TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI

Son günlerde başkanlık sisteminin iyi işlemediği, tek adam yönetimi sonucunu doğurduğu, Türkiye’nin sorunlarını çözemediği, çözülmesine de bir katkı sağlamadığı hatta halkın % 62’sinin de bu sistemin değişmesini istediği gibi ispatı zor iddialar medyada haber olmaya devam etmektedir. Yerel seçimler öncesinde “bu sadece bir belediye seçimidir” diyen muhalefet çevreleri şimdi nüfusun yarıdan fazlasının yaşadığı büyük şehirleri iktidar partisi ve onun ittifakı kaybettiğine göre başkanlığı da halk istemiyor demektir gibi akla ziyan ama mizah değeri de fazla olmayan iddiaları haberleştirmektedir.

Üç yıla yakın bir zaman susan ve siyasi olaylar hakkında görüş belirtmeyen eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun da şimdi “parlamenter sistemin iyiliğinden” söz eden çıkışı da doğrusu siyasi bakımdan sermayeyi tüketmesi gibi bir sonucu hızlandırmıştır. Zaten Ak Parti’de işlerin iyi yürümediği yerel seçimlerin sonuçlarından bellidir. Türkiye’yi kuşatan devasa sorunların da akşamdan sabaha çözülmesinin mümkün olmayacağını da akıl sahipleri teslim eder. Terör, ekonomik kriz, Kıbrıs ve ona bağlantılı olarak Doğu Akdeniz, Ege ve Yunanistan ile bitip tükenmeyen işler, Suriye meselesi ve Türkiye’deki Suriyeli göçmenleri bahane ederek tırmandırılan iç gerginlikler gibi daha pek çok olayın parlamenter sistem ile çözülebileceğinin hatırlatılması temmuz sıcaklarında bir rahatlamadan öteye sonuç doğurması inandırıcı değildir.

Ahmet bey, şimdi meydana çıkarak ne elde etmiştir? Söylentilere bakılırsa muhtemel partisini kurması halinde muhalefet partilerinden oy alabilir mi? Hayır. Ak Parti'de kendisine siyasi bir alan açacak kadar bölünme yapabilir mi? Hayır. Kaldı ki Böyle bir bölünme de siyaseten intihar olur. O halde Davutoğlu'nun ortalıkta görünmesi siyasi bir yanlıştır. Her vatandaş gibi Davutoğlu'nun da siyaset yapma hakkı vardır. Ama mensubu olduğu mahalleye zarar verecek şekilde bu hakkını kullanması kendisine asla bir şey kazandırmaz. 1 Kasım 2015'de ki genel seçim sonuçlarını da sadece kendi adı ile açıklaması da büyük bir hatadır.

Davutoğlu, CB Erdoğan ile yeniden yakınlık tesis edebilseydi, CB Erdoğan'dan sonra önemli bir isim olabilirdi. Şimdi bu haliyle siyasi bir mevta olmaya daha çok yaklaşmaktadır. Oysa birikimleri ile tecrübesi ile CB Erdoğan sonrası için daha uygun bir ad olabilirdi. Davutoğlu, hala Bahçeli ile ittifak Ak Partiye oy kaybettirir havasını soluyor. Evet Bahçeli nedeniyle oy vermeyecek kesimler olduğu gibi aynı Bahçeli nedeniyle oy verecek kesimlerde vardır. Önemli olan Ak Parti, Bahçeli ile ittifak etti diye savuna geldiği ilkelerinden vazgeçti mi? Cumhur İttifakı’da “Çözüm sürecinin” ortadan kalkması ve 15 Temmuz darbesinin yol açtığı hengamede oluşmuştur. Siyasi pazarlıkların sonunda oluşmuş değildir. Üstelik bu ittifak da ne Ak Parti’nin MHP’lileşmesine ne de MHP’nin Ak Partilileşmesine bağlı değildir.

Her iki parti de kendisi için önemli saydığı ilkelerine bağlılığını, taahhüdünü sürdürmekte iken işin bu tarafına bakmak yerine böyle bir sol jargonu telaffuz etmesi hiç de birikimine uygun düşmemiştir. Bahçeli ile ittifak etmeyerek bu siyasi şartlar altında ABD milisleri PKK'lılar ile mi ya da Erdoğan düşmanlığından başka özelliği olmayan Saadet Partisi ile mi ittifak edilebilir:) Üstelik Türkiye'nin idari yapısına bağlı olarak siyasi yapısı da değişiyor. Giderek iki partiden oluşan siyasi bir yapı oluşacaktır. Belli ki o iki parti Ak Parti ile CHP'dir. Davutoğlu artık bu siyasi yapıyı içselleştirmelidir. Bunu göremeyen anlayamayan birisi siyaset alanında olabilir mi? Çok zor. Ayrıca sosyal hayatta bat pazarının bir yeri olsa da siyasette yeri yoktur. Davutoğlunun bat pazarına kendini hapsederek varsa yoksa parlamenter sistem diye bir nakarata destek vermesi de iflas eden bir tüccar görüntüsünden başka bir şeye benzemiyor.

Artık parlamenter sistem tarih oldu. Nasıl ki tek partili mutlakıyetli cumhuriyete geri dönülemez ise parlamenter sisteme de dönüş imkansızdır. Çünkü bu anayasa değişikliğini önce TBMM'den sonra halktan geçirmek pek olabilecek bir hayale benzemiyor. Ancak siyaset yapma hakkı kadar, hayal kurma hakkı da her vatandaşın vardır. Davutoğlu'da, Türkiye'ye bir faydası olmasa da çocukluk döneminin aziz hatıraları arasında bildiği parlamenter sisteme dönüşü tasarlayabilir. Ama hangimizin çocuk hatıraları tekrarlanabiliyor ki Davutoğlu'nunkiler tekrarlanabilsin?

1876’dan başlayarak Türkiye inişli çıkışlı bir şekilde 140 yıllık bir parlamenter sistem uygulaması hiçbir sorunu çözmedi. Bundan sonra çözebileceği iddiası ise ancak eğlencelik bir iddia olabilir. Tarafsız Cumhurbaşkanı iddiası da Türkiye şartlarına hayli yabancıdır. İlk CB unvanını taşıyan Kemal Paşa ömür boyu CHP genel başkanı iken ve o partinin görüşleri, altı oku ders olarak her seviyede okullarda okutulurken tarafsız CB isteği inandırıcı değildir. Tarafsız diye övülenlerden A. Necdet Sezer CB sıfatı ile kaç tane DHKPC’li affetmiştir? Başı örtülü hanımları Çankaya Sarayı’nın bahçesine almamakla, ramazan günlerinde tv ekranlarında su içmesiyle günlerini tüketmiştir. Tarafsız CB’lığı Türkiye tarihinde böylesi örneklere de sahiptir.
YORUM EKLE

banner19

banner8