Sorunları biriktirmeyin

Elbette tüm dünyanın boğuştuğu pandemi sıkıntılarını yok sayamayız, uzaktan çalışma ve eğitim derken değişen sosyal hayatlar, ekonomik değişimlerin beraberinde getirdiği zorluklar, değişen sorumluluk alanlarımız derken hepimiz daha evvel yaşamadığımız bazı sorunları deneyimlemek zorunda kalabiliyoruz. Hepimiz biliyoruz ki bu süreç böyle geçmek zorunda, bizler de sorumluluklarımızı elimizden geldiğinde en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. 
Peki mutlu olmak, huzur bulmak?
Yok, önce tüm enerjimizi sorumluluklarımız için harcamalıyız, sonra bir ara rahata erersek bir ara düşünürüz huzur hakkımızı da…
Çoğu insan böyle düşünüyor, iyi hissetmek için vakit, nakit ve enerji ayırmamak üzerine kodlanmışız. Bu nedenle de dertler, sıkıntılar hep üst üste birikerek diziliyor, çözmüş olsak da onlar için harcadığımız enerjiyle mutsuzluğu benimsiyoruz. 
Dünya Sağlık Örgütü de bu sıkışmış mutsuzluk döngüsüne dikkat çekmek için bu yıl 10 Ekim “Dünya Ruh Sağlığı Günü” temasını, “Eşitsiz Bir Dünyada Ruh Sağlığı” olarak açıklamıştı. 
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da eşitler ve eşitsizlikler üzerine açıklama yaparak, “Covid pandemisinden sonra eşitsizlikler çok daha fazla ortaya çıktı. Dünyadaki eşitsizlik soğuk savaşın ardından sosyalizm, komünizm, kapitalizm düalizmi zıtlaşması sebep olmuştur. Şu anda da dünyada kapitalizmin ciddi bir tek süper güç olması nedeniyle gelir eşitsizliği ciddi anlamda arttı. Covid de bunu hızlandırdı. Özellikle gelişmiş ülkelerin bencil, açgözlü, empati yoksunu tavırları dünyanın geri kalanlarını aşıya ulaşmada zorladı. Hatta bırakın aşıyı, Afrika’da 2 milyar kişi temiz suya ulaşamıyor.” dedi.
Şimdi bu kadar net bir çerçeveyi görerek nasıl mutlu olunabilir ya da bunu istemeye ne kadar hakkımız olabilir ki?
Böyle zor bir zamanda mutlu olmak, bir kenara çekilip, “ne olursa olsun, ilgilenmiyorum” demek değildir. belki de bunu görmek ve ona göre yolumuzu çizmek zorundayız; evet sorunlara karşı duyarlı ve mücadeleci olmalıyız ancak bir yandan da güzel duygular beslemek en insani ihtiyacımızdır.
Ancak bunca olumsuzluğa da aklımız takılı kalmışken, bu sarmaldan çıkmak zor oluyor elbette. Bu durumu ruh sağlığının beden sağlığını çok yakın etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan da şöyle anlatıyor: “Mesela zihnimizde bir düşünce var, bir şeye takılmış. Moraliniz bozuk spor yapmanız gerekiyor fakat hiç canınız istemiyor. Uykusuz musunuz değilsiniz, vücudunuzun herhangi bir yerin ağrıyor mu hayır. Peki neden yapamıyorsunuz? Zihin bedenine bunu yapma izni vermiyor. Zihin bedene izin vermiyor çünkü beynimizin üzerinde bir zihin vardır. Zihnimizin üzerinde de bir ruh vardır. Böyle bir entegrasyon var. Böyle bir ilişkisel çalışma var.” 
O zaman ne yapmalıyız da zihnimiz bedenimizi özgür bıraksın?
Bunun için bir anlam arayışımız olması gerektiğini anlatıyor Tarhan, ve anlam peşinde koşan bir kimsenin, limandan çıkan ve nereye gideceğini bilen gemi gibi olduğunu şöyle anlatıyor: “Nereye gideceğini bildiği için rüzgâr ona yardım eder. Bir gemi limandan çıkmış ama nereye gideceğini bilmiyor, rüzgâr onu istediği yere sürükler. İnsan hayat yolculuğuna çıkarken de stratejik hedefleri olacak. Kısa vadede orta-kısa vadeli hedefleri olacak. İnsan bu hedeflerden yoksunsa kendini aşamaz, kendini aşamayan insan anlam peşinde olmaz. İnsanın yemek, içmek, üremek gibi temel ihtiyaçları dışında sevmek, sevilmek, toplum için bir şey yapmak, yüksek değerlere sahip olmak, kendini gerçekleştirmek gibi hedefleri de olmalı. Bu nedenle ruh sağlığı sadece psikolojik olarak hastalığın olmaması değil, kişinin kendini daha mutlu edecek alanlara yatırım yapmasıdır. Buradaki sihirli kelime, insanın ruh sağlığı için olaylara pozitif anlam yüklemek, pozitif yorumlar yapabilmek, pozitif duygu durumunda kendini tutabilmektir. Negatifi de görüp pozitif duygu durumunu da yönetebilmek önemlidir.”
Sorunları biriktirmeden çözmeli, hayat yolumuzda bir anlam arayışımız olmalı ki böylece yaşanan yorgunluklara rağmen zihnimiz bedenimizi kısıtlamaktan vazgeçsin. 
Mutluluk ve huzurun lüzumsuz bir lüks beklentisi olduğu algısını kodlayan önyargılardan kurtulma zamanı artık, zor zamanlarda daha güçlü olmak adına sorunlarımızı çözerken durup nefes almalı ve güç toplamalıyız.

YORUM EKLE

banner19

banner24