CHP’nin sol olamadığının ispatı iki olay!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa’da siyaset adına çok kötü sınavlar veriyor. Parti içindeki kavgalar, kongreler sürecinde koltuk savaşları devam ederken, kamuoyu önünde güvenirliğini sürekli yitiren, sözü ile davranışı tezat bir görüntü veriyor CHP…

Bursa kamuoyu gündeminde haftalarca tartışılan Hasanağa Göleti kenarında Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in müstakbel kayınçosuna ait ruhsatsız ve kaçak villayla ilgili yaşanan süreç, parti tabanında sinirlerini oynattı. Skandalın ortaya çıkmasının ardından Turgay Erdem İl Başkanı Hüseyin Akkuş ve Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal basının karşısına çıkarak kaçak yapılmış villayı savundu. İmar barışından yararlandığını falan ifade ettiler. Ancak sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı kayıt belgesini imar barışına girmediği için iptal etti villanın.

Bekledik ki CHP yönetimi “Madem kaçak biz solcuyuz böyle bir kepazeliğe müsaade edemeyiz o villa yıkılsın” desin. Ne gezer. Hala tık dedikleri yok. Turgay Erdem de villayı kurtarma derdinde. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın yanından ayrılmayan Erdem, dün Meydan Gazetesi’ne verdiği mülakatta da hala yıkıyoruz demiyor diyemiyor. İmar Barışı’ndan yararlanmak için kayınçosunun yargıya başvurduğunu söylüyor. Lafı eveleyip geveliyor. Yık başkan o kaçak villayı. Onu yıkamazsan Nilüfer’de bir tek kaçak bina yıkamazsın. Yıkarsan da enkazının altında kalırsın.

İkincisi Fetiye Mahallesi’nde geçen hafta yaşanan bir aileye yönelik adeta linç girişimi. İddialar çok vahim CHP’li meclis üyesi ve yanındakiler aileyi adeta linç ediyor. Aile feryat ediyor. Konu basına yansıyınca İl ve ilçe başkanı aileyi ziyarete gidiyor. Kamuoyu CHP’den bir açıklama bekliyor. Bir adım atmasını bekliyor. Ancak CHP yine sessizliğe bürünüyor. Oysa aynı CHP yönetimi Ankara’da Kemal Kılıçdaroğlu’na atılmak istenen yumrukla ilgili ayağa kalkmış, basın açıklaması yapmıştı. Ak Parti üyesi olan saldırıyı yapan adamı derhal partiden atmıştı üstelik.

Şimdi gelelim çok daha vahim bir iddiaya.  O akşam olaylar başladığı zaman Turgay Erdem de oradaydı iddiaları CHP’ tabanında dilden dile dolanıyor. Olay çıkınca Erdem’in olay yerinden götürüldüğü söyleniyor. İddia CHP tabanından geliyor. Umarız doğru değildir. Doğru ise adı geçen meclis üyesiyle Turgay Erdem o olaydan sonra da birlikte takılıyorlar. Bu daha da büyük bir skandal olarak CHP tarihine geçer.

Bu konuya devam edeceğiz…

Hasılı CHP’de durum bildiğiniz gibi…

Merkez İHL’de şok yardımcı kitap iddiası!

Merkez İmam Hatip Lisesi’nde eğitim gören bir öğrencinin velisi aradı. Konu kaynak kitaplarla ilgili şikâyetti. Velimizi dinledikten sonra bir kez daha bu konuyu kaleme almak şart oldu. Konumuz Merkez İHL ama muhtemelen tüm okullarda benzer durum yaşanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti devleti her eğitim öğretim yılı başında ülkedeki tüm öğrencilerin ders kitaplarını ücretsiz bir şekilde veriyor.

Öğrenciler ve veliler kırtasiye kırtasiye gezmesin diye. Öğrencilere ve ailelerine bir katkı sağlıyor.

Sonrasında da her sene başı bizzat Milli Eğitim Bakanı, kaynak kitap noktasında öğrencilerin zorlanmamasını istiyor. Hatta kaynak kitap alımını yasaklıyor.

Heyhat dinleyen var mı? Yok!

Hemen hemen tüm okullarda tüm öğretmenler okul kitabı dışında kaynak kitap istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı ne okullara ne öğretmenlere bir türlü kitap beğendiremiyor.

İlle de kaynak kitap alın. Kaynak kitaplar öyle 5 lira 10 lira da değil ha. 100 liradan başlıyor.

Devlet 20-30 liralık kitabı katkı için ücretsiz verirken okullar ve öğretmenler misliyle o parayı veli ve öğrencilere ödetiyor.

Kimse kusura bakmasın arkadaş. Devletin verdiği kitap artı öğretmenin verdiği bilgiler eğitim öğretimin temelini oluşturur. Öyle hazır sorularla dolu kaynak kitaplar, hazır testler vs…

Öğretmenlik o kadar basit hale getirilmemeli.

Biz de o sıralardan geçtik…

Öğretmenlerimiz akşamları eğlenmeye, gezmeye, oturmaya gitmek yerine oturur evlerinde ders çalışır ertesi gün derse girerdi.

Öğretmenlerimizin çeşitli kaynaklardan not aldığı bilgileri bize yazdırır, yazarken öğrenirdik. Bazen de teksir basar verirlerdi.

Ama bütün öğretmenlerimiz derse notlarıyla gelirdi. Kaynak kitap neredeyse kimse almazdı. Dahası belirlenen kitaplarla dersleri işleme noktasında öğretmenlerimiz ısrarcı olurdu.

Çoktan seçmeli sınav olsa bile onları elleriyle yazar bize de beyaz dosya kâğıdına yazdırır öyle yaparlardı sınavları. Öyle sınavın hazırına kaçmazlardı.

Pek tabiki dönem değişti teknoloji eğitimin içine çok girdi. Ancak bu öğretmenliğin değerini düşürmemeli.

Bu bölümü burada bırakarak başlığa gelelim.

Merkez İmam Hatip Lisesi, öğrencilerine tam bin 300 liralık kaynak kitap aldırıyor bilgisi geldi.

Evet evet yanlış okumadınız tam bin 300 liralık kaynak kitap. El insaf…

İmam Hatip Lisesi’ne zaten orta alt gelir gurubundaki insanların çocukları gidiyor ekseriyetle.

Bugünkü ekonomik koşullarda insanlar mutfak da dahil tüm harcamalarından feragat ederek çocuklarını okutma çabasında.

Üstelik işin manevi boyutunu en iyi anlaması gereken kurumlardan biri İHL…

Buna rağmen böyle bir girişimin mantığını birileri anlatmalı…

Bunun doğru olmadığını, Merkez İHL’nin kendi birikimiyle öğrencilerini en iyi şekilde eğitim öğretim verecek yapıya sahip olduğunu söylemeli.

Bin 300 liraya alınan kaynaklar ki alınıyorsa kamuoyuyla paylaşılarak gerekçeleri izah edilmeli.

Yoksa bu tartışma daha çok su götürür…

Başhekim yapılmadı diye…

Önceki gün bir yerel gazetede kalp damar cerrahı bir doktorun açıklamalarını okuduk.

Efendim Şehir Hastanesi nedeniyle kent merkezindeki hastanelerin içi boşaltılmış…

Ameliyat yapamaz hale gelmişlermiş…

Daha önce bilmem kaç tane ameliyat yaparken bu yarının altına düşmüş… Ameliyat yapamadığı için özel sektöre geçmişmiş…

Yapma hocam ya… Başhekim yapsaydılar aynı şekilde mi konuşacaktın.

Her hekimin özel sektöre gitme hakkı var. Böyle bir keyfiyeti de var. Ancak giderken devleti töhmet altında bırakıp, devlete çamur atarak yapmak çok ayıp…

Ben gidiyorum giderken de birkaç kişiyi sarsayım mantığı doğru bir mantık değil. Kimseye de bir fayda getirmez. Sistemde eksiklikleri pek tabiki dile getirmek hakkınız. Ancak özel sektöre geçerken buna bir bahane üretip devleti töhmet altında bırakmak hiç yakışmadı…

Keşke daha iyi şartlarda teklif aldım ve bende tercihimi oradan yana kullandım diyerek gitseydiniz… Bu çok daha şık ve çok daha saygıdeğer bir davranış olurdu.

Neyse pek tabiki herkes kendi yaptığından sorumlu…

 

 

İlginizi Çekebilir

Millilerden Mehmetçik’e selam

Arnavutluk’u 1-0 yenen A Milli Futbol Takımı’nda teknik heyet ve futbolcular, maçın ardından soyunma odasında ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir