Türkiye'nin başarısı

Japonya’nın Osaka şehrinde düzenlenen G-20 zirvesinde Türkiye CB Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasındaki görüşmelerin ardından yapılan açıklamalar beklenin dışında bir içeriğe sahip oldu. Çünkü ABD yönetimi tarafından tehdit dolu açıklamalardan sonra iki liderin yapacağı görüşmelerden fazla bir iyimserlik beklenmemişti. Türkiye’ye karşı uygulanacak yaptırımların bir çeşit tebliğat yeri olarak görülmüştü.

Oysa Trump yaptığı açıklama ile herkesi şaşırtmış oldu. “Türkiye’ye haksızlık yapıldığını, müttefik Türkiye’ye karşı S-400 alımı nedeniyle adil davranılmadığını” ilan etti. Trump’a göre bu işin sorumlusu eski Obama yönetimi idi.

Şimdi ABd tarafından yapılan bu açıklama ile Trump yalnızca rakip partiye sorumluluğu atarak onu eleştirmek istemiş olabilir. Çünkü bir yıl sonra 2020’de ABD’de başkanlık seçimi var. Trump’ın da bulduğu her fırsatta rakip partiyi, onun yöneticilerini eleştirmesi bir seçim icabı sayılabilir. Yine de olayı sadece rakip parti eleştiri gibi görüp açıklamak yetersiz olabilir. ABD yönetim organları, dış işleri, savunma bakanlığı gibi birimleri Türkiye’ye bir ders vermek ister ve bunu ilan ederken Trump’ın bu açıklaması Türkiye için oldukça önemli olmalıdır.

ABD ve İran arasında tarafların giderek arttırdığı bir kontrollü gerginlik havası bölgede etkili iken, ABD, İran’a karşı yapıp edecekleri için Türkiye’nin ağzına bir parmak bal sürmüş olabilir mi? İran ile uğraşırken bir de Türkiye ile uğraşmayı, cepheyi genişletmek saymış olabilir. İran meselesi sonuçlanmamış iken hiç olmaz ise Türkiye’nin İran tarafında mevzilenmesini engellemek en azından ABD’ye karşı tarafsız kalmasını temin etmeyi hesaba katmış olabilir.

ABD tarafının Filistin’i bütünüyle ortadan kaldırmak ve İsrail’e hayal bile edemediği yeni fırsatı sunmak için hazırladığı Yüz Yılın Anlaşması hayata geçirilirken, Türkiye’nin muhalefetini engellemek ya da en azından sessiz kalmasını sağlamak için Türkiye’yi rahatlatacak böyle bir açıklama da hesaba katılması icap eden seçeneklerdendir. Türkiye’nin doğrudan desteği olmasa da tepkisiz kalması, ABD’nin bu anlaşma bahanesiyle Filistin’i büsbütün haritadan silmesini kolaylaştırabilir.

ABD ile Türkiye arasında çözümü giderek imkansızlaşan bir Suriye meselesi de vardır. ABD orada PKK(PYD) için bir bölge ihdas etmişken, Türkiye’nin şiddetli muhalefeti o bölgenin geleceği için ciddi bir sorun olmaktadır. Üstelik ABD, Suriye konusunda Türkiye’yi arkadan vurmuş ve Türkiye’ye karşı PKK ile ittifak etmişken şimdi Türkiye’yi S-400 konusunda F-35 savaş uçaklarının alımı konusunda rahatlatarak, Türkiye’nin de PKK işgaline verilen bölge hakkındaki siyasetini etkileme amacı da olabilir. Türkiye’nin Suriye sahasında Rusya ve İran ile diyalog hatta ittifak sayılacak bir yakınlığı döneminde işte bu ittifakı ya da yakınlığı ortadan kaldırmak gibi bir isteği ABD’nin olabilir.

Suriye meselesi kadar olmasa bile Türkiye ile ABD arasında etkisi önümüzdeki dönemde daha da artacak olan bir Doğu Akdeniz’de petrol-doğalgaz arama sorunu da önemlidir. Çünkü Rum-Yunanistan tarafı AB ve İsrail’i arkasına alarak Türkiye’nin orada petrol-doğalgaz aramasını engellemeye uğraşırken ABD aslında Rum tarafında yer aldığı halde Türkiye ile Rum tarafı arasında hakem rolü üstlenerek muhtemel bir savaşı engellemek ya da Rumların haklarını korumayı temin etmek için Türkiye ile ilişkilerini Trump bu açıklaması ile onarmak istemiş olabilir.

Trump’ın Osako’da yaptığı bu açıklamalar bu seçeneklerin tamamı ya da en azından bir kaçını kapsayacak şekilde planlanmış olabilir. Dünyadaki özellikle Orta Doğu bölgesindeki siyaseti ile daima yeni savaşlar çıkaran, barışı engelleyen Müslüman topluluklar için bölgeyi bir cehenneme çeviren ABD’nin verdiği sözlere sadık kalacağı geçen örneklerde görülmüş değildir. Üstelik ABD Başkanı Trump ise ABD yönetim organları tarafından aldığı kararları uygulayamaz duruma düşürülen iktidarsız bir özelliğe sahip iken ABD, Türkiye’ye karşı bir siyaset değişikliğini nasıl yapacaktır? Trump’un kendisinin de zaten doğru sözlülük ve aldığı kararlara sadakat konusunda asla iyi bir sicili yoktur. Bu yüzden Trump’ın açıklamaları ile Türkiye için işlerin düzeleceği gibi bir beklenti hem hayalcilik hem de beyhude olur.

Bütün bunlara rağmen CB Erdoğan liderliğinde ki Türkiye’nin Osako’da Trump’a bunları söyletmesi uluslar arası alanda büyük bir diplomasi başarısıdır. Bu konuda Başta CB Erdoğan olmak üzere katkısı olan herkesi kutlamak icap eder. Uluslar arası alanda Türkiye’nin iyi temsil edildiği, haklarının, haklılığının, bağırıp çağırmadan, işi sokak gösterilerine havale etmeden,  dosta düşmana kabul ettirildiği açıktır. Bu başarının yenileri ile tahkim edilmesi, Suriye, Doğu Akdeniz vb konularda Türkiye’yi rahatlatacak çözümler kısa sürede gerçekleşmese bile en azından bir hal yoluna konulması Türkiye’nin geleceği bakımından hayati derecede önemlidir. Türkiye CB Erdoğan ile bu başarısını, parlamenter sistemde oluşuna değil başkanlık sisteminde oluşuna borçludur. CB Erdoğan’ın hükümette bir koalisyon ortağı olsaydı, böyle bir sonuç ortaya çıkabilir miydi? Başkanlık sisteminin getirisini iki seneden beri anlamak da zorlananlar için Osako zirvesi öğretici bir örnektir.

 
YORUM EKLE

banner19

banner8