Sezen Aksu Hatıralarım

 Heykel’den Setbaşı tarafına giderken sağ tarafta Dilek Sineması vardı eskiden. Şehrin büyük sinemalarındandı. Zaman zaman konserler de sahne alırdı bu sinemada. Geçmiş zaman, hangi seneydi ha deyince hatırlayamadım ama ben genç bir gazeteciydim, Sezen Aksu da o zamanın yeni meşhur olmuş ‘Minik Serçe’si. Konseri vardı, matine. Salon dolu sayılırdı. Ben fotoğraf çekip, bir iki kelime de beyanat alabilmek için kulise girmiştim. O sırada biri geldi ve “Sezen Hanım, iki lise öğrencisi kız gelmiş. Paraları yokmuş, izniniz olursa konserinizi izlemek istiyorlar.” dedi. Sezen Aksu’nun cevabı beni çok şaşırtmıştı; “Paraları yoksa izlemesinler. Hayır, izin vermiyorum.” Daha sonra söylenerek odasına girdi. 
Afalladım, bir şey diyemedim. Tecrübesiz bir çömez gazeteciydim daha, yazdırmadılar bunu bana tabii.
Sezen Aksu ile ilgili ilk hatıram budur.
O günden sonra onu dinlemek gelmedi içimden…


Aradan uzun seneler geçti. Ben Bodrum’a yerleştim. Orada günlük tekne turları rehberliği yapmaya başladım. Bir gün teknenin önünde otururken limanda yürüyen bir çift gördüm. Erkek uzun boylu, kadın ise kısacıktı. Biraz yaklaştılar bir baktım bizim Ahmet. Yanında da Sezen Aksu. Ahmet Utlu ile muhabirlik zamanlarımızdan tanışırız. O zamanlar o da Bursa’da mahalli basındaydı. Selam verdim. Hemen geldi yanıma, selamlaştık, sohbete başladık.
Eski arkadaşlığa binaen Ahmet’e istiyorsa onları tekneyle özel gezdirebileceğimi söyledim, kibarca reddetti. Tam o sırada beklemeyip yürüyen Sezen Aksu seslendi, “Ahmet, yürü bırak şimdi bu adamları…
Bu da diğer bir hatıramdır.
Şimdi malum konu ile gündeme geldi Sezen Aksu, bu hatıralar oradan geliverdi aklıma.
Bir de Ahmet Utlu’nun Facebook’taki paylaşımı takıldı kafama. Bakın ne diyor Ahmet;
Sezen Aksu sadece kalbi ile yaşar. Başkasının koyacağı kuralı tanımaz. Saldırıların, karalama gayretlerinin en ufak bir faydası yok. Söyleyeceğini söylemeye devam edecek. Yazdığı binlerce şiiri hepimiz biliyoruz. Bunların arasından sadece birini çekip almak ve buradaki ironiyi bile bile bundan siyaset çıkarmaya kalkmak ülkenin neşesine, hüznüne, sevincine ihanettir, cehalettir, ortalamanın altı bir zekânın kanıtıdır. Hiç kimseye ihtiyacı yok ama yalnız da kalmayacak. İnsanlık tarihini biraz bilenler onun elinde olup da kullanmadığı gücün farkındalar.


Bu mesajın son cümlesi hayli ilginç. 
İnsanlık tarihini biraz bilenler onun elinde olup da kullanmadığı gücün farkındalar.
Ben insanlık tarihini biraz bildiğimi zannederim de tam çıkartamadım bu “GÜCÜN” ne olduğunu. Biraz muğlak bir söz bu. Ne anlama gelebilir diye düşündüm. 
Hayranlarından aldığı güç diye düşünmeye çalışsak, insanlık tarihiyle pek bir alakası yok gibi.
Biraz tehditkâr bir ifade mi acaba?
Bu bahse konu “güç” ardında bulunan köklü bir cemaati mi kastediyor?
Nedir bu güç?
Yakıp yıkar mı ortalığı?
En iyisi buradan Ahmet’e soralım;
Ahmet, cehaletime ver de nedir bu güç? Açıklar mısın rica etsem.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatma Kosif
Fatma Kosif - 4 ay Önce

Feto kemalist laiklik elindeki güç

banner19

banner24