Süleyman Uludağ hocanın ilacı…

Bugün Babacan’ı yazacaktım, aşağı yukarı kafamda oluşturmuştum metni. Ancak öğlen sırasında Büro için Yapı marketten bir kısım malzemeler almış dönüyorken, büromuzun bulunduğu binanın önünde İlahiyatçı Prof. Dr. Süleyman Uludağ hocamız ile karşılaştım.
Selam ve hal hatır sorduktan sonra, kendisini biraz halsiz ve keyifsiz görünce nereye gidiyorsun hocam diye sordum. Acaba yürüyüşe mi çıktı diye düşündüm, kendisi büromuzun arka sokağında bir binada oturduğunu biliyorum.
Bana, hastaneye doktora gideceğini, ilaç yazdıracağını söyledi. Ben de kendisine neden Aile Hekim’ine yazdırmadığını sordum. Bir süre önce Tıp Fakültesinde Anjiyo olduğunu, bazı ilaçların Aile Hekimi tarafından yazılmadığını hastaneye gitmesi gerektiğini ayaküstü anlattı.
Paşa Çiftliği Tramvay durağından binip metro ile Fakülteye gidecek, ilacını yazdıracak, Eczane’den alacak ve tekrar Metro ile dönecek. Kalp anjiyosu olmuş, fazla hali de yok gibi, kendisi de tam 80 yaşında.
Süleyman Uludağ hocayı öncelikle bizim mahallenin sakinleri, büyük ihtimalle de Türkiye’de kitap okuyanların yüzde doksanı tanır diye düşünüyorum. Burada kendisini, eserlerini, makalelerini, İslam Ansiklopedisi Bilim kurulu ve madde yazarı, Türkiye Diyanet Vakfı üyeliği tarafını anlatmayacağım. Köşe yazımın tamamı kendisini anlatmaya yetmez. Merak edenler hocamın biyografisini okusunlar.
Bu arada, hocamın muhterem eşleri de dizlerinden rahatsız olduğu için, asansörü bulunmayan dördüncü katında oturdukları evlerinden çıkarak, yakınlarda asansörlü bir binaya taşınmak zorunda kalmışlar. Ayaküstü sohbetimizde bu durumu da öğrenmiş oldum.
Yıllarca ilim dünyasında hizmetleri, eserleri, konferansları herkes tarafından takip edilen bu 80 yaşındaki gerçek hocamızın, (camii hocası değil) bu ihtiyacını kendisini yormadan giderecek bir çözüm yok mu? Sistemin işleyişini bilmiyorum ama kim ise çözüm bulacak yetkililere, siyasilere sesleniyorum.
Babası memleketten gelse gidip garajdan almayan ama şehrimize gelen Bakan, Milletvekili, Belediye Başkanı veya makam sahibi başka siyasetçileri şehrin girişinde, İnegöl ile Kestel arasında uygun bir geniş alanda, Eczacı şişeleri gibi dizilip karşılayan her partiden zevata sesleniyorum.
Geçenlerde Bursa’da ikamet eden bilmem hangi şehirliler, hemşeri dernekliler (ayıp olmasın diye şehrin adını yazmıyorum, ama canımı sıkarlarsa yazarım) aralarında halen görevde olan şehrin ileri gelen hemşeri bürokratları, emekli bürokratları, o şehrin eski Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış siyasetçiler, bazı işadamları ve mevcut siyasetçiler. O günlerde Bursa’da yapılacak bir etkinliğe katılmak için gelecek olan, bakan, belediye başkanı ve çeşitli siyasi hemşerisi zevatı; şehrin neresinde nasıl karşılayacağını, nerede nasıl birlikte olacağını, nerede nasıl kahvaltı yapacağını konuşup karara bağlamak için bir mekânda yaklaşık üç saat konuşup tartışanlar, neredesiniz ey zevat.
Bu ilim adamlarının, şehrin çıkışında dizilip karşıladığınız siyasetçiler kadar değeri yok mu? Yoksa hemşeriniz olmadığı için mi ilgi alanınız dışında. Kuvvet, kudret, servet veya makam sahipleri karşısında gerdan kırıp sizi oralarda sıra sıra dizen kuvvet nedir. Neden?
Bu arada; bu toplantıda ve bu süre içinde, kusmamak için kendimi nasıl zor tuttuğumu, toplantının bitiminde kendimi hemen dışarı nasıl attığımı da bir Allah bilir bir de ben. Bunları da ayrıca bir gün anlatırım, bu hemşericilik hastalığının Türk siyasi, sosyal ve ekonomik hayatında nasıl hasar ve hastalıklara yol açtığını bir gün konuşuruz. 

Sizlere, âcizane Nazım Hikmet’ten bir alıntı ile nasihat edeyim. İran’da 1100 yılında hükümdar kimdi adını biliyor musunuz? Cevabınızı duyar gibiyim. Peki, Ömer Hayyam’ı duydunuz mu adını biliyor musunuz? Aynı yıllarda yaşadılar.
İlme ve bilime nasıl bir değer verildiği bilinen İslam dininin mensupları, bu alanda da sınıfta kaldılar.
Süleyman Uludağ hoca sizlere bir harf öğretmedi mi? Kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahattin Bayrak
Bahattin Bayrak - 4 ay Önce

Kusura bakmayın ben bu yazıdan bir mana çıkaramadım Süleyman hocamıza ne gibi bir iyilik yapılmasını istedin ona bir araba bir de Şöför tahsis edilsin mi demek istedin yoksa her karşılama töreni öncesi hocamızı ziyareti mi öneriyorsun ve ya böyle değerli zevat ilaç için hastaneye gitmesin internet aracılığı ile bir ulak tarafindan getirilsin mi demek istedin sonucu bağlamamışsın hocamızı acizâne bu hakir de tanıyor isterse talebeleri olarak sırayla hizmetinde oluruz sizin isteyinizi anlamadım da ondan....

Bilal Gürer
Bilal Gürer - 4 ay Önce

Akıllı değiliz ki, milli ve manevi değerlerimize, törenize ve onun icapları ile yaşayalım, menfaatçi ve korkak olmadan adam gibi yaşamaya çalışalım. Akıllı insan hem kendisinin hem de toplumunun mutlu olması ve huzur içinde yaşamasına çalışır, milletine hizmeti olan adamları karşılıksız sever, hizmet eder.

Yavuz  SÖNMEZ.
Yavuz SÖNMEZ. - 4 ay Önce

ALLAH RAZI OLSUN.
GÜNÜMÜZDE SİYASET YALAKALARI ÇOK VAR.

banner19