Babaannem ‘Abdestli Kapitalist’ idi!

thumbnail_ahmet-gu%cc%88naydinBabaannem her gün mutlaka Kur’an okurdu. Yazları işten güçten dolayı iki günde bir cüz’, kışları her gün bir cüz’ okurdu. Yılda en az 10 hatim indirirdi. Bazen bir yandan ezberinden okur, bir yandan da etrafı kolaçan ederdi. Namaz kılarken de sesini yükselterek bizi ya da kediyi azarlar, nizamat verirdi. Gerek aksatmadığı namazı, gerekse sürekli Kur’an okumasından dolayı, bizi Allah ile birlikte yetiştirdiğini düşündüğüm olmuştur. O kadar içimizdeydi Allah. Çocukluğumda O’nu dinleye dinleye Kur’an’dan birçok cümle kalıbını ezberlemiştim. Hafızlık yaparken bu çok işime yaramıştı. Okuduğum tüm ayetler bana tanıdık geliyor, çok hızlı ezberliyordum. Hafızlık hocam bu durumu çok zeki olmama bağlıyordu. Biraz büyüyüp Arapça da öğrenince yanına sokulup, ‘Tranesa ndo ley o Rebbis?’ (Babaanne, ne diyor Rabb?) diye sorduğumda: ‘Ne tesun, adam olin, insan olin, heram yemayin deyii’ derdi. Spesifik olarak okuduğunu anlamasa da Şatibi’nin deyimiyle ‘Makasid’i anlıyor ve hatta yaşamaya özen gösteriyordu. O’na okuduğu kısımların çevirisini yaptığımda çok mutlu oluyor, teyid edici basit bir iki cümle söyler, yine kendi söylediği tefsiri doğrulardı.

Babaannem, küçük yaşta babasını kaybetmiş. Annesi de amcası ile evlenmiş, kendisi küçük yaşta amcaoğlu ile evlenmiş… İlk eşi olan dedemden dört çocuk doğurduktan sonra dedem vefat etmiş, bu sefer de dedemin kardeşi ile evlendirilerek annesinin kaderini paylaşmış… Diğer dedemi de iki çocuk doğurduktan sonra kaybeden babaannem 6 tane yetim çocuk ve bir yatalak kaynana ile çileli ömrüne devam etmiş…

Lakabı kendi gibi ‘Efendi’ olan amcam inşaat ustası, babam ve küçük amcam terzi olmuş, kızlar (halamlar) da kendi köyümüz ve yakın köylerden birileri ile evlenmiş idi. Ancak babamın, biz üç kardeşin doğumundan hemen sonra verem olup vefat etmesi ve ondan 4-5 yıl sonra da annemin evlenmesi ile babaanneme yeniden en iyi bildiği ‘yetim bakma rolü’ düşmüş oldu. Babaannem annem evlendiğinde takriben 70 yaşlarındaydı. (Gerçi rahmetli 10 sene boyunca soranlara 69 yaşında olduğunu söylerdi. ‘Kalfoğun Muhammed’le yaşıtız, O’na sordum, 69 dedi, ne pileyim ben’ derdi) Belki de bize bakma sorumluluğunu 70 yaşından sonra taşıyamayacağından korktuğu için yaşını 69 da sabitlemiş olabilir diye düşündüğüm olmuştur.

Babaannem bir yandan aç kalmamak bir yandan da bizi okutmak için mücadele etmeye başladı. Maaş yok (yaşlılık maaşı hariç) gelir yok… vs. Tek gelir kapımız ahırdaki ineklerden elde ettiğimiz süt, yağ ve peynir idi. O da yağ- şeker- yem- kepek-beyaz un almaya yetiyordu. Bir de iki yılda bir sattığımız inek, danadan aldığımız/ bazen de alamadığımız para… Bir de çok az gönlü zenginin fitre- zekat ve sadakaları… (Cenazelerde Iskat-ı Salat paraları mezarın başında dağıtılırdı. Aslan payı bize düşerdi. Ne yalan söyleyeyim, çocukluğumda birisinin ölümüne sevinirdim)

İnek satacağımız zaman başvurmak zorunda olduğumuz komşu köylü bir celep vardı. İneği düşük (babaannem öyle derdi) fiyattan alır, az bir peşinat verir, sonrası için gün verir, ama asla gününde ödemezdi. Bazen yıl olurdu, babaannem defalarca gidip gelirdi (1 saatlik yoldu) alamadan dönerdi. Eve gelir, kendi kendine yüksek sesle söylenir, beddua

ederdi. Bazen sorardık: ‘kime konuşuyorsun babaanne?’ O da: ‘Hiiç, kime konuşacağum, selatü selam geturuyirum… Ellahumme selli alaa…’ derdi.

Babaannem parasının değerini pij eden celebe ‘yetim hakkı yiyorsun. İneği ucuza aldın, fiyatı arttı, ama sen hala parayı vermiyorsun. Bari 10’i 11.5’ tan faizini ver’ demiş. Zira babaannem için ilmin zirvesi sayılan ‘Dedam o haci havuys ve Serdaroylis’ tan birisi (sanırım Serdaroyli idi) 10’i 11.5 tan faize cevaz vermişmiş. Hatta Serdaroyli hoca, yetimleri olan dul kadınların 10’i 11.5 tan (yüzde 15) faiz almalarının caiz olduğunu söyleyen, pratik yaşamı kolaylaştırıcı fetvaları ile meşhur bir hoca imiş. Hatta kemençe ve horona bile cevaz vermişmiş (Hayrettin abimin yalancısıyım)

(Aslında ilçemiz olan Tonya’nın faizcileri çok meşhurdur. Tonya’da geçerli reel faiz oranı yüzde 15 değil, yüzde 40 imiş. ‘Kurk (40) alurum’ bir Tonya’lı faizci raconu olarak bilinir…)

Celep durur mu? Derhal babaannem hakkında ‘faizci kapitalist’ dedikodusunu yayıp üste çıkmış, kabahatini bastırmaya çalışmıştır. Aslında faizi vermediği gibi parayı da pij ederek verirdi. Ama yine her zaman ona işimiz düşerdi.

Bu dedikodu yüzünden her yıl Fitre ve Zekatını bize veren, sanırım Alaman emeklisi, köyün tanıdığım en dindar, en sıcak insanı, çocukları arkadaşlarımız, bizi sürekli koruyup gözeten rahmetli Muhammed Öztürk amca (nur içinde yatsın) fitre ve zekatını vermemeye kalkmıştı. Babaannem Zekat zamanını bilir, birimizi yanına alarak ziyaretine giderdik. Bizi çok sıcak karşılar, yemek yedirir, önceden hazırladığı Fitre ve Zekatı incitmeden verir, bizi yolcu ederdi. Ama bu sefer ne olduysa Zekatı alamadan döndük…

Babaannem durur mu? O Fitre- Zekat onun ve bizim hakkımız idi. Gidip hakkını aramış, kendini açıklamış/aklamış ve o Zekatı almıştı. O dedikoducu, hak yiyici celebe beddua ede ede eve gelmişti. Haklıydı, zira koskoca Serdaroyli hocanın cevaz verdiği ve üstelik alamadığı yüzde 15 faiz yüzünden Rahmetlinin adı ahir ömründe ‘Abdestli Kapitalist’e çıkmıştı.

Diyeceğim o ki İhsan hodjanın diline doladığı ‘Abdestli Kapitalist’ fitnesini Müslümanların arasına sokan kişi Kumyatakli Serdaroyli hoca ve onun faizci müridesi ‘Fadime t’Ayşobon’ olabilir…

Aaahhh Tranesa… Gittiğin yerde rahat- huzur bulduğunu biliyorum. Ruhun şad olsun.

İlginizi Çekebilir

Eldekilerin kıymeti bilinmeli…

Ligde devre arasına sadece 7 maç kaldı. Tabii ara yaklaştıkça da transfer dedikoduları sıklaşmaya başladı. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir