Seçim sistemi mutlaka değişmelidir

16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumundan önce Başkanlık sisteminin kabulü halinde partiler yasası ve seçim sisteminin mutlaka değişmesi konusunda her kesimden fikir beyan edildi.  Ancak bunların içinde en önemlisi AK Parti cephesinden yapılmış olan açılamalardı. Anayasa profesörü Burhan Kuzu birçok televizyon programında partiler yasasının ve seçim sisteminin başkanlık sistemine göre değişeceğini ve seçimlere bu yeni yasalar ile gidileceğini beyan etti. En son CNN Türk’te katıldığı Tarafsız Bölge programında Mart 2018’de şunları söylemişti Kuzu: “Başkanlık modeli geldiğinde biz muhalefete seçenekler sunduk. Kabul etmediler. '600 bölge ayıralım; seçim bölgesi' dedik. Dar bölge, sıfır baraj... Başkanlık modeli için bu lazım" cümlesi ile bunu açıkça AK parti adına beyan ediyordu.

24 Haziran erken seçimlerine bu yasaları yetiştirmediler veya yetiştiremediler. Bir şekilde sadece ittifakla ilgili bir yasa çıkarılıp bununla seçimlere gidildi. Küçük partiler ittifaklara dâhil olarak mecliste yer edinmeye çalıştılar. Partiler genel merkezlerinde hazırladıkları milletvekili listelerini milletin önüne koyarak parlamenter sistemde olduğu gibi seçmenden oy istediler. Ancak ortada faklı bir durum vardı. Sandığa giden seçmen başkanlık için ayrı, Meclis için ayrı oy kullandı. Başkanı beğendi oyunu verdi, listeyi beğenmedi oyunu vermedi. Veya Mecliste verdiği yere Başkanlıkta ayrı bir adaya oy verdi. Onun için HDP, CHP’li seçmenlerin oyları ile meclise taşınabildi. İYİ Parti Başkanından fazla oy aldı.  AK Parti seçmeni ile MHP seçmeni Recep Tayyip Erdoğan’ı Başkan yaparken, AK Parti seçmeni, 7 Hazirandan sonra ikinci ayarını çekti. 11 puan indirerek, 6 milyon kişi Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermesine rağmen AK Parti ye oy vermedi.

Şimdi, seçim sonrası bunları partilerin MKYK’sı nasıl analiz ettiler, bu konuda neler düşünüyorlar, yerel seçim öncesi hangi tedbirleri alacaklar, artıları ve eksileri değerlendirilerek yeni bir yasa hazırlığı içine girilecek mi?  Bilmiyoruz.

Gördüğümüz odur ki, yerel seçim adım adım geliyor.

CHP, seçimden bu yana genel kongre olacak mı olmayacak mı tartışmaları içinde, yöneticileri kendi derdine düşmüş koltuklarını korumanın peşinde, hiç bu işlere kafa yoracak zamanları yok. Ha keza İYİ Parti aynı durumda, nerdeyse dağıldı, dağılacak.

En sakin durumda MHP, ancak onunda bu güne kadar bu konuda fikir beyan ettiğini görmedik.

AK Parti sanırım genel kurulu bekliyor.  18 Ağustosta Genel Kurul yapılacak. Yeni MKYK belli olacak. Yeni oluşacak MKYK’nın en önemli ilk gündem maddesi yerel seçimler ve bu seçimlerde milletin önüne konulacak adayların nasıl belirleneceği ve en iyi sonucun nasıl alınacağı olacak. Bu bakımdan seçim sisteminde yapılacak ciddi ve akılı bir değişiklikle özellikle AK Parti iktidar olma gücünü de kullanarak bu seçimden en çok karlı çıkacak parti durumuna gelebilir.

Bir kere mevcut seçim sistemi ile yerel seçimlere gidilirse, bu seçimlerden en zararlı AK Parti çıkabilir. Seçmen mecliste 42 bandına indirdiği AK Parti’yi, yerel de çok daha fazla olan eleştirilere ve seçmen arasında konuşulan belediyelerde yapılan hizmet değerlendirmelerine baktığımızda, 42 bandının altına indireceğini söylemek kehanet olmaz.

Öyleyse ne yapmalı? 24 Haziranda seçim sisteminin değişmemesi dolayısı ile liste ile yapılan dayatmaya karşı seçmenin verdiği ayara bakarsak, başkanlıklarda da genel merkezden yapılacak tek aday belirlemesi seçmen nezdinde aynı dayatma olarak algılanacak ve tepki oylarının parti dışına çıkmasına neden olacaktır.

Seçim sisteminde yapılacak değişiklikle, her partiden aday adayı olacaklar arasından, belediye başkan adayı olarak, bir partiden bir aday değil de, daha fazla adayın seçmen önüne parti adına çıkmasının önü açılabilir. Bu durumda seçmen istediği adaya oy verecek, oy verdiği aday hangi partiden seçime girmişse aynı zamanda partisine de oy vermiş olacaktır.  Öyle bir sistemde, başkanlık yarışına sadece parti değil, isimler de gireceği için seçmen hiçbir şekilde tepki gösteremeyecek, istediği adaya ve aynı zamanda partisine oy vermiş olacaktır.

Örneğin, A partisinden 7 kişi aday olsa, Parti Genel Merkezi bu sayıyı 7’den bire indirmek yerine 5’e kadar indirse ve bu 5 adayı A partisinin Başkan adayı olarak ismen seçime girmesinin yolunu açmış olsa, seçmenin böyle bir siteme diyecek hiçbir sözü olmaz. Çıkan sonuç tamamen kendi tercihi olacağından sonucu kabullenmekle kalmayıp savunacaktır. Aynı zamanda, seçimi kazanan partinin en çok oyu alarak kazanan belediye başkanının yanında, kaybeden belediye başkan adayları meclis üyesi olma hakkı verildiğinde, parti içi kırgınlıkların tamamen önüne geçilecektir.

Bunun yanı sıra diğer bir sistem, iki turlu seçim olabilir.  Birinci turda aynı sistemle adaylara hak tanınabilir.  Yüzde 50’yi geçen olmazsa en çok oyu alan iki parti ve o iki parti içinde en çok oyu alan iki partinin birer adayı,  ikinci tura 2 aday olarak girerler. Böyle bir sistem ise başkanlık seçimi gibi, belediye başkanı olan kişinin seçmenin çoğunluğunun oyu ile belediye başkanı olmasını sağlar ve toplumun çok daha rahat kabul edeceği bir sistem olur.

Daha başka üretilebilecek sistemler olabilir. Bunların alt yapısı hukuki zeminde hazırlanır.

Mutlaka seçim sistemi ciddi anlamda masaya yatırılmalı ve yerel seçimlere o şekilde gidilmesi gerekir.

Zaten bu da AK Parti’nin seçmenine sözüdür.

Gidilmezse, seçmenin nereye savrulacağını şimdiden kestirmek zordur.

Selam, sevgi ve dua ile…
YORUM EKLE

banner19

banner8