonra Üsküp ve çevresindeki Katolik Hıristiyanların önemli bir bölümü Müslüman oldu. Bölgenin nüfus yapısı temelli olarak değişti.
1455 tarihli bir tahrir defterinde Üsküp’te Müslümanların 23, Hıristiyanların ise sekiz mahallesi vardı. II. Viyana kuşatması ve ardından yaşanan bozgundan sonra Üsküp Avusturya tarafından işgal edildi. Şehirdeki Türk nüfusun bir bölümü İstanbul-Eyüp’e göç ederek orada Üsküp adlı mahalleye yerleşmiş oldu. 24 Ekim 1912’de Üsküp Sırplar tarafından işgal edilinceye kadar Müslüman nüfus Üsküp’te çoğunluktaydı. Ancak bu tarihten sonra yapılan göçlerden dolayı Müslüman nüfus giderek şehirde azınlık durumuna geldi. Makedon idaresi Üsküp’ün % 66’sının Makedon, % 21’nin Arnavut, % 2’sinin Türk, % 3’ünün Sırp, % 5’inin Roman, % 1.5’unun Boşnak diye Hıristiyanların toplam % 71, Müslümanların ise % 29 olduğunu ilan etmiştir. Üsküp’ü dolaşan herkes bu rakamların inandırıcı olmadığını teslim eder. Şehrin kuzey kesimi Müslümanların çoğunlukta olduğu, cami görüntüleri ile orta ve güney kesiminin ise park bahçe düzenlemeleri, devasa büyüklükteki heykelleri, geniş caddeleri ve kiliseleri ile Hıristiyanların meskun olduğu fark edilmektedir.
Üsküp’te halen Gazi İsa Bey, Sultan Murat, Mustafa Paşa, Malkoçoğlu Yahya Paşa, Murat Paşa, Köse Kadı, Dükkancık ve Hüseyin Şah camileri ayaktadır. Galeriye dönüştürülen Davut Paşa Hamamı, Kurşunlu Han ve Sulu Han’da günümüze kadar ulaşmıştır.
Üsküp Üniversitesi içinde Türkoloji Kürsüsü, Türkiye’den giden girişimciler tarafından kurulan Yahya Kemal Koleji ve Uluslararası Balkan Üniversitesi önemli kuruluşlardır.
Üsküp, Şar Dağı eteklerinde kurulması ve kuzey kesimindeki cami görüntülerinin fazlalığı nedeniyle gerçekten Bursa’ya benzemektedir. Bu benzerliği en anlatan kişi de Yahya Kemal Beyatlı olmalıdır. Türkiye’de en çok tanınan bir Üsküplüdür. “Üsküp’te doğmasaydım yanardım. Bursa’yı da pek severim. Bana Üsküp’te mi veya Bursa’da mı doğmak isterdin deseler, Bursa’yı isterdim. Fakat Üsküp’ü de arzu ederdim. Üsküp’ü severim. Zira orada doğdum. Çünkü çok Türk. Benim zihniyetime büyük tesiri oldu.” 
 

YORUM EKLE

banner19

banner8