Sosyal medya beynimizi haczetti! 

İnternette araştırmalar yapan, şehirler arası hatta bazen yurt dışı haber kaynaklarıyla bu yolla görüşen ve de eğitim hayatıma online programlarla devan biri olarak hayatımda sosyal medyanın yerinin büyük olduğunu kabul ederek başlamalıyım yazıma; evet, bazen Bursa Şehir Gazetesi bazen de 8. Sayısını yayına hazırladığım Derin Maarif Eğitim Dergimiz için haber kaynaklarım ve okurlarımızla sosyal medya üzerinden güzel etkileşim kuruyorum.

Tüm sektörlerin dijital hamle yaptığı günümüzde, nesnelerin internetinden ve de insansız fabrikalardan bahsediyorken dahası bunları uyguluyorken, bizim mesleğimizin de yazılı görsel basın yayın iletişim olarak bu değişimlere duyarsız kalması düşünülemez. Çemberin dışına atılmamak için, söyleyecek sözünü duyurmak için tüm bu yeniliklere uyum sağlamak gerekir ancak tek şart; teslim olmamak!

Buradaki teslimiyetle kendi teknolojimizi ve iletişim ağlarımızı kurmak üzerinden milli hedeflerimizi güçlendirmemiz gerektiği üzerine teknik bir tartışmaya girmeyeceğim tabii ki… Burada teslim olmamakla kast ettiğim, akli özgürlük.

Sosyal medyada görülen her bilginin kayıtsız şartsız doğru sanılarak paylaşılması, paylaşılan her bilginin tam hakkıyla okunmadan ifadelerle beğeni ölçüsünde yüceltilmesi bir tek beni rahatsız etmiyor olmalı.

Gördüğüm sosyal medya paylaşımlarında yer alan bilgileri okumadan beğenemiyor ve sorgulamadan edemiyorum.

Kısa süre önce aklıma takılan ancak görmezden geldiğim bir paylaşıma yeniden dönüp baktığımda sorular birbirini kovalamaya başladı; paylaşım içerik olarak kimyanın babasının idamını anlatıyordu ve bir asker tarafından asılan genç bir kadın fotoğrafıyla görsel olarak destekleniyordu.

Sosyal medyada bir asker tarafından idam edilen bu kadının fotoğrafı ve altında Fransız Kimyacı Lavoisier'in idamına dair bilgi sık sık karşıma çıkıyor;
Ne diyor o paylaşımda özetle; Giyotinle idama mahkum edilen 51 yaşındaki Fransız Kimyacı Lavoisier Matematikçi arkadaşı
Langrange'i yanına çağırır: "Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir." der. Langrange'in ifadesine göre de gözlerini 2 defa kırpar, yani kesildikten sonra da beyni çalışmaya devam etmektedir.
Şimdi tekrar sorumuza dönelim; kim bu kadın?
Lavoisier'in iddiasıyla aynı paylaşımda olduğuna göre Lavoisier'dir, değil mi?
Lavoisier'i tanımıyoruz ama onun fotoğrafıdır her halde...
Peki; bu fotoğraftaki kadın 51 yaşında mı?
Giyotin nedir bilmiyoruz diyelim ki, ama başının kesilmesinden bahsettiğine göre bu fotoğraf Lavoisier'in idam fotoğrafı olabilir mi?


 

KİM O ZAMAN BU LAVOİSİER? 

Antoine Laurent Lavoisier, 26 Ağustos 1743’te Paris’te dünyaya geldi. Doğumundan kısa bir zaman sonra annesi yaşamını yitirdi ve o andan itibaren Lavoiser ile ilgilenen babası oldu. Zengin bir ailenin çocuğu olan Lavoisieri Mazarin Koleji’nden mezun olduktan sonra babasının tesiriyle hukuk alanına yöneldi. İyi bir eğitimin sonunda 1764 yılında hukuk doktoru olarak mezun oldu. Ancak hukuk alanından mezun olması onu fen bilimlerine duyduğu ilgiden vazgeçiremedi. Öyle ki hiçbir zaman hukuk ile ilgilenmedi.

1764’te Paris’te düzenlenen Paris’in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birincilik kazandı ve Fransız Bilim Akademisi tarafından madalya ile ödüllendirildi. 1965 yılında ilk bilim araştırmasını yaptı. 1768’te kimya alanındaki çalışmaları göz önüne alınarak Akademi’ye üye seçildi.

1771 yılında  Maria-Anne-Pierette Paulze’a ile evlendi. Paulze Lavoisier’in sadece eşi değil aynı zamanda yardımcısıydı. Yazdığı makaleleri İngilizce’ye çeviriyor, yaptığı araştırmalarda ona kaynak sağlıyordu. Ayrıca Lavoisier’in laboratuvarda yaptığı her çalışmayı resmediyordu.

BİLİM ADAMINI GİYOTİNE GÖTÜREN DEVRİM

Ayrıca Lavoisier, abluka altında olan ülkesi için barut yapmakla görevlendirildi. Tüm bu çalışmaları devam ederken kimya bilimden asla vazgeçmedi. Bunun için evine özel bir laboratuvar bile yaptı. Kalan zamanlarında sürekli burada çalışır, ölçümlenmiş olan her şeyi tekrardan ölçer ve deneylenmiş olan her şeyi tekrardan denerdi.

Lavoisier’nin sonunu getiren, Büyük Fransız Devrimi’nin liderlerinden Jean-Paul Marat’nın kini oldu. Bilimsel konularla da ilgilenen Marat, 1780 yılında Ateş Üzerine Fiziksel Araştırmalar başlıklı bir kitap yazdı. Lavoisier bu eserde öne sürülen görüşleri eleştirdi ve aralarında çatışma başladı. Devrim sırasında Lavoisier barut komisyonunun sorumlu üyesiydi ve Devrim’den bir süre önce ünlü Bastille Hapishanesi’ne bir miktar barut depolanmıştı. Lavoisier’nin Devrim sırasında Bastille’i basan yurtseverleri havaya uçurmak için bu barutu kasıtlı ve planlı olarak depoladığı öne sürüldü.

1794’te iki ayrı suçtan devrim mahkemesine çıktı. İlk suçu devrim karşıtı olduğu içindi. İkinci suç ise vergi toplamadaki yolsuzluğuydu. Öyle ki Lavoisier topladığı vergilerin bir kısmını yıllardır laboratuvarı için harcıyordu. Lavoisier, devrim mahkemesi kararı ile 8 Mayıs 1794’te Paris’te 51 yaşındayken kafası giyotinle kesilerek idam edildi.

Çağdaş kimyanın babası olarak tanınan Antoine Laurent Lavoisier, Fransız devrimine karşı mücadele etmiş, hatta devrimcilerin hapishanedeki tutukluları serbest bırakacağını hesaplayıp, onlar geldiğinde hepsini topluca öldürmek için barut stoklamış ve devrim sonrası da "cumhuriyetin bilginlere ihtiyacı yoktur" denilerek giyotinle idam edilmiştir. Lavoisier'in bilimsel ve siyasal duruşunu bu kadar not düşüyor 1794 yılında öldürülen bilim adamını resmettiği düşünülen tabloyu da sizinle paylaşıyorum.

KİM BU ASILAN KADIN? 

Kimyanın babasına dair bu kadar bilgiye ulaştıktan sonra, hem dönemi hem idamın şekli hem de cinsiyet-yaş gibi farklar gösteriyor ki; beynin baş vücuttan ayrılınca da çalışmaya devam ettiğini ispatlayan 2 defa göz kırpma deneyi iddiasında paylaşılan fotoğraf bilim adamına ait değil.

Ohalde, haftalardır sosyal medyada "51 yaşında giyotinle idam edilen kimyacı Lavoisier"mış sanılarak paylaşılan bu kadın kim?
Bu kadın Lepa Svetozarovna Radiç, Bosna'yı Nazi işgaline karşı korumak için 15 yaşında komünist partiye katılan, sayısız eylemde bulunup Nazilere ağır kayıp verdiren, 3 gün süren ağır işkencelere rağmen tek isim bile vermeyen ve 17 yaşında asılarak idam edilen bir halk kahramanı.
Radiç'in de siyasal ve toplumsal mücadelesine dair bu kadar not düşmek yeterlidir sanırım.



BAŞIMIZ GÖVDEMİZDE VE GÖZLERİMİZ…

1943' te asılarak idam edilen 17 yaşında bir kadın olan Radic'in fotoğrafını (nasıl birbirini bulup tek paylaşım olmuşlarsa) 1794'te giyotinle idam edilen 51 yaşında bir adam olan Lavoisier'in fotoğrafı gibi paylaşıp beğenip duruyoruz...

İşte bu sorun sadece tek paylaşım için geçerli olmayan, sosyal medyada önümüze gelen birçok içerikte yaşadığımız bir durum.

Cellatlar tarafından giyotine götürülürken bile okuduğu kitabın arasına ayraç koyacak disiplindeki kimyanın babası, arkadaşına ne diyordu; başım kesildiğinde gözlerime bak, eğer 2 defa kırparsam beyin halen çalışmaya devam ediyor demektir.

Bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını da ayrıca araştırmak gerektiğine dair ihtiyaç hissediyorum açıkçası; tabii bu da başka bir dosya konusu olmalı.

Ancak yaşandığını varsayarak devam edelim; bizler (çok şükür) başı halen gövdesinde olanlar günde kaç kez göz kırpıyoruz? Gün 24 saat, çok uzun bir hesap dersek hemen süreyi kısaltalım; dakikada kaç kez göz kırpıyoruz?

Bu göz kırpmalarımız ne kadar düşünerek yapılan eylem acaba?

Göz kırpma sembolünden uzaklaşırsak daha net bir soru koyalım önümüze; Baş bedenden ayrılınca da beyin çalışmaya devam eder iddiasını anlatan yazıyı okuyup da; “vay be nasıl eşsiz bir deneyim” hayretiyle muhteşem beğeni ifadesine tıklarken, o fotoğrafa kaçımız bakıyoruz?

Bedensiz başın içindeki beyinle bizimki organsal olarak aynı özelliklere sahipken, nedir bizi sorgulamaktan düşünmekten uzaklaştıran?

Tüm bu soruların yanıtı; sosyal medya bilginin fastfood hali denebilir. Önümüze geliyor, tıklıyoruz. Oysa her tık, hayatımızdan anlamlı bir saniyenin daha gitmesi demek belki de.

Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine karşı tek korunma tedbiri düşünmektir, düşünmek bizi arındırır.
Bunu bir düşünün isterseniz, hoşçakalın.

YORUM EKLE

banner19

banner8