'Hayır' diyebilen çocuklar yetiştirin

► Canan GÜLEÇ Yürümeye başladıktan sonra çocuğa mahremiyet algısının öğretilmesinin çok önemli olduğunu belirten Psikiyatr

'Hayır' diyebilen çocuklar yetiştirin
► Canan GÜLEÇ

Yürümeye başladıktan sonra çocuğa mahremiyet algısının öğretilmesinin çok önemli olduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuğa birinci dereceden akrabası da olsa, vücuduna dokunmak isteyen birine ‘Hayır’ demesi konusunda ciddi bir eğitim vermek gerekiyor” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son zamanlarda Türkiye’nin gündemine oturan çocuk istismarı ve çocukların olası tehlikelere karşı nasıl korunabileceğine dair önemli bilgiler verdi.Çocuğa mahremiyet algısının yürümeye başladıktan sonra verilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu noktalara dikkat çekti: “Çocuğun vücudunun özel bölgeleri vardır. Çocukta olumsuz bir çağrışım yapmasın diye, ‘Bak iç çamaşırının olduğu bölgelere senden başka kimse dokunmayacak. Sen izin vermeden senin o bölgelerine biz bile dokunmayacağız’ diyerek bu çocuğa yürümeye başladıktan sonra yavaş yavaş öğretilmeli. Tuvalet eğitiminden sonraki dönem daha çok önemli. Tuvaletini tutmaya başladığında çocukta kontrol mekanizmaları gelişiyor demektir. Bununla birlikte çocuğa bunlar öğretilebilir. Özellikle okula başladıkları zaman böyle bir duruma maruz kalma durumu olduğunda, ‘Hayır’ diyebilme becerisi çalışıyoruz. “Çocuğa birinci dereceden akrabası da olsa vücuduna dokunmak isteyen birine ‘Hayır’ demesi konusunda ciddi bir eğitim vermek gerekiyor.”

TEK TEHLİKE CİNSEL İSTİSMAR DEĞİL

Her çocuktaki cinsel istismarın aslında bir sonuç olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, cinsel istismar olmadan önce, çocukta 4 tane daha ihmal ve istismar olduğunu söyleyerek, “Duygusal ihmal, duygusal istismar, fiziksel ihmal ve fiziksel istismar oluyor. Yapılan cinsel istismar araştırmalarında bu dördünün üzerinden istismar, genellikle çocuğa %60-%70 oranında aile içerisinde, çocuğun yakınları içerisinden oluyor. Aynı evde yaşayanlar ya da o çocuğu tanıyan kişiler arasında bu yaşanıyor. Aynı evden, aynı aileden çocuğa bir fiziksel istismar varsa yani çocuk bir şekilde dövülüyorsa, azarlanıyorsa, üzerinde sigara söndürülüyorsa, çocuğa fiziksel olarak acı çektirilecek şeyler yapılıyorsa ya da fiziksel ihmal varsa; mesela çocuk eve geldiği zaman yemek yok, okuldan geliyor evde kimse yok aç kalıyor, veyahut da üstünü başını değiştirme konusunda bir yardım görmüyor. Bunlar da birer fiziksel ihmal oluyor. Çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamamak, onun duyguları ile oynamak onu evde yok saymak, onu aşağılamak, hep eleştirmek hep azarlamak hep kötü söz söylemek bunlar duygusal istismar oluyor. Duygusal ihmal ise; çocuğun ihtiyacı olan duygusal ihtiyaçları vardır. Yani nasıl ki midenin vücudunun proteine karbonhidrata ihtiyacı varsa çocuğun gelişen ruhunun da sevgiye, saygıya, ilgiye ihtiyacı vardır” şeklinde konuştu.

MESAFESİZ TERK EDİLİŞ BÜYÜK RİSK

Çocukların aile içerisinde aynı evde yaşadıkları halde, “mesafesiz terk ediliş” yaşadıklarını vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yani kişi aynı evdedir, aynı ortamdadır fakat çocuğu sadece yedirir, içirir sonrasında kendini temizliğe verir bazı anneler. Başka konularla ilgilenir ya da çalışıyorsa kendini işe verir. Çocuk fiziksel olarak aynı ortamdadır ama duygusal olarak mesafe vardır anne-baba ile çocuk arasında. Böyle durumlarda duygusal ihmal olur. Bu çocuklar ileride ruhsal rahatsızlıklara aday oluyorlar. Böyle bir ortamda yaşayan bir çocukta da bazen anti-sosyal yani suça becerikli akrabalar oluyor mesela alkol kullanan bir akraba varsa çocukla aynı odada bırakmamak gerekiyor. Yasal sorunlar yaşamış bir akraba varsa, sık sık karakola gitmiş ve bunu rahatlıkla söyleyen birisi varsa ya da cinsellikle ilgili mesela pornoya meraklı birisi varsa ailede; erotik materyalleri evinde biriktiren aileden birisi varsa bununla çocuğu aynı ortamda bırakırsanız, bu çocuğu kendi ellerinizle teslim etmek demektir. Erotik ve pornografik materyallerle cinsel suçlar arasında nedensellik ilişkisi ABD Başsavcılar Kurulu tarafından rapor edildi. Bazıları karşı çıktı buna; fakat bu cinsel şiddetle pornografik-erotik materyaller arasında nedensellik bağı vardır diye kabul ediliyor. Bu nedenle bu konulara meraklı olan kişilerin potansiyeli risklidir. Yani makul şüphelidirler bu kişiler. Bu kişilerle çocukları aynı ortamda bırakmamak gerekiyor. Bu aileden birisi bile olsa, kardeş bile baba bile olsa, eğer bir baba pornografik materyallere meraklı ise anne çocuğu aynı odada bırakmayacak. Bu basit bir durum değil. Yani çocuğu korumak zorundayız, aynı şekilde anne içinde geçerli bu” uyarısında bulundu.

TOPLUMDA HASSASİYET DAHA FAZLA OLUŞTURULMALI

Çocuğa bağırmasının öğretilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan güvenli davranışın çocuğa ve aileye öğretilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine şu şekilde devam etti: “Daha önce bu konuda aileden birisi kendisine şaka yapmış ve bazı davranışlarda bulunmuşsa o kişiyle aynı ortamda kalması güvenli davranış olmuyor. Güvenli ortam sağlamak gerekiyor. Ama en önemlisi; başka misafirleri, yakın akrabaları biz yönetemeyiz ama kendi çocuğumuza bununla ilgili beceri kazandırabiliriz. Bunu öğretmek eski zamanlara göre çok daha önemli. Özellikle gelişmiş toplumlarda, Batı toplumlarında cinsel suçlar çok arttı. Cinsel şiddet arttı. Çocuk tacizleri çok arttı. Bunun üzerine sokakta giderken hiç tanımadığın birisinin çocuğunu sevseniz bile sizi isterse hemen cinsel suçtan tutuklayabilirler. Öyle yasalar çıkarıldı. Bu neden? Cinsellikle ilgili konular da toplumsal hassasiyetin daha da oluşması gerekiyor. Devletin hassasiyet oluşturması gerekiyor. Bu konuda erkekler ile kadınlar arasında cinsellikle ilgili suç oranı iki taraf için de geçerli. Sadece bu konuda kadınları ya da erkekleri kurban durumuna sokmamak gerekiyor. İki taraf da kurban olabilir. Kız çocukları da erkek çocukları da fark etmiyor.”

 

AİLELER NASIL YAKLAŞMALI?

“Cinsel istismara uğramış çocuğun davranışlarında, huyunda, kişiliğinde bir değişiklik yaşanıyorsa, çocuk mesela banyoya girmeye korkuyorsa, odada yalnız kalmaya korkuyor ise ya da poposuna birisinin dokunmasından korkuyorsa yani böyle garip, açıklayamadıkları davranışları varsa, burada hem o çocuk için bir travma yaşıyor olma ihtimali var” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada o çocuğa direkt sorulmaz. Genellikle çocuğun kendini en iyi ifade edebildiği alan oyundur. Bir oyun esnasın da ona oyuncaklar dizilir, çeşitli oyunlar koyulur oyun esnasın da yaşadığı davranışın taklidini yapmaya başlar çocuk. Yani kendisine, cinsel organına bir şey yaklaştırır bir şey yapar oradan anlarsınız bu çocuk cinsellikle ilgili bir problem yaşıyor. Genellikle 5 yaşından önceki çocuklarda cinsellik kavramı yoktur, bilemediği için ayıp, günah kavramı yoktur. Bu oyundan çocuğun bu durumu çözülebiliyor. Hatta çocuk oyun esnasında o yaştaki bir çocuğun bilmemesi gereken cinsel davranış oyunu oynuyor. Erkek bebek ile kız bebeği alıyor cinsel davranışı yaptırabiliyor. Bunu yaptığı zaman çocuğun bunun kendi kendine televizyonda öğrenmesi mümkün değil. Ailede ya anne babanın yatak odasının kapısı açık oldu çocuk bunu gördü yahut da kendisine böyle bir uygulama yapıldı; araştırmak gerekiyor. Bu nedenle çocuk hayal gördüğü şeyi unutmuyor. İfade edemiyor ama kendi hayal dünyasında yaşıyor. Oyun esnasında bu anlaşılabilir. Anladıktan sonra da bu çocuklar genellikle travmatik stres bozukluğu oluyor. Bu olayla ilgili yeniden yaşantılamalar yaşıyor. Gece korkuyor, ağlayarak uyanıyor böyle durumlarda ailelerin bu çocuğa yalnız olmadığını hissettirmesi gerekiyor, o çocukla daha nitelikli bir ilişki gerekiyor, ‘yedir, içir, bir kenara bırak’ tarzında bir ilişki yerine nitelikli ilişki ne olabilir? Yani o çocukla göz temasının olduğu bir ilişki, birlikte oynadığı bir ilişki ‘Annem-babam beni seviyor, bana değer veriyor’ tarzında bir duygu olursa, çocuk böyle bir tramvayı çözebiliyor. Çözülmemiş olan travmayı çözülmüş hale getirebiliyor. Çünkü bazı durumlar da kaçınılmaz bir travmatik bir yaşantı var” dedi.

 

 
Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2018, 17:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19