Araplar kız çocuklarını ne yapıyordu?

“Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.  Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!  Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan utanır, Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!”  (Nahl:57-59)

 

 

Bu ayetler ve de siret kaynaklarına göre Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı.

Çocukluğumdan beri İslam öncesi cahiliye Araplarının ne denli bağnaz/ cahil olduklarına dair yapılan anlatımlardan en çok bu argümanın öne çıktığını gördüm. Bunu ilk duyduğumdan beri  aklıma iki soru hep gelmiştir:

  1. Neden diri diri? Neden öldürüp öyle gömmüyorlar?
  2. Gömüyor idiyseler nesil nasıl çoğaldı? Öte yandan cahiliye erkeklerinin çok kadınla evlendiklerinin söylenmesi bir çelişki değil miydi?

Aslında ayetler yaygın bir gerçeklikten söz ediyor. Kız çocuklarının istenmeyen, değer verilmeyen bir çocuk olması. Erkek çocuk sahibi olmanın bir başarı olduğu, kız çocuğu sahibi olmanın bir başarısızlık ve utanç verici bir şey olduğu.

1991 de 8. sınıfta, 14 yaşında  bir öğrencim (1991 de Yunus Emre Sevgi Yılı kompozisyon yarışmasında Türkiye birincisi olmuştu. Cumhurbaşkanı Özal onu köşkte konuk etmiş ve cumhurbaşkanına  büyüyünce büyük bir yazar ve sonra da cumhurbaşkanı olmayı hayal ettiğini söylemişti..) derste İslam öncesi Arapların bu uygulamasını konuşurken söz alıp şöyle söylemişti:

“1400 sene öncesinin Araplarına gitmeye gerek yok. Benim babam bugün, burada beni diri diri toprağa gömüyor. Ben okumak istiyorum ve babam beni okutmak istemiyor. Beni öldürmüyor ama benim kişiliğimi, hayallerimi yok ediyor..”

O günden bugüne öğretmenlik yaptığım birçok okulda kız çocuklarına karşı uygulanan ayrımcılığa çok tanık oldum. Birçok kız çocuğun kişiliği yok sayılıyor, potansiyelleri öldürülüyor, var olma hakları ellerinden alınıyor. Törelere kurban ediliyor,  mahalle baskılarına feda ediliyor.
Diri diri gömülmekten kasıt budur.. Yoksa gerçekte kızını öldürmeden toprağa gömen bir Arap yoktur. Ayette anlatılan durum bir mecaz olarak anlaşılmalıdır ve tarihin her döneminde her yerde karşılaşılabilecek bir ayrımcılığın kınandığı düşünülmelidir.

Hz. Ömer ile ilgili anlatılan meşhur hikaye son derece vahşi bir Ömer tablosu çıkarır karşımıza. Kızını gömecekken: “pantalonunuza çamur bulaştı babacığım, izin verin temizleyeyim” diyen kızını ağlayarak gömen bir Ömer…
‘Eğer kız çocuklarını öldürmek rutin bir uygulama olsaydı, Hz. Ömer kızını diri diri gömmek için neden konuşabileceği bir yaşa kadar beklesin’ ya da ‘diri diri gömmek yerine neden öldürdükten sonra gömmemiştir’ diye de sormuyor.
Sözü bu konuyu facebookta bir not olarak yayınladığımda, şu an hayatta olmayan Sümeyra kardeşimin yazının altına yaptığı yorumlara bırakıyorum:

“…mesele, İslam fikir dünyasına hakim erkek egemen aklın, ayetin ve aslı varsa hikayenin bugünün ‘diri diri gömülen kızlarına’ dönük yüzünü örtmek, sorumluluktan kaçmak, haddini bilmemek için konforunu bozmamasıdır..”

“..mesele, Türkiye deki gibi devlet eliyle okullardan/çalışma hayatından uzak tutulan, hayatları başlamadan bitirilen, zindan edilen kadınların ve kız çocuklarının,

mesele İran’da ve diğer çarpık din yorumunu dayatan sözde İslam ülkelerinde olduğu gibi, kadını kendi yanlış ve kokuşmuş dininin simgesi ve nesnesi durumuna hapsedip ona hayatı yasaklayan erkek zihnidir.
bu, vicdansızlıktır.
adaletsizliktir. zulümdür. alçakça bir korkaklıktır…”

“….hikaye gerçek ya da değil. Önemli olan bugünün hikayeleri. Onlar fazlasıyla gerçek.
Bir genelevin varlığını devam ettirmesi kimin marifetidir?
“Anası” veya “Bacısı” olmayan her kadını potansiyel … gören erkek aklınındır.
Buradaki erkek aklı cinsiyetçi bir yaklaşımı çağrıştırmasın sizlere. Bu düzeni bizzat erkek gibi düşünen anneler idame ettirir…”

“SAE MA YAHKÜMUN”

 

 

İlginizi Çekebilir

Korkut Ata’nın mirasına Bursa sahip çıktı

Türkiyat sahasının kurucu ismi Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir