Beştepeye secde ederek giriniz…

 

Geçtiğimiz hafta içinde HDP cephesinde olumlu denebilecek birkaç olay yaşandı. Demirtaş Çınar katliamını ve karne günü Diyarbakır’da, bir okul bahçesine atılan bomba sonucu öğrencilerin yaralanmasını yarım ağız da olsa kınayan bir açıklama yaptı. Yarım ağız diyorum, Çünki doğrudan PKK’yı telaffuz ederek kınamadı. ‘Kim yaptıysa’ diyerek kınadı.

Bu kadarı bile son bir buçuk yıl içinde Demirtaş’tan duyabildiğimiz bir tepki değildi. Doğrudan devlet güçlerini (aslında saray güçlerini) suçlamayı adet edinmişti.
Bunun dışında yakın zamanda Mazlum der kökenli HDP’li Ayhan Bilgen’in kısmi özeleştirisi, Leyla Zana’nın 2 yıllık konuşma orucunun sonunda cumhurbaşkanından görüşme talep etmesi sayabileceğimiz diğer olumlu gelişmelerdir.
Leyla Zana iki yıl kadar önce ‘bu işi Erdoğan’dan başkasının çözemeyeceğini’ söyledikten sonra lal kesilmişti. ‘Ölüm orucuna başlayacağım’ sahte restinin ardından sesi sedası kesilmişken, nihayet geçen hafta ölmediğini gösterecek bir çıkış yapmış ve yegane çözüm kaynağı gördüğü kapıya gitmeye karar vermiştir. Zana’nın bu çıkışı partiden bağımsız yaptığını düşünenler çıkabilir. Ve hatta bir süre sonra parti bu görüşmeyi sahiplenmeyebilir. Ama inanıyorum ki Zana’ya, Eredoğan ile görüşme görevi bizzat parti tarafından verilmiştir.
Bunu şuradan da çıkarabiliriz: Amerika başkan yardımcısı Biden’in Türkiye’te yaptığı ziyarette HDP’den Altan Tan, Leyla Zana ve Ayhan Bilgen ile görüşmesi/ toplantı yapması bir tesadüf değildir. Bundan, büyük patronun kadro ve taktik değişikliğine gideceği sonucunu çıkarabiliriz.
HDP böyle bir kadro ve taktik değişikliğine neden gitmiş olabilir?
Bölgeden konuştuğum bir dostum bölge halkının PKK ve HDP ye çok kızgın olduğunu, hayal kırıklığına uğramış hissettiğini ve hatta HDP ve PKK’nın kürt halkına ihanet ettiğini düşündüklerini söyledi: “Bunu HDP’nin Van’da, Diyarbakır’da, Batman’da yaptığı ve çok az kişinin katıldığı mitinglerden, özyönetim ilanı ve hayatı yoksul Kürtlere zindan eden hendek savaşına destek vermemesinden ve sokağın dilinden çıkarmak mümkündür.”

Aynı kişiye göre, Kürt halkının/ Bölge halkının HDP ve PKK’ya kızgın olmasını devletten yana/ devletin yanında olduğu anlamına almamak gerekir: “Bölge halkı için devlete küsmek te devletle barışmak ta çok kolaydır. Ancak PKK’ya küsmek ve küstükten sonra PKK ile barışmak o kadar kolay değildir. Devlete küsmenin de barışmanın da getirisi varken, PKK’ya küsmenin de barışmanın da faturası vardır. Devlet te bu durumun farkında olmalı ki hendek operasyonlarında son derece titiz hareket etmekte ve sivillere zarar vermemeye azami özen göstermektedir.”

Bölge halkının PKK’ya destek vermemesi ve hatta yapılan anketlere göre HDP’den de desteğini çekmesi PKK/ HDP’yi, şiddet yanlısı yeni yetme fanatikler yerine, Kürt davasına emek vermiş, ılımlı sayılabilecek olanları öne sürmeye ve umudunu Devletin yapabileceği Roboski benzeri hatalara bağlayarak, ‘arafta kalmış’ Kürt halkının desteğini yeniden çekmeyi denemeye yöneltmiş olabilir.

Devlet böyle bir hata / hatalar yapar mı?
Devletin böyle bir hata ya da hatalar yapmamak için çok titiz davrandığı, sırf bu yüzden de operasyonların çok uzadığı ve çok şehid verdiği söylenmektedir: “Ancak Devletin içinde ve dışında devleti bahsi geçen hataları yapmış duruma düşürecek çok mekanizma vardır. En başında bunu PKK’nın kendisi yapabilir ve yapmaktadır. Biliyoruz ki PKK sivillere ve çocuklara bile ateş edebilmekte ve ‘Bunu devlet yaptı’ yaygarası koparabilmektedir. Buna inanmaya ve hatta propagandasını yapmaya teşne büyük bir medya da bulabilmektedir.”
Nitekim Diyarbakır’da okul bahçesine bomba atıp, karne almaya gelen öğrencileri yaralayan PKK, olayın devlet güçleri tarafından yapıldığını açıklamış ve birçok bağnaz/ fanatik (aslında Yeminli Erdoğanofobik) PKK sempatizanı da buna inanmıştır.

PKK ve HDP’nin sadece yalan ve manipülasyon olan sermayesinin büyük ölçüde tükendiği bu günlerde Devletin Cumhurbaşkanından, polisine kadar her biriminin çok daha titiz olması, araftaki bölge halkını yeniden hendekçilerin propaganda ve manipülasyon malzemesi haline getirecek hiçbir malzeme vermemeye dikkat etmesi hayati önem arzediyor.

Öte yandan halktan kırmızı kartı gördükleri için, kenarda bekletilen/ ağızları mühürlenen ve bir buçuk yıldır hakkı haykırmak için ağzını açmayan, ancak bugünlerde yıkama-yağlama rolü verilen kişiler üzerinden bölgeyi yeniden savaş ve kan deryasına çevirenlere de şu mesaj ulaştırılmalıdır:

“’Hıtta’ deyiniz ve Kapıdan secde ederek giriniz…”

İlginizi Çekebilir

Korkut Ata’nın mirasına Bursa sahip çıktı

Türkiyat sahasının kurucu ismi Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir