Siyasetini Türkiye düşmanlığı olarak konuşlandıranlar

Tarih yaprakları 31 Mart 2015’i gösteriyordu, terzi çıraklığı yaparak kazandığı İstanbul hukuk fakültesini başarıyla tamamlayıp savcı olan Mehmet Selim Kiraz, DHKP-C adlı NATO örgütünün kalleşçe saldırısıyla şehit ediliyordu.
Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulunda yapılan değişikliklerle Cumhuriyet gazetesi uzunca bir süredir FETÖ, PKK gibi terör örgütlerinin savunuculuğunu yapmaktaydı.
Gazetenin klasik çizgisine hiç uymayan Kemalizm’le bir hayli mesafeli duran Can Dündar, Mine Kırıkkanat, Ahmet Şık gibi tipler bu değişiklikle, küresel bir el tarafından gazeteye getiriliyor hatta gazeteyi yönetiyordu.
İşte Yeni Cumhuriyetin köşe yazarı Ahmet Şık, DHKP-C üyesi Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’un silahları Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın başına dayalı durumdayken bu iki teröristle yarım saat süren bir röportaj gerçekleştiriyor ve savcımız şehit edilip naaşı toprağa verileceği gün Cumhuriyet gazetesi tam sayfa halinde şu başlıkla bu röportaja yer veriyordu
 “Bu eylem mecbur bırakıldığımız yöntem”.
Röportaj baştan aşağıya bu kalleş eylemi övücü nitelikteydi ve hiç kimse “ey gazeteci sen bu teröristlerin cep telefonunu nereden biliyorsun? sen arayınca neden sana yarım saat cevap veriyorlar? Diye sormuyordu.
Röportajın başlığı tam bir kurguydu “mecbur bırakılmışlar” yani şehit savcıyla pazarlık yapılmış istedikleri yapılmadığı için mecbur kalmışlar algısı oluşturuluyordu
Halbuki bu kalleş eylem aylar öncesi planlanmıştı; eylemden 20 gün önce TV yayınına katılan DHKP-C üyesi Avukat Ebru Timtik (2020 yılında örgütün emriyle girdiği açlık grevinde öldü) “Berkin Elvan’ın hesabı sorulacak, devlet sonsuza kadar kimseyi koruyamaz” açıklaması yaparak yaşanacakları haber veriyordu.

Ahmet Şık’ın teröre ilk desteği bu değildi ve sonda olmayacaktı.

7 Haziran 2015 seçimleri sonrası “Özerlik” sloganıyla şehirleri işgale yeltenen PKK ve yardım yatakçısı FETÖ’nün kazdığı hendeklerle estirdiği terör eylemlerine karşı başlatılan ve yedi ay süren operasyonlarda tek bir sivilin zarar görmemesi için sivilleri kendisine kalkan yapanlara karşı verilen kahramanca mücadeleyi, Ahmet Şık 28 Kasım 2015 yılında “Devletiniz Teröristtir” şeklinde değerlendiriyordu.

Tarih 19 Aralık 2016 Ankara’da bir sergiye katılan Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov, FETÖ’cü terörist Mevlüt Mert Altıntaş tarafından uğradığı suikast ile hayatını kaybediyordu yeni Cumhuriyet yazarı Ahmet Şık; ‘Suikastçinin Nusra’cı değil, FETÖ’cü olduğunu kanıtlama gayretindeki iktidar ve yancıları, katilin polis olduğu gerçeğini ne yapacaksınız’ şeklinde paylaşımlar yaparak FETÖ’yü temize çeken bir işe soyunuyordu.

17 Şubat 2016 yılında Başkent Ankara'da Genelkurmay kavşağına 300 metre mesafede askeri araçlara yönelik saldırı düzenleniyor. Saldırıda 28 kişi şehit olup, 61 kişi yaralanıyor “gazeteci” Ahmet Şık “devleti mafyalaştıranların suçlarının soruşturulmasını engellemek için savaş çıkardığına inananlar, bomba patlatacağına neden inanmaz’ şeklinde bir paylaşım yaparak eylemi üstlenen PKK olmasına rağmen bombayı “devletin” patlattığını iddia ediyor “katil devlet” diyordu.
Hızını alamayan Şık devamla “ABD ve AB’nin cihatçı terör’e karşı müttefikimiz dedikleri PYD’nin terör örgütü olduğunu kanıtlamaya çalışanlar olağan şüpheli olmaz mı” şeklinde paylaşım yaparak uluslararası destek arayışına çalışıyor, PKK’yı masum göstermeye çabalıyordu.

 Ahmet Şık için deteklediği terör örgütünün adı çok fark etmiyordu PKK, FETÖ, DHKP-C …

8/7/2015 tarihli ‘Bizimki gazetecilik, sizinki ihanet’ başlıklı yazısında, MİT tırları soruşturmasında tutuklu bulunan savcı Ö.Ş.nin ‘MİT, Reyhanlı katliamını biliyordu, ama polis ile paylaşmadı’ şeklindeki açıklamasını haberleştirerek açık açık FETÖ’ye destek veriyordu.

9/7/2015 tarihli ‘MİT tırları savcısı: MİT, Reyhanlı’ya göz yumdu, onlara bilgi vermesek engellerdik’ başlıklı yazı içeriğiyle MİT’in Reyhanlı’da yapılan terör saldırısına göz yumduğu anlamına gelebilecek açıklamalar yapıyor bu açıklamalar için yürüttüğü FETÖ irtibatı gözlerden kaçıyordu.

13/2/2015 tarihli ‘Tırlardaki sır aydınlandı’ başlıklı yazı içeriğinde Türkiye’den Suriye’ye MİT tırları ile yapılan silah ve cephane sevkiyatının Türkmenlere değil, cihatçı Ansar-El İslam örgütüne gittiği dolayısıyla terör örgütlerine lojistik destek sağladığı yönünde ki FETÖ yalanlarını Cumhuriyet gazetesinde ele geçirdiği köşede yayınlayarak bu yalana meşruluk sağlıyordu.

14/3/2015 tarihinde Kandil’e giderek Cemil Bayık’la röportaj yapıyor, bu röportaj Cumhuriyet gazetesinde Bayık’ın verdiği mesaj manşete verilerek PKK’ya meşruluk sağlanıyordu. 

24 Ağustos 2016 yılında, ABD’nin sınırımızda kurmaya çalıştığı terör koridoruna cevap vermek için başlattığımız Fırat Kalkanı Harekatı hakkında Ahmet Şık “katil devlettir deyince bozuluyorsunuz” paylaşımı yaparak PKK’ya destek veriyordu.

Teröre verdiği desteklerin karşılığı olarak Kandil’de toplanan komisyon Ahmet Şık’ı HDP’den milletvekili adayı olarak belirliyor, Şişli, Nişantaşı civarlarının tatlı su solcuları, FETÖ’cü, “Erdoğan düşmanı olsun da varsın Atatürkçü de olmasın” kafasındaki Kemalist CHP’li dostlarının desteğiyle milletvekili olarak gazi meclise giriyordu.

İşte bu Ahmet Şık bu hafta bir eylem daha gerçekleştirdi. 
“Kanlarında banyo yapmaktan” bahsettiği, PKK’ya destek olan akademisyenlerden “yanlış anlamışım özür dilerim” kıvamına gelen, uyuşturucu ticareti, tecavüz, adam öldürme, yaralama, nitelikli gasp gibi suçlardan yargılanan mafya artığı Sedat Peker’in adaletten kaçıp ülke düşmanlarının kucağında “adalet” arayan videolarına tam destek için halkı sokaklara çıkmaya davet eden videolu bir basın açıklaması yapıyordu.

Videonun devamında “bu devlet katil, bu devleti yıkmamız gerekiyor, evet Türkiye Cumhuriyeti devleti katil bir devlettir.” Şeklinde açıklama yapıyordu.

Suriye’de yüzbinlerce sivili öldüren rejime katil demeyen
Ülkemizde, Kürt Türk binlerce sivili, çocuğu, bebeği, kadını kalleşçe öldüren PKK’ya katil diyemeyen, onlara meşruluk kazandırmak için kalem oynatan, onların vekili olarak meclise sızan Ahmet Şık devlete katil diyecek cesareti nereden alıyordu?
Boynunda tasmasıyla haftada iki gün devlete parmak sallayıp, yalanlar üreten Sedat Peker bu cesareti nereden buluyorsa Ahmet Şık’ta oradan buluyor. 
Erdoğan’ı mutlaka devireceğiz diyen ABD yönetiminden ve onun kurup yönettiği terör aparatlarından,
Siyasetini, Türkiye düşmanlığı olarak konuşlandıran Millet İttifakı üyelerinin tavırlarından alıyorlardı bu cesareti.

Bağımsız yargı bunlara gerekeni yapacaktır.

Selam ve Saygıyla


 
 

YORUM EKLE

banner19

banner24