Tapınamadılar!

Uğur kalkıp İstanbul'dan İzmir'e gitmiş. Kendi söylüyor; "İlk kez bugün yaklaşık 40 gün sonra arabama atlayıp İzmir’e gittim..." diye. Haber yapmak için görevle mi gitmiş, izin yazısı var mıymış, yolda hiç kontrole denk gelmiş mi bilmiyoruz. Neyse, Göztepe'de balkonlar gelincik tarlası gibiymiş, bayraklar varmış balkonlarda onu anlatacak...
Yılmaz denilen Atatürk tüccarı ise başka telden çalıyor; "23 Nisan gerçekten bir mucizedir. O gün itibariyle Avrupa’da parlamenter demokrasi sadece Fransa’da ve İngiltere’de var. Avrupa’nın tamamında ya diktatörlükler var ya da cuntalar vardı. Mustafa Kemal vizyonuysa, halkın egemenliğiyle demokrasiyi tercih etmiş. Aslında bakarsanız, Mustafa Kemal’e yönelik saldırıların temelinde bu mucize vardır." diyor.
Düşünemiyor ki İngiltere monarşiyle yönetiliyor. Koskoca kraliçeyi bile görmezden geliyor. Demokrasiden bahsediyor, valilerin parti il başkanı, Kızılay başkanı ve bilumum görevlerde olduğu bir demokrasiden. Sonraları çok daha fazla gelişen bu demokrasideki Milli Şef dönemlerini de unutmayalım. Tek partili bir demokrasi.
Sadede geliyor sonra. Argümanı ise “Mustafa Kemal 23 Nisan’ı en zor koşullarda bile kutlamıştır.” Ulan! Gazi zamanında korona salgını mı vardı? Milleti sokaklara dökülüp salgını bulaştırmaya teşvik ediyor. Bu alenen suç teşkil etmektedir. Ben buradan duyuruyorum. 23 Nisan kutlaması için bir kişi bile sokağa fırlasa vebali bunundur.
Şimdi tabii bunların tek derdi var, çocukları götürüp düzenlenen tiyatrolarda tapındıramıyorlar ya bütün karın ağrısı ondan. Yoksa 23 Nisan devletin tüm kurumlarınca olabildiği gibi kutlanıyor. Sayın Başkanımız mesajını verdi. Bunu bile görmezden geliyorlar. İstiyorlar ki Meclis (Tercihan eski meclis olacak.) tıklım tıklım dolsun, mebuslara da yayılsın korona. Düşünemiyorlar.
Yine bu Yılmaz, abuk sabuk laflar edip alenen devlete olan güveni sarsmaya çalışıyor. Attığı bir twitte “Sağlık bakanımız, 1 Ocak ile 20 nisan arasında geçen yılların ortalaması gereği toplam 156 bin kişi ölmesi gerekirken, 153 bin kişi öldüğünü açıkladı, yani, salgın başladığından beri Türkiye'de toplam ölüm sayısının bile azaldığını söyledi… Sonra da “bize güvenin” dedi!” diyor. Bu da ayrı bir suç. Yine suç duyurusunda bulunuyorum.
Bakın İngiliz parlamentosunda Çarşamba günleri yapılan meşhur soru günü vardı. Hükumeti soru yağmuruna tuttukları gün yani. Muhalefetin tüm gücüyle saldırabileceği gün. Bu toplantıda muhalefet yapılan ölümcül yanlışları rahatça masaya koyup saldırabilir ve hükümeti gerçekten zor durumda bırakabilirdi. Türkiye’den yardım gelecek açıklamasını daha başvuru yapmadan niye açıkladıklarını sorabilirdi örneğin. Ya da huzurevlerinde ölen binlerce vatandaşın hesabını. Sormadılar, ılımlı bir muhalefetle yetindiler. Nedenini de şöyle açıkladırlar;
“Çok zor günler yaşıyoruz. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var ve vatandaşımızın moralini bozma hakkına sahip değiliz.”
Bizdekiler vatandaşı değil “Tayyip’i nasıl düşürürüz?” sorusunun cevabını düşürüyor. Her ne pahasına olursa olsun. İsterse salgın milletin yarısını kırsın, yeter ki “Tayyip” gitsin.

YORUM EKLE

banner19