Sapkınlığın kutsanmasına izin verme!

Türkiye bir kez daha sapkınlığın kutsandığı bir tartışmanın içine çekiliyor.

Geçen yıl İstiklal Caddesi’nde her türlü rezilliğin yaşandığı ve bu yetmezmiş gibi Ezan-ı Muhammedi’nin ıslıklandığı iğrenç görüntülere hatırlıyoruz.

Türk kültürüne ve İslam medeniyetine açıkça bir saldırı, çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik iğrenç bir propagandaya dönüşen bu rezillik yeniden kamuoyunu gündemine geldi.

Önce ÖSYM’nin soruları arasında Mabel Matiz isimli eşcinsele atıfta bulunarak oluşturulan soru gündeme düştü ardından onlarca markanın LGBT sapıklığını kutsayan reklamları geldi.

ÖSYM’ye Mabel Matiz denen eşcinsele atıfta bulunarak yapılan soru nedeniyle kamuoyunda büyük tepki oluşurken, sosyal medyadan bu kuruluşa büyük tepki yağdı.

Türk kültüründe ve İslam medeniyetinde milyonlarca atıfta bulunacak şey varken ÖSYM’nin bir eşcinsele atıfta bulunması, asla tesadüf olarak görülemeyecek bir durum olarak irdeleniyor.

Ve eşcinsellik haftası adı altında sapıklığı kutsamaya hazırlanan LGBT’ye dünyaca ünlü firmaların Türkiye ayaklarının verdiği destek ise tam bir skandal olarak kayıtlara geçti.

Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan bu destekler gençler ve çocuklar üzerine yıkıcı etkileri ortaya çıkaracak bir tuzak. Siemens, Sel Yayıncılık, İletişim Yayınları, Ayrıntı Yayınevi, Can Yayınları, Decathlon, Nıvea, Çiçeksepeti, İz İletişim gibi büyük firmalar LGBT'yi açıkça destekliyor.

Ve kültürümüzü inançlarımızı hedef alan bu sapık propagandaya Türk milletinden büyük tepki yağdı. Bu firmalarla ilgili boykot çağrıları ve kampanyaları başlatılırken, bir çok sivil toplum kuruluşu da üst perdeden tepki vermeye devam ediyor.

Türkiye’de kültürümüze ve inançlarımıza saldırının merkezlerinden biri haline gelen eşcinsel derneği LGBT’nin kapatılması için çağrılar yapılırken, özellikle gençlerimize ve çocuklarımıza bu propagandayı yapan alçakların yaptıklarının yanlarına kar kalmaması milletin ortak talebi.

Millet ittifakı nedeniyle bu yıl CHP, önceki yıllarda olduğu gibi LGBT ve eşcinsel yürüyüşe kurumsal olarak destek vermiyor kurumsal açıklama yapmıyor.

Önceki yıllarda CHP il ve ilçe başkanlıkları ile belediyelerinin destek atma yarışı bu sene Millet İttifakı’nın İYİ Parti kanadının rahatsız olacağı göz önünde bulundurularak yapılamadı.

Ancak Bursa’da daha önce eşcinsel kotası, cinsiyetsiz tuvalet gibi rezilliklere imza atan CHP’li Nilüfer Belediyesi, bu duruma Kent Konseyi’ni araya koyarak bir çözüm üretmiş durumda.

Nilüfer Kent Konseyi sosyal medya hesapları üzerinden “Tüm renkler özgürce yaşayana, ayrımcılık, şiddet, dışlama son bulana dek devam! #onurhaftası2020 #Pride” mesajı ile paylaşırken, konseyin logosu da eşcinsel derneğin renklerine dönüştürüldü.

Onur haftası adı altında düzenlenen bu sapıklığa destek vermek için yapılan bu rezillikleri milletimiz görüyor. Evlatlarını, gençleri bu rezillerden uzak tutmaları gerektiğini ibretle izliyor.

Türk çocuklarına ve gençlerine yönelik bu alçakça plan ve algı operasyonuna devletin de gereken tepkiyi göstermesi milletin ortak arzusu.

İslam dini eşcinselliği ve sapıklığı yasaklarken, Türk kültürü de bu tür sapıklıklara geçit vermez. Bu düsturla başlatılan boykot kampanyalarını destekliyor, bu kepazeliğin reklamını yapan herkesi şiddetle kınıyoruz.

Kişisel olarak Nilüfer Belediyesi’ni ve Nilüfer Kent Konseyi’ni kınıyor ve Bursalıları da bu sapkınlığa destek veren kuruluşları kınamaya davet ediyorum.

Dişçi Tahsin Bulut…

Diş Hekimi Tahsin Bulut’u bilirsiniz. Sosyete dişçisi olarak da bilinir. Son yıllarda amansız bir AK Parti ve MHP muhalifi olarak ilginç bir profil çiziyor.

Dışardan İYİ Partiyi destekler gibi görünen Tahsin Bulut, solcularla kol kola girerek onlarla aynı adımları atıyor. Örneğin geçen sık sık Yüksel Baysal’ın AK Parti ve yerel yönetimine karşı yazdığı yazıları destekliyor onları paylaşıyor.

AK Parti’ye karşı propagandada kim öne çıkıyorsa onları beğeniyor, AK Parti ve hükümeti hedef alan yorumlar yapıyor.

Diyeceksiniz ki ne var bunda… AK Parti ve Cumhur İttifakına herkes muhalefet edebilir bunda bir sıkıntı yok. Ancak AK Parti’den Nilüfer Belediye Başkan adayı olan, Yerel Günden 21 genel sekreterliği yapan, il başkan yardımcılığı yapan bir ismin, o günlerden bu günlere gelmesi ilginç değil mi?

AK Parti, 2004 yerel seçimlerinde Nilüfer için Tahsin Bulut’u aday gösterdi. Mustafa Bozbey’in karşısında zayıf kalacağı bilinmesine rağmen.

Ve Tahsin Bulut, o kadar kötü bir seçim kampanyası yürüttü ki Bozbey’in bugünlere gelmesinin mimarlarından biri oldu. Oysa o gün Tahsin Bulut’a o imkanı sunmasalar belki seçimi kazanacak AK Parti ve Nilüfer hiç bu hale gelmeyecekti.

Buna rağmen Tahsin Bulut, Yerel Gündem 21 Genel Sekreterliği görevine getirildi. Sonrasında da İl Başkan yardımcısı yapıldı.

Önceki gün Doğanbey TOKİ’leri eleştiren bir yazıyı paylaşmış Tahsin Bulut. Oysa onlar yapılırken AK Parti’deydi ve görevdeydi. O gün neden sustu Tahsin Bulut da bugün eleştiriyor?

Dün yanlışa neden ses çıkarmadı acaba Tahsin Bulut. Ve hangi makamı koltuğu istedi ve vermedikleri için bir anda muhalif oldu Tahsin Bulut.

Bursa Uzlaşı Grubu diye bir grup var malum toplanıp AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyorlar. Toplantılara katılan Tahsin Bulut, o ay okuduğu kitabı burada anlatarak kendisini büyük mütefekkir olarak sunuyor. Toplantıya katılanlar bile yemiyor ama mevzu ortak hareket olduğundan yemiş gibi yapıyorlar.

Onlarca örnek var AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’a öfkeyle baktığını gösteren. Tahsin Bulut acaba onca yıl mensubu olduğu AK Parti’ye neden bu kadar öfkeli.

AK Parti kuruluşundan bugüne Tahsin Bulut’un düşüncelerine zıt bir süreç izlemediği gibi aslında daha liberal, daha merkeze yönelik adımlar attı. Öyle ki partinin muhafazakar kesimlerini bile rahatsız edebilecek kadar Tahsin Bulut’un dünya görüşüne yakınlaştı.

Ama o günlerde partinin verdiği makam ve koltuklarda oturan Tahsin Bulut, makam ve koltuk olmayınca direkt karşıya geçip ateş etmeye başladı.

Sebebini merak ettiğimizi söylemeliyiz…

Neydi Tahsin Bulut’taki bu keskin dönüşümün nedeni?

YORUM EKLE

banner19