Antikapitalist ayetler ya da eşitlik farz mıdır?

İhtiyacımız olandan fazlasına sahip olmamızın ‘Kenz’ olduğu, bunu infak ederek herkes ile eşit hale gelmemiz gerektiği, ihtiyacımız olmayan şeyleri infak etmeyip elimizde bulundurmamızın haram olduğu sıkça dile getirilir olmuştur.

Bunun böyle olduğu bazı Kur’an ayetlerinin yorumlarına dayandırılmaktadır. Ve Kur’an’ın mal biriktirmeyi, lüks tüketimi haram kıldığı dillendirilmekte, ekonomik refah düzeyi yükselen muhafazakar dindarlar sıklıkla ‘Abdestli Kapitalist’ yaftası ile yaftalanmaktadır. İkinci/ üçüncü evi olup kiraya veren, bir yandan da namaz kılan ‘Hacı Amca’ tiplemeleri cehenneme sokulup çıkarılmaktadır.

Daha önce Facebook’taki notlarımda ve Hanif Dostlar sitesinde de yayınlamış olduğum iki notumda ele aldığım, bu anlayışa dayanak olarak gösterilen bazı ayetlerin çeviri ve yorumunu birleştirerek  burada yayınlamak istiyorum.

  1. Ayet: Tevbe:34-35: Ey inananlar, din bilginlerinin ve din adamlarının çoğu halkın mallarını batıl ile yerler ve ALLAH’ın yolundan saptırırlar. Altın ve gümüşü kenz edip (yığıp) ALLAH yolunda harcamayanlara acı bir azap müjdele.

Gün gelir o biriktirdikleri cehennem ateşinde ısıtılarak onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır: “Kendiniz için biriktirdiğiniz işte budur. Biriktirdiğinizi tadın.”

Bu ayetlerde salt anlamda altın ve gümüşün biriktirilmesinin haram olduğunun söylendiği yorumu yapılmaktadır.

Aslında  burada bahsedilen insanlar Ahbar ve Ruhban sınıfıdır. Bugün için bu sınıf kamu görevlileri, kamu yöneticileridir.. Kamu yönetimi halktan topladıkları kaynakları / vergileri kamu yararına (Allah yolunda) harcamak ve kullanmak zorundadır. Allah yolunda (kamu hizmeti için) kullanmak yerine kamu kaynaklarını şahsi servet (keneztüm li enfüsiküm/ kendiniz için servet edindiniz) biriktirmek için kullanmaları eleştirilmektedir.

Tevbe süresi Mekke Fethinden sonra gelen bir süredir. Müslümanların kamu görevi almalarının (valilik, ve zekat / vergi memurluğu) yoğun olduğu bir dönemdir. Kuran onları bu süreçte uyarma gereği duymaktadır. Kamu malı şahsi malınız değildir. Kamu malı üzerinden zenginlik ve servet biriktiremezsiniz. Kamuya ait olanı kamu için harcamalısınız.

  1. Ayet: Nahl:71.

Yaygın Çeviri: “Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştırFazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da onda eşit hale gelmiyorlar. Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar?”

Bu çeviriye göre:

  1. Rızıkları  Allah vermektedir. Ama bazılarına fazla vermektedir.
  2. Fazla verilenlerden fazlalık rızıklarını çalışanlarına (ya da ellerinin altındakiler kimse) aktarmaları emredilmektedir.
  3. Rızıkta eşit olmayı ‘fazla verilenler’in sağlaması istenmektedir. Bunu yapmamaları durumunda Allah’ın nimetini inkar etmiş sayılmaktadırlar.

 

Ayetin tarafımdan yapılan çevirisi: ” Allah, rızıkta kiminizi kiminizin üzerinde avantajlı  kılmıştır (faddale) Avantajlı kılınanlar, ellerinin altındakilere onların rızıklarını (kendileri) veriyor değillerdirOnlar onda (rızıkta/ rızkı Allah’tan almak noktasında AG) eşittirler. Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar?”

Bu çeviriye göre ise:

  1. Allah Razzaktır. Rızıkta kimisi kimisinden daha avantajlıdır. Bu avantajlı olmaklık, evrende cari olan ‘Sünnetullah’ın (İlahi yasa) bir tecellisidir.

Bu yasa Zuhruf:32 de: “..Dünya hayatta onların maişetlerini aralarında biz taksim ediyoruz. Bazılarını bazılarına derecelerle bir yükseltiyoruz ki bazısı bazısını istihdam etsin..”  ayeti ile ifade edilmiştir.

  1. Avantajlı olanlar istihdam ettirdiklerinin Razzak’ları değillerdir. Çokça rastlandığı gibi bazı kimselerin: “ben 100 kişiye ekmek veriyorum” gibi tavırlarına sıkça rastlanmaktadır. Bu doğru değildir. Hepiniz rızkı Allah’tan almak konusunda  eşitsiniz.
  2. Rızkı Alah’tan aldığının farkında olmayıp, patronunu Razzak gören işçi ya da kendini Razzak sayan patron Allah’ın nimetini inkar ile suçlanmaktadır.

 

Bu ayetlerden ve başkaca birçok terğip ve terhib hadisinden hareketle ertesi güne cebinde 7 dirhem kalmayacak kadar infak etmenin farziyyetini Kuran’a, İslam’a nispet etmek ciddiyetten ve gerçekçilikten uzak bir yaklaşımdır. Bu abartılı söylem ayrıca çelişkilerle doludur. Hz.Peygamberin, ölüm döşeğindeyken kalan son 7 dirhemini infak etmek için çırpındığını ballandıra ballandıra anlatırken Aynı zamanda O’nun kendinden sonra evlenmeleri haram olan birçok eşi olduğu gerçeğini askıda bırakmaktadır. Ve bu kadınların ne ile yaşayacağı, Allah elçisinin onları yüz üstü mü bıraktığı.. sorusu havada kalmaktadır.

Kur’an’ın, Resule (kamu otoritesine) gelir dağılımını dengelemek, ‘Refahı tabana yaymak’ gibi makul ve ahlaki bir ekonomik hedef gösterdiği hepimizin malumudur. (Haşr:7) Bu ilke servet ve mal dağılımı ile ilgili evrensel bir üst ilkedir. Bunun ötesinde Kuran’da ‘ekonomik eşitlik’ gibi bir dayatma yoktur.

İkinci evini kiraya veren ‘Abdestli kapitalist hacı amca’ edebiyatınıza daha sağlam referanslar bulmalısınız.

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Korkut Ata’nın mirasına Bursa sahip çıktı

Türkiyat sahasının kurucu ismi Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir