Sakin Güç Babacan

Aylardır parti kuracağı haberleri yapılan ancak bu süreçte ısrarlı bir şekilde sustuğu için “neden konuşmuyor?” eleştirilerine maruz kalan Ali Babacan nihayet Fatih Altaylı’nın Teke tek programına çıktı ve kamuoyunun merak ettiği kuracağı parti ve izleyecekleri siyasetle ilgili tüm sorulara cevap verdi.

Program habercilik açısından başarılıydı, kamuoyunun merakla beklediği ve şimdiye kadar bu kadar uzun bir süre hiçbir medya organına konuşmayan potansiyel bir genel başkanı konuk etmek her gazeteciye nasip olmaz. Fatih Altaylı rüştünü ispatlamış bir gazeteci olarak yine başarılı bir program gerçekleştirdi, sorulması gereken soruların tamamını sordu, programın sonunda kendine olan özgüveni ve duayen bir gazeteci olmasının avantajını da kullanarak Babacan’la ilgili kanaatini, “sizi bir lider değil organizatör olarak gördüm” diyerek ortaya koydu. Bu yorumda biraz da yukarılarda bir yerlere mesaj gönderme gayreti gördüm açıkçası. Bu yargı cümlesi sayesinde “Konuşturdum, bir nevi reklamını yaptım ama sözümü de esirgemedim, sen lider değilsin dedim” diye kendini savunabilir.

Babacan’ı konuşturmak suç mu ki kendini savunması gereksin? Sorusunu tercih hakkımı kullanarak cevaplamıyor, okuyucunun anlayışı ve vicdanına bırakıyorum. Ne kadar büyük gazeteci olursanız olun neticede ülkedeki konjonktür hazretlerine selam durmak zorundasınız, aksi halde ne olur? Belki hiçbir şey olmaz ama siz bir şey olma ihtimalini ta iliklerinizde hissedersiniz. Yaklaşan o histen biz de hızla uzaklaşıp tekrar konumuza dönelim ve soralım; Fatih Altaylı başarılıydı peki, Babacan nasıldı?

Bu soruya cevap vermeden önce bir tespit yapmak yerinde olur herhalde. Babacan’ın ekran performansı konusunda da köşe yazarları diğer konularda olduğu gibi önce konum belirlemiş sonra yorum yapmışlar. Açıkça başarısız diyemedikleri için olsa gerek “iyi ama lider değil” diye dudak bükenin yanında işi daha ileri götürüp sadece bir “konu” dur diye küçümseyenler, iyi işte bize “mevzu” çıktı diye alaya alanlar var. Eh büyük küçük demeden hizaya sokulup bir nevi devlet hizmetine alınan, “yandaş medya” “havuz medyası” tabirlerinin cuk diye üzerine oturduğu bir medya düzeninden objektif bir yorum beklemek de fazla iyimserlik olurdu zaten. Ama bu da bir şeydir, demek ki Babacan görmek zorunda kaldıkları kadar büyümüş, aksi halde görmezden gelmeyi tercih ederlerdi.

Muhalif medya da beklendiği üzere iktidar karşıtı pozisyonu gereği beğenmiş Babacan’ı. Hakkını yememek lazım bu yakadaki değerlendirmeler iktidar medyasına göre daha objektif. Beğenirken abartmamış, “bu halk lidere oy verir, böyle sakin politikacılara alışık değil vs.” cümleler kurarak çekincelerini de ifade etmişler.

Bana göre ise Ali Babacan sakin bir güç profili çizmiştir. Tayyip Erdoğan gibi baskın karakterli, karizmatik bir lidere karşı böylesine yumuşak huylu, sakin bir siyasetçinin başarı şansı olabilir mi sorusu haklı bir soru olmakla beraber, ülke insanının da sürekli yüksek gerilim hattı altında yaşamaktan usandığı, hiç değilse biraz nefes almaya, rahatlamaya ve huzura ihtiyaç duyduğu da bir gerçek.

Her konjonktür kendi siyasetini ve siyasetçisini üretir, Türkiye karizmatik bir liderle gidebileceği yolun sonuna gelmiş, tam sükûnete, barışa ve huzura ihtiyacı olduğu dönemde Ali Babacan gibi sakin bir güç sahnede yerini almıştır.

Bu sakin gücün önderlik ettiği siyasi hareket sayesinde, içeride ve dışarıda olağanüstü halden çıkar, insan hakları, demokrasi, özgürlük, adalet, hukukun üstünlüğü gibi kavramların hayata geçtiği bir Türkiye’ye kavuşuruz inşallah.

Babacan’ın söylediklerini başarmasının bu ülkenin ve halkın lehine olduğunu düşünüyorum.

Elbette her siyasetçi gibi artıları eksileri var ama şu bir gerçek ki; Türkiye’nin geleceğinde Babacan etkili bir isim olarak var olmaya devam edecektir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Güneş
Ahmet Güneş - 2 hafta Önce

Babacan adaylık için göz kırptı galiba hayırlı olsun.

banner19

banner8