Unutmayın!

Eskiden yaşlılarda görüldüğü düşünülen “unutkanlık” günümüzde hemen her yaştan bireyin sıkıntısı haline geldi. ‘Milyonlarca insan gün içinde bazen isimleri, bazen rakamları, bazen de yapılacak işlerini unutuyor. Maruz kalınan stresler ve yoğun iletişim trafiği beynin yakın bellek merkezini aşırı şekilde zorluyor. Bu yoğun bilgi akışında yeni bilgiler, çok önemli bile olsa kayıt edilemiyor ve dolayısıyla öğrenilemiyor. Beyin eski bilgileri unutmuyor ama yeni bilgileri de kabul etmemeye başlıyor.’

Bu belirtilerle karşılaştığımızda da hemen kendimize teşhisi koyuyoruz; Alzheimer başlangıcı.

Prof. Dr. Türker Şahiner, unutkanlığın farklı nedenleri olduğunu ve tehlikeli hale ne zaman geleceğini anlatan bir açıklamada bulundu.

Şahiner’in verdiği örnekler hayatımızdan kesitleri göz önüne getiriyor aslında: “Tuhaf yerlerde ve sürekli unutulan eşyalar unutkanlığın boyutu hakkında bilgi verebilmektedir. Bir kişi gözlüğünü her gün başka bir yerde unutabilir. Ama gözlüğünü unuttuğu yer buzdolabının içiyse durum artık farklı bir boyuta gelmiş demektir. Unutkanlığı fark etmemek, inkar etmek veya unutkanlığa karşı vurdum duymaz bir tavır almak sosyal ilişkilere de yansımaya başlamaktadır. Demans denilen bunama hastalığında en önemli bulgulardan biri unutkanlığın sosyal yaşantıya ne kadar yansıdığı ve yaşam kalitesini ne kadar etkilediğidir. Ayrıca hastanın bu durumundan çoğu zaman hiç haberdar olmaması veya inkar etmesi de demansı diğer masum unutkanlıklardan ayıran önemli bir özelliktir.”

Peki bu unutkanlıklar ne zaman gerçekten bir sorun olarak algılanmalıdır?

Şahiner, unutkanlığın her yaşta görülebileceğini ama en fazla 40-60 yaş arasında gözlemleneceğini anlatıyor: “Özellikle 40-60 yaş arasında görülen her unutkanlık Alzheimer hastalığı belirtisi değildir ve 40 yaş grubunda Alzheimer görülme oranı yüksek riskli genetik faktörler olmadıkça binde birin altındadır. 40 -60 yaş grubundaki insanların kimisi isim, rakam unutur, kimisi duygusal ya da görsel problemler yaşamaktadır. Tek bir türde unutkanlık yaratan durumlar çoğu zaman riskli değildir ve unutkanlığın tipinin belirlenmesi çok önemlidir ve ancak bu sayede unutkanlık kaygıları azaltılabilmektedir. Hastaneler de kısa süre içinde yapılan yakın bellek muayenesi ile kolaylıkla kişide Alzheimer olup olmadığı söylenebilir ancak cevap aranılan soru çoğu zaman farklıdır. Başvuran kişi unutkanlığının nasıl seyredeceğini ve geleceğini sorgulamaktadır. Günümüzde internet üzerinden bellek performans izleme programları henüz erken tanıda oldukça değerlidir.”

Şahiner’in dikkat çektiği başka bir önemli nokta ise, bizler hayatımızı kolaylaştırıyoruz sandığımız halde kendimize nasıl bir yükleme yaptığımızı ortaya koyuyor: “Hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı telefonların beyin sağlığı için birçok dezavantajı bulunmaktadır. Bir bilgiye telefon ya da tabletten kolayca ulaşabilmek o bilgiyi hatırlamaya gerek duymamaya yol açmaktadır. Çok fazla bilgi girişi yapılan yakın bellek çok fazla yorulmakta ve bu bilgilerin tekrar edilme şansı kalmamaktadır. Bu durumda yakın bellek merkezi yani hipokampus tembelleşmektedir. Yine akıllı telefon ve sosyal medya yüzünden yapılması gereken işe odaklanmak zorlaşmaktadır. Bu odaklanma sorunu ruhsal stres yaratarak yaşam kalitesini de bozmaktadır. Bir işle meşgulken aynı anda akıllı telefonda mesaj okumak yakın belleği zorlayan durumlardır. İnsanların mesajlaşma süreleri sosyal ağlar genişledikçe kısalmaktadır. Bir işi yaparken her 30 saniye de bir mesajlara bakmak ve bunu gün içinde sürekli yapmak yakın bellek merkezi zorlayan bir diğer nedendir.”

Bizler, yaşadığımız, okuduğumuz, gördüğümüz her detayın istediğimiz zaman arşivden çıkarılıp önümüze gelmesini istiyoruz ancak Şahiner beynimizin böyle çalışmadığını anlatıyor: “Beyin bilgileri kayıt ederken bilginin duygusal yönü, ağırlığı önemlidir. Yaşanan deneyim acı, tatlı, keyifli, ya da korkunç olmasına göre bıraktığı izler kolayca veya çok zor olarak hatırlanabilmektedir. Hatırlamak için bilginin kayıt edilmesi aslında organizmanın doğada kendini koruma içgüdüsüyle gerçekleşmektedir. Beyin o bilgi onun için önemliyse riskli durumlarda hatırlayabilmek için daha güçlü olarak kaydetmektedir. İnsanlar yaşanılan bilgi çağında herhangi bir duygu barındırmayan bir bilgi bombardımanına tutulmaktadır. Bu da bilginin detaylarını kayıt etmekte zorlanmaya ve hatırlama güçlüğüne neden olmaktadır. Çoğu zaman unutulduğu sanılan bilgiler aslında hiç kayıt edilmemiş olabilmektedir.”

Stresten uzak, sağlam bir hafıza dilerim.

Hoşçakalın.
YORUM EKLE

banner19

banner8