Bu NOEL’de de Müslümanlarda değişiklik yok

Bir yılı daha geride bıraktık.  Çok garip bir ülkemiz var. Kime dinini sorsanız Müslüman’dan başka bir din duymanız nerede ise imkânsız. Hangi alışveriş merkezine gitseniz dev gibi NOEL ağaçları ışıklar içinde sizi karşıladı. Her vitrin, yılbaşına, Noel’e göre dizayn edildi. Bütün alışveriş siteleri Noel üzerine hediyeleşmenin teşvikini yaparak satış yapma peşinde oldu. Milli Piyango satan meşhur bayilerin önünde kilometreleri geçen kuyruklar oluştu. Bu arada en büyük ikramiye İstanbul’da satılan bilete çıktı.   Mağazalar özel yılbaşı hediye paketleri hazırlayıp, başköşeye de şampanyayı koydu. Oteller, içkili mekânlar, gazinolar bu geceye özel programlar düzenledi, sadece rezervasyonla girebildiniz. Polis, yılbaşı gecesi için alarmda oldu ve bütün izinler kaldırıldı. Terör eylemlerine karşı, her yerde devlet tarafından önlemler alındı, denetimler sıklaştırıldı.

Bunlar ticari ve sosyal olaylar ve bunların olabilmesi için vatandaşın buna teveccühü olması gerekir. Eğer bu konuda vatandaşın bir talebi olmasa, önceki yıllardan gelen istatiksel veriler bu işlerin yılbaşı yani Noel’de oluştuğu izlenimini vermese, dolaylı olarak bunlarda bir azalma veya tamamen ortadan kalkma olacak. Fakat durum onu göstermiyor. Bu yılda bu işlerin bir şekilde artan veya aynı oranda devam ettiğini gösteriyor. Veya bu yılki verilere bakarak, geçen seneye göre arttığını veya eksildiğini tespit edebileceğiz.

Diyanet diyor ki; içki, kumar şeytan işi pisliklerdir. Aslında diyanet değil, Kur’an-ı Kerim söylüyor. Maide Suresi 90. Ayeti okursanız görürsünüz. Bir Müslümanın zaten doğal olarak bundan haberi olması gerekir. Yani bu ayeti bilmesi gerekir. İçkinin, kumarın bir Müslüman için Allah tarafından konulmuş bir yasak olduğunu ve bundan kesinlikle kaçınması gerektiğini bilmesi gerekir. Bunun için diyanetin söylemesine de gerek yoktur. Tabi ki samimi anlamda bu sorumluluğu kendi üzerinde taşıyorsa.

Neticede herkes kendinden sorumlu, bir şekilde herkes bu dünyada nasıl yaşadığının hesabını Allah’a tek başına verecek. Kimsenin yaşantısı, kimseyi ilgilendirmez.

Ancak, burada son derece sosyal ve Müslümanım diyen samimi insanları ilgilendiren bir sorun var. Toplumda hep beraber yaşıyoruz ve birbirimize sorduğumuzda veya sormadan zaten herkes kendi ifadesi olarak “Müslüman” olduklarını deklare ediyor. Bunun yanında, her ailede yetişen çocuklarımız ve torunlarımız var. Her aile inancına göre çocuklarını yetiştiriyor. İnancından ve aile terbiyesinden gelen unsurlarını çocuklarına ve torunlarına anlatıyor. Bu çocukların yetiştiği ortak alanlarda, özellikle tamamının Müslümanım diyen insanlardan oluşan ortak alanlarda Müslümanların inançlarına son derce ters ve adeta o inanca meydan okurcasına yapılan uygulamaların aleni olarak,  yeni yetişen nesli etkisine alacak tarzda yapılması rahatsız edici ve bir o kadar da tahkir edicidir.

Allah, Müslümanları içki ve kumardan men ettiğine ve bunlardan uzak kalmasını emrettiğine göre, Hristiyanlara atfedilen, aslında tamamen bir pagan âdeti olan yılbaşı kutlamalarının, Müslüman toplum içinde, üstelik kendine Müslümanım diyen insanlar tarafından yapılması, bu kutlamaların vazgeçilmezi içki ve kumarın aleni olarak ortaya saçılması ve bunun yıllar yılı yapılır durumda olması son derece çelişkili ve çapraşık bir durumdur.

Ya bu toplumun, kendi ifadesi ile belirttiği gibi hemen tamamı Müslüman değil, ya da kendine Müslümanım diyenler inançlarında samimi değiller.

Kimse, kimseyi bir dine, bir inanca zorla sokamaz. Hele İslam, kimseyi dinde zorlamaz. Ve herkes kendi inancına göre, istediği şekilde bir diğer inancın sınırına tecavüz etmeden yaşayabilir.

Biz bunu yapmalıyız. Bunu başarmalıyız. Kimse Allah’ı kandıramaz. Netice de kimsenin de kendini beyhude yere kandırmasına gerek yoktur. İnandığımız şekilde yaşamazsak, yaşadığımızın bizim dinimiz olur.

Galiba hepimizin yeniden inançlarımızı sorgulamamız gerekir. Çocuklarımıza ve torunlarımıza karşı sorumluluğumuz var. Bu çelişkili yaşam, kişiliklerimizin tam olarak oluşmasına da engel teşkil ediyor.

Diğer inanç toplumları karşısında komik duruma düşüyoruz. Allah karşısında ise mahcubuz. Müslümanım diyoruz, her türlü yaşantımızla, kılığımızla kıyafetimizle, Hristiyan veya Yahudiler veya ateistler gibi yaşıyoruz.

Velhasıl bir türlü kendimiz olamıyoruz. Ne Camiye yarandık, ne kiliseye. Ne Kuran-ı okuduk, Ne de İncili. Ne Müslümanlığı biliyoruz, ne Hristiyanlığı.  Cami ile kilise arası, Kuran ile İncil arası bile değil, Müslüman, değil, Hristiyan, değil, Ateist, değil, ne olduğumuzu kendimizde bilmiyoruz.

İlk önce, bir gün,  alışveriş merkezlerinin girişinde dev Noel ağaçları görmezsek, vitrinlerin Noel için süslendiğine şahit olmazsak, otellerin, gazinoların yılbaşı için özel programlarını aleni reklamlarla ve rezervasyonlarla yaptığını duymazsak, milli piyango kuyruklarını görmezsek, hatta loto, toto, at yarışı işlerini hiç işitmezsek, işte o gün, yahu artık biz kendimiz olmaya başladık galiba diyebileceğiz.

O gün, çocuklarımız ve torunlarımız bu çelişkili toplum içinde yetişmek ve kafaları karışarak ergenliklerini tamamlamak zorunda kalmazlar.

Bunun için, birey olarak yapmamız gereken basit ; Şayet kendimize Müslümanım diyorsak, kimseye sormadan elimize bu dinin kaynağı olan KUR’AN-I KERİM- i alacağız, anlayarak ve düşünerek başından sonuna , olmadı bir daha , olmadı bir daha tekrar ederek okuyacağız.

Ve yine mesele basit; Öleceğiz ve Allah’a hesap vereceğiz, bu dünyada yapmamamız gerekirken yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

İlginizi Çekebilir

Tel Abyad’a bombalı saldırı: Çok sayıda ölü ve yaralı var

Milli Savunma Bakanlığı, PKK/YPG’li teröristlerin Tel Abyad’ın güneyindeki Salık Atik köyünde bomba yüklü araçla düzenlediği ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir