‘Arafat-Forum 2015’ Sonuç Bildirgesi:

“En son Allah elçisi Hz. Muhammed’in yaptığı ‘Veda Hutbesi’nden sonra bugün, burada, Müslümanların temsilcileri, ‘Hilf-ul-fudüll’  üyeleri olarak bizler de O’nun sünnetini ihya ederek, Bundan sonraki yıllarda da sürdüreceğimiz ‘Ortak açıklama’ uygulamasını başlatıyoruz.

Hamd Alemlerin Rabbine aittir. Allah’ın en son ve O’ndan önceki tüm ‘Hakk Elçileri’ne ve onların ardıllarına selam olsun.

Allah’tan başka bir ilah yoktur. O Alemlerin tek sahibidir. Bizler O’nun mülkü olan bu evrende hiçbir insanın, hiçbir gücün, hiçbir grubun, hiçbir örgütün, kendinde güç vehmeden hiçbir iradenin üzerimizde tahakküm kurmasını kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. O’nun bize üflediği ruh ile yeryüzünde yaratılmış herkesi ve her şeyi ‘O’nun Emaneti’ olarak algılayan ‘Özgür Halife’ler olarak yaşayacağız. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin kölesi olmayacağız.

Yaşadığımız evren bize ait değildir. Bu evreni ‘Ekosistem’ içinde her biri ayrı bir misyon (Tesbih) icra eden milyarlarca varlık/ canlı türü ile paylaşmaktayız. Yaşamımızı sürdürmemiz şüphesiz ki bu varlıkların/ canlıların işlevlerini sürdürebilmesine de bağlıdır. Evrende sürdürülebilir bir yaşam için bu ilahi sistem içindeki tüm varlık ve olaylarla ‘Uyumlu’ (Salih/ Maruf) ilişkiler kurmamıza, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermemize bağlıdır. Yaşadığımız çağda şüphesiz çevreye karşı işlenen suçlar en önemli ‘Günah’lar arasına girmektedir. Çevreye saygı, İlahi sisteme saygıdır, Bu da Allah’a saygının en önemli göstergesidir. Bizler tüm canlıları ‘yaşam paydaşımız olarak gören bir imana sahibiz.

Müminler şüphesiz kardeştirler. Hiçbir müminin tarihsel ve kültürel olarak tevarüs ettiği etnik, mezhepsel ve coğrafi konumundan dolayı diğer müminlerin üzerinde üstünlüğü yoktur. Üstünlük ‘takva’dadır. Takva ise en önemli içsel ahlaki dinamiktir. Müslümanların tarihsel ve kültürel olarak tevarüs ettikleri mezheplerden dolayı ötekileştirilmemesi ve kardeşlik hukukunun zedelenmemesi gerekir. Mezhepsel farklılıkların Müslüman toplumun bütünlüğünü bozması ve gücünü azaltmasına izin vermemek için tüm Müslüman ülkelerde koordineli eğitim çalışmaları yapılacaktır. Müslümanların düşmanlarının mezhepsel ayrılıklardan kaynaklı çatışmaları manipüle etmesine izin vermemek en önemli çalışma alanımız olacaktır.

Müslümanların yaşadığı coğrafyalardaki kaynaklar şüphesiz tüm insanlığın ortak malı olduğu gibi, diğer coğrafyalardaki kaynaklar da öyledir. Ancak, kendi zenginlik ve konforları için dünyanın geri kalan tüm insanlarının sefil olmasına/ ölmesine göz yuman ‘Küresel Emperyalist Zorbalar’ın kurduğu zulüm düzenini kabul etmiyoruz. Bu Zulüm düzenine karşı mücadele vermek İslami/ ahlaki/ insani görevimizdir. Zorbalıkla, kan akıtarak gasp ettikleri ile oluşturdukları konforlu yaşamı onlara yar etmemek Sünnetullah’ın  bir tecellisidir. Şüphesiz Sünnetullah’ın olumlu tecellisinin bizim ‘doğru seçimlerimiz’e bağlı olduğunun şuurundayız. Bunun için tüm çabamızı sarf edeceğimizi ilan ediyoruz. Bahsi geçen Küresel zorbaların ‘Birleşmiş Milletler’  adı ile oluşturdukları suç örgütünün bu egemenlerin gizli servis elemanlarının güdümünde olduğunu biliyoruz. Bu örgütün 5 tane devletinin diğer tüm devletlerin iradesine ipotek koyabilmesi de bu örgütün küresel zorbaların çıkarlarını kollayan bir örgüt olduğunun göstergesidir. Biz ezilen tüm halkların gerçek temsilcisi olan ‘Birleşememiş Milletler’ örgütünü oluşturmak için çalışacağımızı ilan ediyoruz.

Coğrafyamızda içimizdeki bazı beyinsizler, küresel egemen güçlerle de işbirliği yaparak katliamlara, sürgünlere, savaşlara sebep olmaktadırlar. İslam düşmanları bunların işledikleri insanlık suçlarını İslam’a mal edilerek İslamofobilerine malzeme kılmaktadırlar. Şüphesiz bu fobiklere karşı sürekli kendimizi aklama ve savunma pozisyonunda kalacak değiliz. Bizler bu suç örgütlerinin tetikçisi beyinsizleri ve arkalarındaki zorbaları çok iyi tanıyoruz. Onlara karşı kendi halkımızın can- mal güvenliği ve kendi özgürlüğümüz için mücadele veriyor ve vereceğiz. Coğrafyamızda ve tüm dünyada halklarımıza karşı suç işleyen küresel faşistlerin katliamların, soykırımların, soygunların, ihtilallerin, içimizdeki sinsi-ağlak hainlerle çevirdikleri dolapların hesabını tüm insanlığa vermeleri için sesimizi yükselteceğiz.

Müslümanların geleneksel fıkhında kadınların hakları konusunda ciddi handikaplar olduğunun bilincindeyiz. İçimizdeki kadın temsilcilerin de dile getirdiği bu sorunlu yaklaşımların tüm mezhep temsilcilerinin de teyid edeceği şekilde düzeltilmesi için bir sonraki foruma kadar bir çalışma grubu oluşturmasına karar verilmiştir.

‘Biz kısık sesleriz’ diyen şairin aksine artık biz ‘gür sesler’ olacağız. Allah’ın sevgili elçisi Hz. İsa’nın deyimi ile ‘Kulaklarımıza fısıldananları damlardan duyuracağız’

Selam tüm iyi insanların üzerine olsun.

2015 Arafat- Mekke”

Hayaldir, gerçek olsun. Amin.

İlginizi Çekebilir

PKK Avrupa ve ABD’yi terörle korkutuyor

Türkiye’nin terör örgütlerine karşı başlattığı operasyon ABD ve Avrupa’da korku yarattı. Bu korkunun nedenini açıklayayım; ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir