AKP Bize Domuz Eti (mi) Yedirecek !!!

İstanbul- Bursa Feribotunda yanımda oturan Bursa’lı iki tekstilcinin konuşmalarına tanık olmuştum. Birbirlerine, yaklaşan yaz tatilinde nereye gideceklerini, nereye gidilebileceğini, gidilecek yerlerde nerelerde yemek yenebileceğini… anlatıyorlardı.
Birinci tekstilci, geçen yıl Antalya’ya gittiğini, Antalya’da meşhur falancanın yerinde yemek yediğini söylediğinde, ikinci tekstilci, ‘Orada yabancılar çok yemek yiyor. Domuz ürünleri kullandığından bahsediliyor’ dedi. Ayrıca, Antalya’da her yerde yemek yememek gerektiğini, çoğu yerde domuz ürünleri kullanıldığını ilave etti.

Birinci tekstilci tedirgin oldu. ‘Bu adamlar bize domuz eti yedirmiş olmasın” dedi ikinci tekstilciye.
Bir de sordu: “Farkında olmadan yemiş olsam dinen bir sakıncası var mıdır?”
Daha önce din konusunda ahkam kestiğine rastladığım ikinci tekstilci şöyle cevap verdi:
“Dinen bir sakınca yok, ama kıskanma duygusunu yok ediyormuş”
Birinci ve nispeten daha saf tekstilcinin endişesinin arttığını gören ikinci tekstilci sesini kısarak, “Abi, yenge hanımı kıskanmama durumu yaşadın mı?” diye sordu.
Birinci tekstilci biraz düşünerek, “Yoo, öyle bir durum yaşamadım” deyince, domuz eti uzmanımız son noktayı koydu:
“Bu durumda domuz eti yememişsindir”

İmam hatipte okuduğum yıllarda hafızlık yaptığım Trabzon- Ortahisar camiinin karşısında ‘Berber Sırrı’ vardı. Akşama kadar Timurtaş vaaz kasedi dinler ve ahaliye dinletirdi. Müşterinin zihniyetine göre ‘Kapak yapacak’ kasedi takıyordu. Ben de berberin karşısında caminin imamlık ofisi olarak kullanılan tarihi ‘Muvakkıthane’nin içinde ders çalışıyordum. Dolayısıyla vaaz kasetlerini neredeyse ezberlemiştim.

Bir vaazında Avrupa’da erkeklerin eşlerini kıskanmadıklarını, eş değişimi yaptıklarını, birbirlerinin eşleri ile yatmalarının son derece normal olduğunu anlatıyordu. Bunu domuz yemelerine de bağlıyordu.
O dönemde TV’miz yoktu. Sinemaya da fazla gidemiyordum. ‘demek ki öyleymiş’ diyordum. Neyse TV izlemeye ve sinemaya gitmeye başladım. Fakat o da ne? İzlediğim tüm filmlerde eşinden başkası ile öpüşmek bile aldatmak ve ihanet sayılıyordu (Kaptan Onedın’lar vs.) Evet, kadın erkek ilişkileri biraz larc idi, ama kıskanılıyordu. Öpüşme ya da sevişme ayrılık sebebi sayılıyordu. Ve insanlar aldatan eşlerine yer yer şiddet uyguluyorlar/ öldürüyorlardı.
Timurtaş hocadan dinlediğim vaazların bir kısmı yalan ve iftira çıkmış idi.

Bu anlattıklarımı İstanbul sözleşmesine bağlayacağım.
Son zamanlarda sosyal medyada neredeyse her muhafazakarın paylaşıp ağlaştığı bir metin var. Ayet numarası verir gibi İstanbul sözleşmesi madde numarası da verilen bu metinde şöyle deniyor:

“Kadının Cinsel hayatına babası karışamaz,
kocası karışmaz,
Din, kültür, örf gelenek, namus, şeref karışamaz diyorsunuz.
İstanbul sözleşmesi, 12/5. 42/1. Madde.
Bu belaya kim ya da kimler imza attı!!!”

İlgili maddelere baktığınızda, karışamaz gibi bir şey söylemediğini, bu kesimler ve bu değerler ‘Kadına şiddet için gerekçe olamaz’ dendiğini görüyorsunuz.
“Madde 12/5 uyarınca, Taraf devletler, kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların, bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.”

 

Birkaç kişiye yazdım: “Arkadaşım, orada öyle demiyor. Bari ne dediğini olduğu gibi yaz. Ona göre yorum yap. Bu sözleşmenin eleştirilebilecek yönleri vardır. Bizim toplumumuzun değerlerine, aile yapımıza, örfümüze uymayan maddeler taşıdığını söyleyebilir ve tartışabilirsin. Ama çarpıtmadan ve tahrif etmeden yap bunu…”

Arkadaşlarımdan itham etmeyen birkaç kişi şunu söyledi bana:
“Bu sözleşme kadına yönelik şiddet’i de tanımlıyor. Sözgelimi eşiniz sizi aldatsa, ya da 18 yaşından küçük kızınız başkası ile yasak ilişki kursa siz de ona bağırdığınız ya da kaşlarınızı çattığınızda ve onlar da sizi şikayet ettiğinde suçlu sayılabileceksiniz. Çünkü kadının beyanı esastır”

Ben de hazır düz mantık kurulmuş, sevabıma bu düz mantığı biraz daha ileri götürüp halklarıma destek olmak istiyorum:

Şimdi bu sözleşmeye göre eşiniz sizi aldattığında kaş çatamayacak, bağırmayacak mısınız?
Peki, bunu nasıl başaracaksınız ?
Çok kolay…
Domuz eti yiyeceksiniz.
Evet..
Bu İstanbul sözleşmesinin gizli bir maddesi var. (Bu gavur her andlaşmaya gizli maddeler koyar)
Adını açıklayamayacağım çok üst düzey bir devlet yetkilisinin bana bildirdiğine göre, İstanbul sözleşmesinin gizli maddesi şöyledir:
“Taraflar, halkların bu maddeleri hazmedebilmeleri için domuz eti ve mamullerinin tüketilmesini –gizli ya da açık– teşvik etmek zorundadırlar”

Haydin düz mantığa.

İlginizi Çekebilir

Bursa’da sinekle mücadele canla başla sürüyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, karasinekle mücadele çalışmaları çerçevesinde aralıksız ilâçlama ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir