Sefayı da cefayı da paylaşmak!

Dünyadaki süreçle bağlantılı olarak ve Türkiye’nin özel konumunun da etkisiyle evet sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. 
Ekonomik olarak zor günler geçirdiğimizi kimse inkâr edemez. Bunun birçok nedeni var. Bilimsel de var, siyasi de var, konjonktür gereği olanları da var. Sebepleri çeşitlendirmek mümkün! 


Geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de yaşananları ekonomik kurtuluş savaşı olarak niteliyor ve taviz vermeden ekonomik politikaların uygulanacağını ifade ediyorlar. 
Devlet dara düştüğünde milletinde birlik beraberlik içinde olması önemli! Ancak sadece milletin kemer sıkması ya da güçlüklere karşı sabretmesi yetmez. Devletin de gereken önlemleri alması şart. 


Dahası kamu ve siyasette olan isimlerin çok daha dikkatli olması ve milletin sinir uçlarıyla oynamaması da oldukça önemli. 
 Kamu artık şaşaalı işlerden vazgeçmek durumunda! Milyonluk arabalarla, pahalı organizasyonlarla, lüks bina yarışından bir an önce vazgeçmeli. 
Tüm kamu için standart araç, standart büro, standart donanım kullanma zamanı geldi de geçiyor bile. 
Millet zordayken millete hizmet edenlerin zevk-ü sefada, keyfi alada olması kabul edilemez. 
Kendi maaşıyla 100 yıl alamayacağı arabalara milletten toplanan vergilerle kamu görevlisi ya da siyasilerin biniyor olması da kabul edilemez. 
Dahası millet dardayken öyle şaşaalı düğünler, şaşaalı organizasyonlarda boy gösterip, poz vermenin de artık geride kalması şart. 
Madem kurtuluş savaşı azdan az çoktan çok gidecek şekilde bir yöntem izlenmesi çok önemli. Milletin birliğini ve dirliğini korumanın en önemli ayaklarından birisi budur. 


Milleti kanatarak siyaset yapılamaz. Milleti kanatarak ileri gidilemez.

Özellikle yerel unsurların kendilerine bir çeki düzen vermelerinin vakti geldi de çoktan geçti bile. 
Bir yandan millet oldukça zor bir dönem geçirirken bir yandan temsilcileri ve onlara hizmet etmesi gereken kamu yöneticileri bu savaşa katılmıyor ve katıldıklarını gösterecek bir emare vermiyorsa, orada ekonomik sıkıntıdan daha ilerisi var demektir ki, umuyoruz ki bu görüntülere rastlamayacağız.


Hakkı hakim kılma davasını sürdüren siyasi hareketlerin devlette ve hayatın her alanında hakkaniyeti göstermeleri çok değerli olacaktır. 
Milletin devletine ve Cumhurbaşkanına olan sevgisi ve güvenini her kim kırmaya ve hasarlandırmaya yönelik hareketlerde bulunuyorsa onları ifşa etmek de bizim üstümüze vazife olsun. 


İnsanı yaşat devlet yaşasın desturuna geri dönmekten başka çare mi var? İnsanı yaşatmak içinde cefayı da sefayı da bölüşmek lazım!
Biliyoruz ki doğrusunu yapan çokça var, sözümüz yapmayanlara. Ve bu sözleri kim alması gerekiyorsa üstüne onlara söylüyorum. 


 

YORUM EKLE

banner19

banner24