Sosyal medyaya fazla güvenmeyin

Günlük hayatta görüştüğümüz ve hatta sadece karşılaştığımız insanların kat kat fazlası sosyal medya hesaplarımızda arkadaşımız, takipçimiz ya da takip ettiğimiz kişiler. Günün her saati ulaşılabilir algısı oluşturan sosyal medya çevresi, zamanla kişilerde gerçek iletişim ve arkadaşlık beklentilerini sarsmakta. Bu da, aslında yüz yüze hiç görüşmediği ve aktardığı bilgilerin gerçekliğinden de emin olmadığı kişilere karşı bireyde aşırı güven hissettiriyor.

Uzamanlarsa uyarıyor; Sosyal medyada kişisel verilerinizi paylaşırken dikkatli olun.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir bu konuda geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada sosyal medya kullanıcılarını göz ardı ettikleri bazı gerçeklere karşı dikkatli olmaya çağırdı: “İnsanlar sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını dilediği şekilde düzenlemekte özgürdür. Ancak şu da bir gerçek ki; sosyal medya paylaşımlarının ve dolayısıyla birtakım kişisel verilerimizin herkese açık olması, mevcut tehlikelerin boyutlarını yükseltmekte, risk alanlarını genişletmektedir. Kişisel verilere ulaşım aslında kişiye ulaşım anlamına gelmektedir. Bundan dolayı verilerimizi yüzlerce kişi ile yüz binlerce kişinin bilmesi arasında büyük bir fark var. Böylesi bir durumda bireyin kötü niyetli kişi veya grupların hatta siber saldırganların hedefi haline gelme olasılığı artmaktadır. Öte yandan bazı kişisel verilerin herkese açık platformlarda paylaşılması, telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebilir.”

Kişisel veri kapsamının da tanımını net olarak ortaya koymak gerekiyor; “Açık adres bilgisi, konum bilgisi ve telefon numarası ile e-posta bilgileri kişiyi potansiyel hedef haline getirebiliyor. Telefona gönderilen kimlik avı mesajları ve özellikle e-posta adreslerine iletilen oltalama gönderileri, kişinin finansal verileri başta olmak üzere özel yaşamına ilişkin verilerini hedeflemektedir. Bugün dolandırıcılık vakalarının önemli bir kısmı kişilerin kendileri tarafından gelişigüzel paylaşılan kişisel verilerinin yardımıyla gerçekleşmektedir. Ek olarak planlamalarımızı ve etkinlik takvimlerimizi de herkese açık olarak paylaşmamız sonucunda çeşitli mağduriyetler yaşayabiliriz. Diğer bir yandan sosyal medyada ebeveynlerin çocuklarına dair kişisel verileri de aleni hale getirmesi, gelecekte bazı sorunların yaşanmasına neden olabilir. Yapılan bir araştırmaya göre, her 4 ebeveynden biri, sosyal medya hesabını herkese açık özelliğinde kullanmakta ve bu ebeveynlerin yarıya yakını aynı hesaplarda sıklıkla çocuklarıyla ilgili paylaşımlar da yapmakta. Bu durum sadece kendimizin değil, çocuklarımızın da risk altında olması anlamına gelmektedir. Yaptığımız paylaşımlar, davranış şekillerimiz ve hassasiyetlerimizi ortaya çıkarabilir. Hassasiyetlerimiz, hiç tanımadığımız ve bilmediğimiz insanların elinde zafiyetlerimiz haline dönüşebilir. Zaaflarımızdan yararlanılarak maddi ve manevi zararlar yaşamamız söz konusu olabilir.”

Peki bu konuda dikkatsiz davranır ve kötü niyetli kişilerin eline kendinize dair bilgiler verirseniz bu durumda yasal haklarınızı da bilmeniz gerekiyor; “6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 11/1 (g) bendine göre, ilgili kişiler işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme hakkına sahiptir. Bu kapsamda aleyhimize sonuçlar ortaya çıkaran profilleme işlemlerine itiraz edebiliriz. Veri sorumlularının da bu itirazları dikkate alıp, gereğini yerine getirme noktasında son derece hassas davranmaları gerekmektedir.”
YORUM EKLE

banner19

banner8